Çocukluk çağı astımında hipogamaglobulineminin klinik izlemde önemi


Tezin Türü: Tıpta Uzmanlık

Tezin Yürütüldüğü Kurum: Sağlık Bilimleri Üniversitesi, ANKARA SAĞLIK UYGULAMA VE ARAŞTIRMA MERKEZİ, DAHİLİ TIP BİLİMLERİ BÖLÜMÜ, Türkiye

Tezin Onay Tarihi: 2022

Tezin Dili: Türkçe

Öğrenci: GİZEM AKPINAR

Danışman: Emine VEZİR

Açık Arşiv Koleksiyonu: AVESİS Açık Erişim Koleksiyonu

Özet:

Amaç: Astım farklı klinik görünümleri olan heterojen bir hastalıktır. Hipogamaglobulinemi gibi tekrarlayan solunum yolu enfeksiyonlarına neden olan durum astım kliniğinin seyrini etkileyebilmektedir. Çalışmamızda hipogamaglobulinemi ile ilişkili astım kliniğinin farklılıklarının gösterilmesi amaçlanmıştır. Gereç ve Yöntem: Çalışmamızda 2015-2020 yılları arasında Ankara Eğitim ve Araştırma Hastanesi Çocuk Alerji ve Klinik İmmünoloji Kliniği'ne başvurmuş, en az 1 yıl izlenmiş, 4-12 yaş arasında normogamaglobulinemik (n=286) ve hipogamaglobulinemik (n=46) astım tanılı hastalar geriye dönük olarak incelendi. Bulgular: Hastaların demografik bulgularında hipogamaglobulinemik olan grupta astım tanı yaşı, semptom başlama yaşı ve anne sütü alma oranı daha düşük bulundu (p sırasıyla <0,001; 0,001; 0,024). Atopi durumlarının karşılaştırılmasında iki grup arasında anlamlı fark saptanmadı. Hipogamaglobulinemik grupta atopik dermatit varlığı, yıllık üst solunum yolu enfeksiyonu, akut otit, bronkopnömoni ve astım atak sıklığı daha yüksek bulundu (sırasıyla p=0,014; 0,005; <0,001; <0,001; <0,001 ). Hipogamaglobulinemiklerde inhaler kortikosteroid tedavisinin daha küçük yaşta başlandığı ve kesildiği saptandı (sırasıyla p<0,001; 0,002). Sonuç: Hipogamaglobulineminin astım klinik seyrine etkisinin gösterilmesi bu hastaların takibinde klinisyene fikir vermesi açısından önemlidir. Hipogamaglobulinemisi olan astımlı hastalarda semptom başlama yaşı, astım tanı yaşı, anne sütü alma oranı daha düşük saptanmıştır. Yıllık astım atak sıklığı, parental atopi varlığı, atopik dermatit varlığı ise daha yüksek saptanmıştır. Çocuklarda bu şekilde hipogamaglobulinemik astım fenotipinin belirlenmesi için daha uzun süreli prospektif çalışmalara ihtiyaç vardır.