Hipotiroidi hastalarının semptomları, beslenme özellikleri, depresyon durumları ve yaşam kalitelerinin değerlendirilmesi


Tezin Türü: Tıpta Uzmanlık

Tezin Yürütüldüğü Kurum: Sağlık Bilimleri Üniversitesi, ANKARA SAĞLIK UYGULAMA VE ARAŞTIRMA MERKEZİ, DAHİLİ TIP BİLİMLERİ BÖLÜMÜ, Türkiye

Tezin Onay Tarihi: 2020

Tezin Dili: Türkçe

Öğrenci: FATMA ERMİŞ

Danışman: Mustafa ÇELİK

Açık Arşiv Koleksiyonu: AVESİS Açık Erişim Koleksiyonu

Özet:

Amaç: Hipotiroidi, dünyada yaygın olarak gözlenen ve kadın nüfusunun daha yüksek prevalansa sahip olduğu kronik bir hastalıktır. Hipotiroidinin patofizyolojisinde genetik etkenler ve çevresel etkenler rol oynamaktadır. Günümüzde endüstriyel gelişim ile birlikte yaşamımıza dahil edilen toksisite maruziyetinde artış gözlenmiştir. Bu toksisite maruziyeti başta iyot eksikliği görülmeyen bölgelerde Hashimato Tiroiditi gibi otoimmun hastalıkların oluşum mekanizmalarında rol oynamaktadır. Tarım ilaçları, toksik halojen maruziyeti, yeterli vitamin ve mineral açısından beslenememe gibi çevresel faktörler en çok tiroid dokusuna zarar vermektedir. Birçok çalışmada, aşikar veya subklinik hipotiroidi hastalarının LT4 ile tedavi edilmesi ile şikayetlerinin yeterli düzeyde azalmadığı gözlenmiştir. Biyokimyasal parametreleri düzenlemek ile hastaların altta yatan hipotiroidisinin tedavi edildiği tartışmalıdır. Çoğu hipotiroidi hastalarında depresyon ve yaşam kalitesinde bozulma görülmektedir. Hipotiroidi hastaları birçok semptom ile farklı branşlara yönlendirilmektedir. Oysaki altta yatan hipotiroidi tablosu bu semptomlara neden olabilmektedir. Çalışmamızın amacı, aşikar ya da subklinik tanısı almış hipotiroid hastalarının yaşam kalitesi, duygu-durum bozuklukları, beslenme alışkanlıkları, toksisite maruziyetleri ve klinik değerlendirme açısından sağlıklı bireylerle arasındaki farkı analiz etmektir. Hipotiroidi hastalarına bütünsel bakış açısı ile tedavi yaklaşımının önemine değinmektir. Gereç ve Yöntem: Ankara Eğitim ve Araştırma Hastanesi Aile Hekimliği Poliklinikleri'ne 15.03.2020-15.06.2020 tarihleri arasında müracaat eden toplam 287 kişiden, aşikar hipotiroidi tanısı almış 74 kişi, subklinik hipotiroidi tanısı almış 115 kişi ve sağlıklı grup 98 kişi olmak üzere 3 ayrı grup incelendi. Sosyodemografik verileri, beslenme özellikleri, uyku-stres-egzersiz soruları, antropometrik ölçüm verileri, Billewicz İndeksi, MSQ/Toksisite Anketi, WHOQOL-BREF-TR Anketi, Beck Depresyon Envanteri yüzyüze görüşme esnasında katılımcılara anketi uygulayan kişi tarafından sorular yöneltilerek cevaplandırıldı. Bulgular: Aşikar hipotiroidi, Subklinik hipotiroidi ve otoimmun Hashimato Tiroidit olan hastaların sağlıklı gruba göre; kadın sayısının daha fazla olduğu (%79), gelir düzeyinin az olduğu (%67), sigara içme oranının daha fazla olduğu (%77), A ve 0 kan gruplarının daha fazla görüldüğü, MSQ/toksisite seviyelerinin daha yüksek olduğu, Billewicz indeks puanlarının daha yüksek olduğu, stres yönetimi ve uyku kalitesinin kötü olduğu, egzersiz uygulamanın daha az görüldüğü, depresyonda daha çok oldukları, yaşam kalitesi alt parametreleri ortalamasının daha düşük olduğu tespit edildi (p<0,001). Sonuç: Hipotiroidi hastalarına tedavi planı uygularken biyokimyasal verileri ile beslenme ve tüketim alışkanlıklarını gözden geçirme, semptom ve şikayetlerini sorgulayarak anamnez alma ve kişiye özgü tedavi planı ile bütüncül yaklaşımın gerekliliği gösterildi. Anahtar kelimeler: Hipotiroid, Beslenme, Toksisite, Depresyon, Yaşam Kalitesi