Mesane kanserinde total lezyon glikolizi ve metabolik tümör volümü parametrelerinin tümörün histopatolojik özellikleri ve biyodavranışı arasındaki ilişkinin araştırılması


Tezin Türü: Tıpta Uzmanlık

Tezin Yürütüldüğü Kurum: Sağlık Bilimleri Üniversitesi, İSTANBUL BAŞAKŞEHİR ÇAM VE SAKURA ŞEHİR SAĞLIK UYGULAMA VE ARAŞTIRMA MERKEZİ, DAHİLİ TIP BİLİMLERİ BÖLÜMÜ, Türkiye

Tezin Onay Tarihi: 2025

Tezin Dili: Türkçe

Öğrenci: CİHAN ŞİN

Danışman: Burcu ESEN AKKAŞ

Açık Arşiv Koleksiyonu: AVESİS Açık Erişim Koleksiyonu

Özet:

ÖZET AMAÇ: Bu çalışmanın amacı, mesane kanseri hastalarında pre-operatif FDG PET-BT incelemesi ile ölçülenen tümöre ait metabolik ve volümetrik parametrelerin, tümörün histopatolojik özellikleri ve biyodavranışı arasındaki ilişkiyi incelemek ve FDG PET'in kötü prognozlu hastaların tanı anında belirlenebilmesine olası katkısını araştırmaktır. YÖNTEM: Mesane kanseri ön tanısı ve uzak metastaz şüphesi bulunan 149 hastaya evreleme PET-BT görüntülemesi yapılarak hastalık yaygınlığı, nodal ve uzak metastazlar değerlendirildi. Diüretikli dual faz geç PET/BT görüntülerinden elde edilen primer tümöre ve (varsa) lenf nodlarına ait SUVmax, SUVmean, Metabolik Tümör Volümü (MTV), Tümör Lezyon Glikolizisi (TLG) değerleri kaydedildi. Bu metabolik ve volümetrik parametreler ile hastaların postoperatif dönemdeki histopatolojik TNM evrelemesi arasındaki ilişki detaylı bir şekilde incelendi BULGULAR:Çalışmaya dahil edilen 149 hastanın 30'unda evreleme FDG PET-BT görüntülemesinde uzak organ metastazı saptandı Metastaz saptanan hastalarda tespit edilen tümöre ait metabolik parametrelerin tamamı diğer hastalardan belirgin olarak yüksek olduğu görüldü. PET-BT görüntülemesinde uzak metastaz saptanmayan 119 hastanın 75'ine TUR-M(%63) 44'üne radikal sistektomi (%37) operasyonu yapıldı. TUR-M operasyonu yapılan 75 hastanın 16 tanesinde histopatolojik inceleme sonucunda malign tümör saptanmazken; malign tümör tespit edilen 59 hasta mevcuttu. TUR-M operasyonu sonucunda patolojisi malign gelen grupta patoloji sonucu benign gelen gruba göre SUVmax, SUVmean, TLG ve MTV değerleri belirgin olarak yüksekti . TUR-M operasyonu sonucunda patolojisi malign gelen 59 hastanın 31 tanesinin tümör evresi Ta evre, 9 hastanın T1 evre, 19 hastanın T2 evre olduğu görüldü. Spearman Korelasyon Analizi ve Kruskal-Wallis testi sonuçlarına göre metabolik ve volumetrik PET parametreleri ile TUR-M tümör T evreleri arasında karşılaştırıldığında gruplar arasında anlamlı fark olduğu görüldü . TUR-M operasyonu sonucunda patoloji sonucu T2 (kasa invazif) tümör gelen hasta grubunda SUVmax, SUVmean, TLG ve MTV değerleri diğer gruba (Benign proçesli hasta grubu+ Ta,T1 tümörlü hastalar) oranla belirgin olarak yüksekti. Radikal sistektomi operasyonu yapılan 44 hastanın evreleri 3 hastada Ta evre, 6'sında T1 evre, 15'inde T2 evre idi. T3 ve T4 evre tümöre sahip hasta sayısı eşitti ve iki grupta da 10 hasta mevcuttu.Spearman Korelasyon Analizi ve Kruskal-Wallis testi sonuçlarına göre metabolik ve volumetrik PET parametreleri ile radikal sistektomi tümör T evreleri arasında karşılaştırıldığında anlamlı farklılık olduğu görüldü. Radikal sistektomi operasyonu yapılan hastalarda kasa invazyon göstermiş tümörü bulunan hastalarda (T2,T3 ve T4 evre hastalar) SUVmax, SUVmean, TLG ve MTV değerleri kasa invazif olmayan tümörü bulunan (Ta ve T1 evre hastalar) hasta grubuna göre belirgin yüksekti. Histopatolojik olarak lenf nodu metastazı tespit edilen 16 hastanın primer tümörünün metabolik ve volumetrik parametreleri incelendiğinde primer tümörün SUVmax, SUVmean ve TLG değerleri ile lenf nodu metastazı arasında anlamlı ilişki tespit edilemezken,primer tümörün MTV değeri ile lenf nodu metastazı arasında anlamlı ilişki bulunmuştur. Radikal sistektomi operasyonu öncesi PET-BT incelemesi yapılan 44 hastadan pelvik lenf nodlarında şüpheli aktivite tutulumu izlenen hasta sayısı 17 idi. Bu 17 hastadan 13'ünde operasyon sonrası yapılan histopatolojik incelemede pelvik lenf nodu metastazı olduğu saptandı. PET-BT'de pelvik lenf nodlarında şüpheli aktivite tutulumu izlenmeyen 27 hastanın 24'ünde post-op histopatolojik değerlendirmede lenf nodu metastazı izlenmez iken; 3 hastada lenf nodunda metastaz tespit edildi. Bu veriler ışığında yaptığımız PET-BT incelemesi bu hasta grubunda lenf nodu metastazı tespitinde %85,7 spesifite, % 81,25 sensitivite, %76,5 oranında pozitif prediktif değere; %88,9 oranında ise negatif prediktif değere sahipti. SONUÇ: Çalışmamız, mesane kanseri tanı ve evreleme sürecinde gerçekleştirilen diüretikli dual faz FDG PET-BT incelemesinin yalnızca uzak metastazları saptamakla kalmayıp, aynı zamanda lenf nodu metastazlarının belirlenmesi, detrüsör kası invazyonunun tespiti, tümörün T evresinin ortaya konulması ve benign-malign lezyon ayrımında son derece önemli bir tanı aracı olduğunu ortaya koymaktadır. FDG PET-BT'nin mesane kanseri evrelemesinde kas invaziv tümörlerin preoperatif dönemde tanınmasını sağlayarak, hasta yönetimi ve ilk tedavi planının belirlenmesine önemli katkılar sunabileceği düşünülmektedir. Çalışmamıza dahil edilen hastaların takip sonuçlarından elde edilecek progresyonsuz sağkalım ve genel sağkalım verilerinin, mesane kanserinde evreleme aşamasında diüretikle yapılan FDG PET-BT parametrelerinin öngörülen riskin gerçekleşip gerçekleşmeyeceğine dair değerli bilgiler sağlayacağı düşünülmektedir. Evreleme PET-BT'den elde edilen metabolik ve volumetrik parametrelerin hasta yönetimine ve tedavi protokolünün belirlenmesine olası katkılarının, daha geniş vaka serileri ve uzun takip verilerini içeren randomize klinik çalışmalar ile belirleneceği öngörülmektedir. ANAHTAR KELİMELER:Mesane kanseri, FDG PET-BT, Metabolik Tümör Volümü (MTV), TOTAL Lezyon Glikolizi(TLG), T2 Evre, Radikal Sistektomi, TUR-M