Makrozomik fetüsların 20-24. haftada ölçülen biyometrik değerlerinin, aktif travayda yapılan ölçümlerinin doğruluğunu ve doğum sonucunu öngörmedeki etkisi


Tezin Türü: Tıpta Uzmanlık

Tezin Yürütüldüğü Kurum: Sağlık Bilimleri Üniversitesi, ANKARA ŞEHİR SAĞLIK UYGULAMA VE ARAŞTIRMA MERKEZİ, CERRAHİ TIP BİLİMLERİ BÖLÜMÜ, Türkiye

Tezin Onay Tarihi: 2022

Tezin Dili: Türkçe

Öğrenci: ECEM DİLAN DUMAN

Danışman: Hatice AKKAYA

Açık Arşiv Koleksiyonu: AVESİS Açık Erişim Koleksiyonu

Özet:

Amaç: Çalışmamızda diyetle regüle GDM'li ve sağlıklı gebelerde ikinci trimester ve doğum zamanında yapılan ultrason biyometrik ölçümleriyle makrozomik fetüs gelişim özelliklerini değerlendirmeyi amaçladık. Ayrıca bu gebelerin antropometrik ölçümleri ve ultrasonografik fetal bulgularının, makrozomik bebek erken öngörüsünde kullanımını, maternal ve fetal doğum sonuçlarını karşılaştırmayı amaçladık. Materyal ve Metod: Çalışmamız retrospektif bir çalışma olarak tasarlanmıştır. Çalışma popülasyonumuz Ankara Bilkent Şehir Hastanesi Antenatal Polikliniklerine başvuran ve doğumu kliniğimizde gerçekleşen Eylül 2019 ve Eylül 2022 yılları arasında 24-28.haftalarda yapılan OGTT'ye göre gestasyonel diyabet tanısı konmuş olan ve diyetle regüle olarak takip edilen ve makrozomik fetüsü olan 121 gebe çalışma grubunu oluşturmuştur. Kontrol grubu ise Eylül 2019 tarihinden itibaren ardışık olarak doğumu kliniğimizde gerçekleşen, düşük risk grubundan, makrozomik fetüsü olan 125 sağlıklı gebeden oluşmuştur. Doğum tartısı 4000 gram ve üzeri olan ve > 90 persantil ve üzeri olan bebeklerinin ikinci trimester (20-24 hafta organ taraması dönemi) sonografik bulguları ve biyometrik persentilleri ve aktif doğum eylemindeki hastaların doğum öncesi sonografik bulguları ve biyometrik ölçüm parametrelerinin persentilleri kayıt altına alınmış ve doğum sonuçları değerlendirilmiştir. Bu iki grubun maternal antropometrik ve ultrasonografik ölçümleri istatistiksel olarak karşılaştırılmıştır. Bulgular: Çalışma, 121 diyetle regüle GDM'li olgu ve 125 sağlıklı düşük risk grubu gebeyle yapılmıştır. Buna göre her iki gruptaki yaş, boy, geçirilmiş operasyonlar, gravida ve parite sayısı, yaşayan çocuk sayısı, abortus öyküsü sıklığı bakımından benzerdi. Sağlıklı grupta bulunanların kilo ve VKİ değerleri GDM grubundan anlamlı derecede düşük bulundu. Doğum haftası, 1. dakika ve 5. dakika APGAR skorları, cinsiyet, doğum kilosu, doğum boyu, baş çevresi açısından gruplar benzerdi. Açlık ve tokluk kan şekeri GDM'li grupta anlamlı olarak yüksek bulundu. Her iki grupta doğum şekli ve sezaryen endikasyon oranları benzerdi. Omuz distosi görülme oranları, doğum indüksiyonu, yenidoğan yoğun bakım yatış oranı ve yatış süresi istatistiksel olarak bir fark oluşturmamaktaydı. İkinci trimester ve üçüncü trimesterde ölçülen ultrasonografik biyometrik ölçümler bakımından her iki grup benzerdi. Amniyon sıvı indeksi 2. Trimesterde her iki grupta benzer olmasına rağmen 3. Trimesterde GDM'li grupta sağlıklı gruba göre anlamlı derecede yüksek bulundu. Biyometrik ölçümlerin yüzde değişimlerinde FL % değeri, sağlıklı grupta (13,44±46,27) , GDM'li gruba (3,06±42,89) göre daha yüksekti (p=0,015). Aynı şekilde FL/AC değişim yüzdeleri, sağlıklı grupta GDM'li gruba göre anlamlı derecede yüksek bulundu (p=0,028). Amniyon sıvı indeksi yüzde değişimi ise sağlıklı grupta (81,47±68,25), GDM olan gruptan (103,13±71,67) daha düşük ve anlamlı bulundu (p=0,003). Polihidroamniyos durumu 3.trimesterde sağlıklı grupta %6,4 bulunmasına rağmen, GDM olan grupta %17,4 olarak daha yüksek ve anlamlı bulundu. (p=0,008) Doğum indüksiyonu uygulanma sonrası sezaryen ile doğum yapan kadınlar sağlıklı grupta %44,3 iken GDM olan grupta %49,3 bulunup yüksek izlendi. Doğum şekillerinin 1. ve 5. Dakika APGAR'a olan etkileri benzer görüldü. Tüm olgularda omuz distosi görülenlerin 2.trimester (p=0,032) ve 3. Trimester (p=0,011) BPD/AC değerleri omuz distosisi görülmeyenlerden anlamlı derecede yüksek bulundu. 4000 gram 4249 gram arasındaki bebeklerde %13,7, 4250-4499 gram arası bebeklerde %4,3, 4500 gram üstü bebeklerde ise %33,3 oranında omuz distosisi izlendi. Tüm olguların omuz distosisi ve 2. ve 3. Trimester sonografi AD-BPD farkının ilişkisi değerlendirildiğinde 2. Trimesterdeki AD-BPD farkının omuz distosi ile korelasyonu %14,5 (p=0,023) , 3. Trimesterde AD-BPD farkı ile korelasyonu %16,8 (p=0,008) olup anlamlı pozitif korelasyon saptandı. ROC eğrisi analiz sonuçlarına göre makrozomik bebeklerde, FL'nin değişim yüzdesi, FL/AC oranının değişim yüzdesi ve 3. Trimester AFİ değişim yüzdesi her iki gruptakileri ayırt etmede iyi bir belirleyici olduğu görüldü. Omuz distosisi olan ve olmayan gruplar için de 2. trimester AD-BPD farkı ve 3.trimester AC-BPD farkının iyi bir belirleyici olduğu görülmüştür. Sonuç: Makrozomik bebeklerin öngörülmesinde FL yüzde değişimi GDM olan gebelerde sağlıklı gebelere göre anlamlı derecede düşük, FL/AC yüzde değişimi GDM'li gebelerde, GDM'li olmayan gebelere göre anlamlı derecede yüksek, aynı şekilde amniyon sıvı indeksi değişim yüzdeleri GDM'li gebelerde sağlıklı gebelere göre anlamlı şekilde yüksektir. Polihidroamniyos yüzdesi 3. Trimesterde GDM'li gebelerde sağlıklı gebelere göre anlamlı derecede yüksektir. Benzer bir şekilde omuz distosisi görülen bebekler, hem 2. Trimesterde (0,032) hem 3. Trimesterde (0,011) BPD/AC değerlerini omuz distosisi olmayanlara göre anlamlı bir şekilde düşüktür. AD-BPD farkı ise omuz distosisi olan ve olmayan gruplarda 2. Ve 3. Trimesterde karşılaştırıldığında, omuz distosi ile korelasyonları anlamlı, 2.ve 3. Trimester AD-BPD farkının ise iyi belirleyici olduğunu bulduk. Maternal antropometrik ölçümlerde kilo ve VKİ, GDM'li kadınlarda, sağlıklı kadınlara göre anlamlı şekilde yüksektir. Bu antropometrik ve ultrasonografik ölçümler makrozomik bebeği olan annelerde, iki grubu ayırmada kullanılabilir. Tüm bu verileri ele aldığımızda, makrozomik fetüsların gelişimlerinin sağlıklı ve GDM'li grupta 2. Ve 3. Trimesterde birbirinden farklı gelişim eğilimleri gösterdiğini ve GDM'li gebelerde FL yüzde değişimi, FL/AC yüzde değişimi ve amniyon sıvısı yüzde değişim oranları makrozomi öngörüsünde bir sonografik belirteç olarak klinik değerlendirmeye yardımcı olabileceğini düşünmekteyiz. Omuz distosisi gelişen vaka sayısı az olmasına karşın; AD-BPD farkının 2. Ve 3. Trimester ultrasonunda omuz distosisi ile ilişkili olduğunu, makrozomik fetüsler GDM ve sağlıklı gebelerde farklı büyüme paternine sahip olsalar da, doğum şekilleri, doğum haftaları, 1. ve 5. Dakika APGAR skorları, doğum tartıları ve yenidoğan yoğun bakım ihtiyaçları, maternal sonuçlar açısından benzer özelliklerde olduğunu izledik. Anahtar kelimeler: Makrozomi, Ultrasonografik ölçümler, Gestasyonel Diyabetes Mellitus, Omuz distosisi