Hiperemezis gravidarum tanısı alan gebelerde lipokalin-2 ve inflamasyon mediatörleri düzeyleri ve düzeylerin hastalığın şiddetiyle ilişkisi
Tezin Türü: Tıpta Uzmanlık
Tezin Yürütüldüğü Kurum: Sağlık Bilimleri Üniversitesi, ANKARA GÜLHANE SAĞLIK UYGULAMA VE ARAŞTIRMA MERKEZİ, CERRAHİ TIP BİLİMLERİ BÖLÜMÜ, Türkiye
Tezin Onay Tarihi: 2025
Tezin Dili: Türkçe
Öğrenci: ÖMER KADIRHAN
Danışman: Özhan ÖZDEMİR
Açık Arşiv Koleksiyonu: AVESİS Açık Erişim Koleksiyonu
Özet:AMAÇ:Bu çalışma, Hiperemezis Gravidarum (HG) tanısı alan gebelerde serum Lipokalin-2 (LCN2) düzeyleri,hematolojik inflamasyon belirteçleri olan nötrofil, monosit, lenfosit ve platelet değerleri,bunlardan türetilen NLR (nötrofil/lenfosit oranı), PLR (platelet/lenfosit oranı) ve MLR (monosit/lenfosit oranı) arasındaki ilişkiyi incelemeyi; bu parametrelerin HG'nin klinik şiddeti ile olan bağlantısını değerlendirmeyi ve elde edilen bulgular doğrultusunda, söz konusu biyobelirteçlerin tanı ve prognoz sürecine katkı sağlayabilecek potansiyelini ortaya koymayı amaçlamaktadır. GEREÇ VE YÖNTEM: Bu çalışma, Sağlık Bilimleri Üniversitesi Gülhane Eğitim ve Araştırma Hastanesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Kliniği'nde 16.07.2024 – 15.04.2025 tarihleri arasında yürütülen, prospektif vaka-kontrol tasarımına sahip bir klinik araştırmadır. Araştırma için 11.07.2024 tarihli 2024/13 sayılı etik kurul onayı alınmış ve tüm katılımcılardan yazılı bilgilendirilmiş onam temin edilmiştir. Çalışmaya, gebeliğin ilk yarısında HG tanısı almış 42 gebe ile benzer gestasyonel haftada olup herhangi bir hastalık öyküsü bulunmayan 43 sağlıklı gebe dahil edilmiştir (n=85). HG tanısı, Amerikan Kadın Doğum ve Jinekoloji Derneği (ACOG) kriterlerine göre;şiddetli bulantı kusma ile birlikte, %5'ten fazla kilo kaybı, günde üçten fazla kusma atağı, ketonüri veya elektrolit-asit baz bozukluklarından en az birinin bulunması ile konulmuştur. Dışlama kriterleri; çoğul gebelik, sistemik hastalıklar (endokrin, gastrointestinal, nörolojik, psikiyatrik vb.), ilaç kullanımı, sigara veya alkol tüketimi gibi HG'ye eşlik edebilecek diğer nedenleri kapsamaktadır. Dahil edilen gebeler 18– 35 yaş aralığında, nullipar ve vücut kitle indeksi (BMI) 0,05). HG grubundaki nötrofil düzeyi ortalaması 6,82±2,32 x10³/µL, kontrol grubundaki nötrofil düzeyi ortalaması 5,00±1,48 x10³/µL olup, iki grup arasında istatistiksel olarak anlamlı fark izlenmiştir (p 0,05). ROC analizinde nötrofil için >4,06 x10³/µL cut-off değeri ile AUC 0,758, sensitivite %97,6, spesifite %30,2 olup, sonuçlar istatistiksel olarak anlamlı izlenmiştir (p 3,09, AUC 0,770, sensitivite %76,2, spesifite %69,8 olup,sonuçlar istatistiksel olarak anlamlı izlenmiştir (p 394,04 ng/mL, AUC 0,651, sensitivite %78,6, spesifite %39,5 olarak hesaplanmış ve ROC analizi sonucunda istatistiksel olarak anlamlı fark izlenmiştir (p=0,017). PUQE skoruna göre HG grubundaki gebeler hafif (n=11), orta (n=21) ve şiddetli (n=10) olmak üzere üç gruba ayrılmıştır. Nötrofil ve LCN2 düzeyleri HG şiddetine paralel olarak artış eğilimi göstermiştir ancak bu farklılıklar istatistiksel olarak anlamlı izlenmemiştir (sırasıyla p=0,182 ve p=0,074). NLR düzeyinde HG şiddeti arttıkça belirgin bir yükselme izlenmiş ve üç grup arasında istatistiksel olarak anlamlı fark saptanmıştır (p=0,035). PUQE toplam skoru ile nötrofil sayısı arasında pozitif yönde ve istatistiksel olarak anlamlı bir korelasyon izlenmiştir (r=0,393, p=0,010). PUQE toplam skoru ile NLR arasında da pozitif yönde ve istatistiksel olarak anlamlı bir korelasyon izlenmiştir (r=0,355, p=0,021). LCN2 ile PUQE toplam skoru arasında ise anlamlı bir ilişki izlenmemiştir (p=0,824). HG tanısı alan hastaların 20'sinde (%48) keton pozitifliği tespit edilmiştir. PUQE skorlamasına göre gruplar arasında keton pozitifliği açısından anlamlı fark izlenmemiştir (p=0,248). Ancak keton pozitif olan HG grubunda nötrofil düzeyi ortalaması 7,77±2,75 x10³/µL iken, keton negatif grupta 5,96±1,44 x10³/µL olarak saptanmış ve aradaki fark istatistiksel olarak anlamlı bulunmuştur (p=0,010). Benzer şekilde, keton pozitif gruptaki monosit düzeyi ortalaması 0,53±0,12 x10³/µL olup, keton negatif gruba kıyasla (0,43±0,13 x10³/µL) istatistiksel olarak anlamlı derecede yüksek bulunmuştur (p=0,012). Platelet, lenfosit, NLR, MLR, PLR ve LCN2 düzeyleri açısından keton varlığı ile anlamlı bir fark izlenmemiştir (p>0,05). SONUÇ: Çalışmamızda, HG tanısı alan gebelerde nötrofil sayısı, NLR ve serum LCN2 düzeylerinin sağlıklı gebelere göre istatistiksel olarak anlamlı derecede yüksek olduğu gösterilmiştir. Özellikle NLR'nin hem HG varlığıyla hem de hastalığın klinik şiddetiyle anlamlı ilişki göstermesi, bu parametrenin tanısal ve prognostik bir belirteç olarak kullanılabileceğini düşündürmektedir. LCN2 düzeyleri HG grubunda belirgin şekilde yüksek olmasına rağmen, hastalık şiddetiyle anlamlı korelasyon göstermemiştir. Buna karşın, PUQE skoru ile nötrofil ve NLR arasında pozitif korelasyon izlenmiştir. Bu da inflamasyonun hastalık şiddetindeki rolünü desteklemektedir. Ayrıca keton pozitifliği olan HG olgularında nötrofil ve monosit düzeylerinin anlamlı derecede yüksek olması, bu hematolojik parametrelerin HG patofizyolojisindeki yeri hakkında ipuçları sunmaktadır. Bu sonuçlar, inflamasyon temelli biyobelirteçlerin HG'nin tanı ve izleminde yardımcı olabileceğini göstermekte olup, ileriye dönük daha geniş örneklemli prospektif çalışmalarla desteklenmesi gerekmektedir.