Rektum kanserinde aşağı anterior rezeksiyon yapılan hastalarda laparoskopik ve açık tekniğin karşılaştırılması: Retrospektif çalışma
Tezin Türü: Tıpta Uzmanlık
Tezin Yürütüldüğü Kurum: Sağlık Bilimleri Üniversitesi, ANKARA DR. ABDURRAHMAN YURTASLAN ONKOLOJİ SAĞLIK UYGULAMA VE ARAŞTIRMA MERKEZİ, CERRAHİ TIP BİLİMLERİ BÖLÜMÜ, Türkiye
Tezin Onay Tarihi: 2016
Tezin Dili: Türkçe
Öğrenci: YAVUZ SELİM KAHRAMAN
Danışman: Cihangir ÖZASLAN
Açık Arşiv Koleksiyonu: AVESİS Açık Erişim Koleksiyonu
Özet:Amaç: İleri evre rektum kansericerrahisinde, onkolojik sonuçlardabaşarıya ulaşma kaygısı nedeniyle laparoskopinin yeri ve kullanımı halen tüm dünyada tartışmalıdır. Bu çalışmadarektum kanseri nedeni ile aşağı anterior rezeksiyon (AAR) uygulanan hastalarda laparoskopik AAR'nin açık AARileerken dönemklinik veriler, komplikasyonlarve patolojik verilerinin karşılaştırılması amaçlanmıştır. Yöntem ve gereç: ÇalışmamızdaOcak 2012 ile Aralık 2015 tarihleri arasında rektum kanseri tanısı ile aynı cerrahi ekip tarafından laparoskopik veya açıkAAR uygulanan ardışık 201 hastanın; cinsiyet, yaş, Amerikan Anestezistler Derneği ameliyat öncesi risk skorlaması (ASA), tümör yerleşimi, uygulanan cerrahi tipi, ameliyat süresi, morbidite, hastanede kalış süresi, erken dönem klinikve patolojik verileri retrospektif olarak değerlendirilmiştir. Bulgular: Çalışmaya dâhil edilen 93'ü (%46,6) laparoskopik, 108'i (%53,4) açık cerrahi teknik ile AAR uygulanan toplam 201 hastanın demografik verileri incelendiğinde; ortalama yaş 61,84±12.22 (24-88) yıl, laparoskopik cerrahi grubunda 62,83±11.30 (29-82) yıl, açık cerrahi grubunda 61.00±12.95 (24-88) yıl olarak bulunmuştur. Tüm seride hastaların126'sı (%62,7) erkek, 75'i (%37,3) kadındır. Gruplar değerlendirildiğinde, laparoskopik cerrahi grubundaki hastaların 65'i (%69,9) erkek, 28'i (%30,1) kadın, açık cerrahi grubundaki hastaların 61'i (%56,5) erkek, 47'si (%43,5) kadındır. Hastaların ortalama ASA skoru 2,45 ±0.60 olarak bulunmuş olup laparoskopik ve açık cerrahi grubunda sırasıyla 2,34±0.58 ve 2,55±0.62 'tir. Hastaların toplamda %94,1'i ASA 2 ve 3 olup, laparoskopik ve açık cerrahı grubunda sırasıyla %94,6 ve %93,5'tir.Çalışmaya dâhil edilen hastalarda tümörlerin 11'i (%5,5) distal (3-5 cm), 90'ı (%44,8) orta (6-10 cm), 100'ü (%49,8) proksimal rektum (>10 cm) yerleşimlidir. Hastaların tamamına sfinkter koruyucu cerrahi yapılmış olup cerrahi teknik aşağı anterior rezeksiyondur. Çalışmaya dâhil edilen hastalarda toplamda 87 hasta (%43,2) patolojik evre 3-4 olarak saptanmış olup laparoskopik ve açık cerrahi grubunda sırasıyla 41 (%44,1) ve 46 (%42,6) hastadır. Çalışmaya dâhil edilen hastalarda laparoskopik grupta 37 hasta (%37,9) T1-2 ve 56 hasta (%60,2) T3-4 olaraşk saptanmış olup bu oranlar açık cerrahi grubunda sırasıyla 20 (%18,5) ve 88 (%81,5) hastadır. Laparoskopik cerrahi grubunda ortalama ameliyat süresi 104,19±41.45 (45-250) dk, açık cerrahi grubunda ortalama 145,65±33.52 (70-270) dk olarak belirlenmiştir (p<0,001). Laparoskopik cerrahi grubunda hiçbir hastada açık cerrahi tekniğe dönüş gerçekleşmemiştir. Seride ameliyat sonrası erken dönemde mortalite görülmemiştir. Postoperatif morbidite (enfeksiyon, ileus-subileus, anastomoz kaçağı, stoma komplikasyonları) laparoskopi grubunda 12 (%12,9) hastada, açık cerrahi grubunda 21 (%19,4) toplamda 33 (%16,4) hastada saptanmıştır. Morbidite ameliyat türüne göre anlamlı bulunmamıştır (p=0,287).Laparoskopik cerrahi grubunda oral başlama ve hastanede kalış zamanı, açık gruba göre daha kısa bulunmuş olup bu durum istatiksel olarak anlamlıdır {3.13±1.05 gün, 7.50±4.06 gün (laparoskopik), 3.86±0.91 gün, 9.83±5.61 gün (açık), (p<0,001, p<0,001)}. Her iki grupta diseke edilen lenf nodu sayısı benzer bulunmuştur (13.04±7.29 ve 13.24±6.58) (p=0,525). Distal cerrahi sınır her iki grup karşılaştırıldığında laparoskopik cerrahi grubulehine anlamlı bulunmuştur (3.81±1.82 cm ve 3.04±1.81cm, p<0,001). Radyal cerrahi sınır her iki grup karşılaştırıldığında laparoskopik cerrahi grubu lehine anlamlı bulunmuştur (1.89±1.01 cm ve 1.45±0.79 cm, p<0,001). Distal ve radyal cerrahi sınır pozitifliği laparoskopik ve açık cerrahi grubunda hiçbir olguda saptanmamıştır. Sonuç: Tüm bu veriler değerlendirildiğinde, laparoskopik rektum kanseri cerrahisi yüksek hacimli kurumlarda ve deneyimli cerrahlar tarafından gerçekleştirildiği takdirde erken dönem klinik sonuçlar ve onkolojik veriler açısından açık rektum cerrahisine göre avantaj sağladığı görülmektedir. Çalışmamızda laparoskopik cerrahi grubunda distal ve radyal cerrahi sınırlar anlamlı olarak açık tekniğe göre daha üstün bulunmuştur ve tümörün evresinden bağımsız olarak histopatolojik verilerin açık tekniğe göre laparoskopikte aynı veya daha iyi olduğu saptanmıştır. Buna rağmen en güncel kanser bilgi ağı NCCN107 kılavuzlarında ise laparoskopik yaklaşım,T3-4 tümörlerde klinik çalışma esasına dayandırılmıştır. Bu nedenle laparoskopik yöntemin rektum kanseri cerrahisinde altın standart olma yönünde ilerleyebilmesi tartışmalıdır. Özellikle lokal ileri rektum tümörlerinde laparoskopik teknik kullanımının rutin güncel pratiğe geçilebilme kararı için daha fazla çok merkezli randomize prospektif kontrollü çalışmaya ve meta analizlere ihtiyaç vardır.