Kardiyak arrest ile başvuran hastaların tıbbi öykülerinin, elektrokardiyografik, biyokimyasal ve koroner anjiyografik özelliklerinin ve uygulanan tedavinin hastane içi ve uzun dönem sağ kalıma etkileri
Tezin Türü: Tıpta Uzmanlık
Tezin Yürütüldüğü Kurum: Sağlık Bilimleri Üniversitesi, İSTANBUL DR. SİYAMİ ERSEK GÖĞÜS KALP VE DAMAR CERRAHİSİ SAĞLIK UYGULAMA VE ARAŞTIRMA MERKEZİ, DAHİLİ TIP BİLİMLERİ BÖLÜMÜ, Türkiye
Tezin Onay Tarihi: 2021
Tezin Dili: Türkçe
Öğrenci: UFUK AYDOĞDU
Danışman: Sait TERZİ
Açık Arşiv Koleksiyonu: AVESİS Açık Erişim Koleksiyonu
Özet:Giriş: Hastanemiz İstanbul'da üçüncü basamak bir kardiyoloji merkezi olarak bu hasta popülasyonu için hem doğrudan başvuru hem de diğer sağlık birimlerinden ilgili hastaların sevk edildiği bir kardiyoloji kliniğidir. Bu nedenle ani kardiyak arrest hastalarının yoğun olarak toplandığı, takip ve tedavilerinin yapıldığı bir kliniktir. Tıbbi literatürde geniş çaplı çalışmaların pek yapılamadığı ani kardiyak arrest konusunda, deneyimimiz ve veri tabanımızı kullanarak, bu hastalardaki hastane içi ve uzun dönem sağ kalım oranlarını ve bunu öngördüren ve etkileyen faktörleri bulabilmeyi amaçlayarak bu çalışmayı gerçekleştirdik. Çalışmamızı ani kardiyak arrest tanısı ile hastanemize yatışı yapılıp girişimsel koroner anjiyografi uygulanan hastalar üzerine tasarladık. Metod: Tek merkezli ve retrospektif olarak tasarladığımız çalışmaya hastanemize 2013-2020 yılları arasında kardiyak arrest tanısı ile yatışı yapılan ve girişimsel koroner anjiyografi uygulanan 171 hasta (ortalama yaş 57,6±12,8 yıl; erkek cinsiyet oranı %80,7) dahil edilmiştir. Hastane içi ortalama takip süresi 10,6±19,8 gün olup, uzun dönem ortalama takip süresi 409,7±580,4 gündür. Tüm hastalar önce hastane içi mortalite varlığına göre iki gruba ayrılmış (hastane içi mortalite görülen hastalar ve sağ olarak taburcu edilen hastalar), bundan bağımsız olarak daha sonra da tüm hastalar uzun dönemde mortalite varlığına göre iki gruba ayrılmışlardır (uzun dönem takipte mortalite görülen hastalar ve sağ olarak takip edilen hastalar). Bu gruplar arasında sağ kalıma etkili olabileceği düşünülen prediktörlerin gruplar içindeki değerleri karşılaştırılmıştır. Bulgular: Hastane içi mortalitede, ölen ve sağ taburcu edilen hastalar arasında istatistiksel olarak anlamlı fark olan faktörler: Yaş (ölen grupta ortalama 60,9±11,6; sağ olan grupta 54,8±13,2; p=0,002), diyabet varlığı (ölen grupta %37, sağ olan grupta %21,1, p=0,028), kardiyak arrestin gerçekleştiği yer (hastane dışında kardiyak arrest oranı ölen grupta %54, sağ olan grupta %30; hastene içi kardiyak arrest oranı ölen grupta %46, sağ olan grupta %70; p=0,002) ve başarısız perkütan koroner girişim uygulanmasıdır (ölen grupta %16, sağ olan grupta %2,2; p=0,003). Uzun dönem mortalitede ölen ve sağ olan hastalar arasında istatistiksel anlamlı fark olan faktörler: Yaş (ölen grupta ortalama 61,1±11,4; sağ olan grupta 53,5±13,2; p<0,001), kardiyak arrestin gerçekleştiği yer (hastane dışında kardiyak arrest oranı ölen grupta %51,1; sağ olan grupta %29,9; hastene içi kardiyak arrest oranı ölen grupta %48,9; sağ olan grupta %70,1; p=0,008), başarısız perkütan koroner girişim uygulanması(ölen grupta %16, sağ olan grupta %2,2; p=0,003), CABG kararı verilmesi (ölen grupta %9,6; sağ olan grupta %1,3; p=0,013)ve taburculuk sonrası kontrollerde düşük (<40) sol ventrikül ejeksiyon fraksiyonuna sahip olunması (ölen grupta %72,7; sağ olan grupta %22,7; p=0,002) ve korunmuş (≥50) ejeksiyon fraksiyonuna sahip olunmasıdır (ölen grupta %9,1; sağ olan grupta %41,3; p=0,002). ST elevasyonunun varlığı, koroner arter hastalığı,PKG/CABG öyküsü, koroner anjiyografi sonrası medikal tedavi kararı verilmesi ve başarılı PKG uygulanması, olaydan koroner lezyonun yerleşimi ve SYNTAX-1 skorunun hastane içi ve uzun dönem mortaliteye anlamlı katkısı gösterilememiştir.Koroner arterlerinde anlamlı darlık bulunmayan ve tek damar hastalığı olanlarda hastane içi ve uzun dönem takipte mortalite, iki damar, üç damar ve sol ana koroner hastalarına kıyasla daha düşük tespit edilmiştir (p=0,012 ve p=0,001). Hastane içi ve uzun dönem mortalite oranları sırasıyla, anlamlı koroner darlığı bulunmayan hastalarda %29,4 ve %35,3; tek damar hastalarında %36,1 ve %39,3 iken, iki damar hastalarında %60 ve %70; üç damar hastalarında %50 ve %62,5; LMCA hastalarında %76,9 ve %84,6'dır.Tek damar hastaları kendi içinde, darlığın bulunduğu koroner artere göre değerlendirildiğinde ise, hastane içi ve uzun dönem takipteki mortalite oranları sırasıyla; LAD darlıklarında %30,8 ve %33,3; CX darlıklarında %33,3 ve %44,4; RCA darlıklarında %53,8 ve %53,8 bulunmuş olup, istatistiksel anlamlı fark tespit edilmemiştir (p=0,266 ve p=0,304). Tek damar hastalarının %63,9'u (n=39) LAD hastası iken %14,8'i (n=9) CX hastası, %21,3'ü (n=13) RCA hastasıdır. Sonuç: Ani kardiyak arrestin %48,5 hastane içi ve %45 uzun dönem mortalite oranları ile çoğunlukla erkeklerde görülen ve üretken yaşlarda da görülebilen önemli bir sağlık sorunu olduğu görülmüştür. Kardiyak arrest hastalarında, ileri yaşın, diyabetin, olayın hastane dışında gelişmesinin, gerekli revaskülarizasyonun sağlanamamasının (başarısız PKG uygulanması ve CABG kararı verilmesi ancak yapılamaması), sol ana koroner hastalığı ve çok damar hastalığı olmasının, taburculuk sonrası sol ventrikül ejeksiyon fraksiyonunun düşük olmasının mortaliteyi artıran faktörler olduğu gösterilmiştir. Kardiyak arrestin hastane içinde gelişmesi ve korunmuş ejeksiyon fraksiyonuna sahip olunmasının da sağ kalımı artıran faktörler olduğu gösterilmiştir.