Glomerülonefritlerin farklı formlarında sistemik immün-inflamatuvar indeksin hastalığın başlangıcında, nüksünde, prognozunda ve tedavi yanıtının öngörülmesinde etkisi


Tezin Türü: Tıpta Uzmanlık

Tezin Yürütüldüğü Kurum: Sağlık Bilimleri Üniversitesi, İSTANBUL HASEKİ SAĞLIK UYGULAMA VE ARAŞTIRMA MERKEZİ, DAHİLİ TIP BİLİMLERİ BÖLÜMÜ, Türkiye

Tezin Onay Tarihi: 2023

Tezin Dili: Türkçe

Öğrenci: MELTEM DAĞDÖGEN

Danışman: Sami UZUN

Açık Arşiv Koleksiyonu: AVESİS Açık Erişim Koleksiyonu

Özet:

Amaç: Dünyada ve ülkemizde glomerüler hastalıklar son dönem böbrek hastalıklarının (SDBY) sık nedenleri arasında yer almaktadır. Klinik, immünopatolojik ve deneysel veriler pek çok glomerülonefrit formunun immünolojik mekanizmalardan kaynaklandığını göstermektedir. Biz de bu immünolojik parametrelerden geliştirilen indekslerin (NRL: Nötrofil/Lenfosit oranı; PRL: Trombosit/Lenfosit oranı; SSI: Nötrofil*Trombosit/Lenfosit) glomerülonefritlerde hastalığın başlangıcında, tedavi yanıtında, nüksünde ve prognozunda etkisi olup olmadığını araştırmayı planladık. Gereç ve Yöntem: Çalışmamıza 1 Ocak 2005-30 Kasım 2022 tarihleri arasında primer glomerülonefrit tanısı alan 407 hasta dahil edildi. Tanı anı demografik özellikleri, klinik başvuru şekilleri, laboratuar parametreleri, tedavide immunosupresif ilaç kullanımı ve tedavinin birinci yılında laboratuar verileri, toplam takip süresi, nüks gelişme durumu ve verilen tedaviye yanıt, son başvurudaki klinik ve laboratuar parametreleri, hastalık sonlanımları kaydedildi. Bulgular: Çalışmamıza dahil edilen 407 hastanın 185'i kadın (%45,5) idi. En sık eşlik eden komorbid hastalalık hipertansiyon (287 hasta, %39,3) ve diyabetes mellitus (71hasta, %17,4) idi. Biyopsi endikasyonları arasında en sık neden nefrotik sendromdu (%42). Biyopsi ile kanıtlı 123 vaka (%30,2) IgAN, 104 (%25,6) MN, 118 (%29) FSGS, 23 (%5,7) ANCA ilişkili vaskülit, 16 (%3,9) MPGN, 11 (%2,7') FG,10 (%2,5) erişkin başlangıçlı MDH tanısı ile takip edilmekteydi. Literatür verileri ile uyumlu olarak en sık IgAN, hemen sonrasında birbirine yakın oranlarla MN ve FSGS takip etmekteydi. Hastalar ortanca takip süreleri 42 (IQR 14-80) ay olarak hesaplandı. Hastaların %25,6'sında lökositürisi mevcutken hematüri %46,9'unda vardı. 407 hastanın 353'üne immunsüpresif ilaç endikasyonu konularak tedavi başlanmış, diğer hastalar hayat tarzı değişikliği ve destek tedavisi ile takip edilmişti. Hastaların %54,3'ü (192) hasta nonproliferatif, %55,7'si (161) proliferatif gruptaydı. Her iki grup SII, NRL ve PRL değerleriyle karşılaştırıldığında, NRL anlamlı olarak proliferatif grupta daha yüksek saptandı. Tanı anında %39,3'ünde (139) nefrotik sendrom kliniği mevcuttu, %60,7 (214) hastada ise nefrotik sendrom kliniği yoktu. Bu iki grup arasında SII, NRL ve PRL hesaplandığında PRL nefrotik sendrom kliniği olan hastalarda anlamlı olarak yüksek bulundu. Başvuru anında 349 hastanın tam idrar tetkikinde (TİT) hematüri bakılıp SII, NRL ve PRL hesaplandı. Hastaların %50,7'sinde (177) hematüri kliniği mevcuttu, geri kalan %49,3 (172) hastada ise hematüri yoktu. Bu hastaların SII, NRL ve PRL sırasıyla hesaplandı. Her üç inflamasyon indeksi de hematürisi olanlarda anlamlı olarak yüksek bulundu. Biyopsi tanılarına göre ANCA vaskülit, fibriler glomerülopati, FSGS, MN, MPGN, IgAN, MDH olarak alt gruplara ayırıp her hasta grubunda SII, NRL ve PRL ayrı ayrı değerlendirildiğinde bütün indeksler ANCA vaskülitli hastalarda diğer nefropatilere göre anlamlı olarak yüksek bulundu. Hastaların tanı ve tedavinin birinci yılında bakılan inflamatuvar parametlerini karşılaştırdığımızda SII ve NRL'in istatistiksel olarak benzer, PRL ise anlamlı düşük saptandı. İmmünsüpresif tedavi verilen 225 hastanın 65'inde (%28,8) nüks gelişti. Nüks ve tedavi sonrası inflamatuvar indekslere baktığımızda ise SII ve NRL istatistiksel olarak benzerken PRL'nin anlamlı olarak daha düşük olduğu görüldü. Nüks gelişmesine katkıda bulunan faktörler incelendiği zaman artan yaş ve yüksek PRL'nin istastistiksel olarak anlamlı olduğu görüldü. İlk başvurudaki değerleri ile son kontroldeki değerleri karşılaştırıldığında, renal fonksiyon parametrelerindeki anlamlı düzelmeye paralel olarak inflamatuar indekslerden NRL istatistiksel olarak benzerken PRL ve SII anlamlı olarak daha düşük olduğu görüldü. Sonuç: Bu bulgular glomerülopatisi olan hastalarda proliferatif biyopsi bulguları, nefrotik sendrom kliniği, hematüri, vaskülit kliniği, remisyon ve nüks durumları ile hemogram bazlı inflamasyon indeksleri arasında anlamlı bir korelasyon olduğunu desteklemektedir. Özellikle hematüri, proliferatif böbrek hastalıkları ve nefrotik sendromla bu indeksler arasında anlamlı ilişki saptandı. SII, NRL ve PRL non-invazif, basit, kolay erişilebilinen, düşük maliyete sahip, yaygın olarak kullanılabilme potansiyeli olan inflamasyon belirteçleridir. Randomize kontrollü çalışmalar ile bu parametrelerin glomerülopatili hastaların tanı, tedaviye yanıt ve prognostik öngörülerdeki olası katkıları daha açık şekilde ortaya konabilir. Anahtar Kelimeler: Glomerülonefrit, NRL, PRL, SII, Proliferatif, Nefrotik Sendrom