Kan transfüzyonu sonrası akut ve kronik dönem reaksiyonlarının görülme sıklığı:Tek merkezli çalışma


Tezin Türü: Tıpta Uzmanlık

Tezin Yürütüldüğü Kurum: Sağlık Bilimleri Üniversitesi, İSTANBUL OKMEYDANI SAĞLIK UYGULAMA VE ARAŞTIRMA MERKEZİ, İÇ HASTALIKLARI ANABİLİM DALI, Türkiye

Tezin Onay Tarihi: 2020

Tezin Dili: Türkçe

Öğrenci: BAŞAK CAN

Danışman: Mehmet KÜÇÜK

Açık Arşiv Koleksiyonu: AVESİS Açık Erişim Koleksiyonu

Özet:

Amaç: Kan ve kan bileşenlerinin transfüzyonu sırasında ya da sonrasında reaksiyonlar gelişebilir. Bu reaksiyonlar basit reaksiyonlardan hayatı tehdit eden reaksiyonlara kadar geniş spektrumda klinik sonuçlara yol açabilirler. Bu çalışma ile tek merkezli olarak akut ve kronik kan transfüzyon komplikasyonlarının sıklığını göstererek çeşitli endikasyonlar ile etkin bir tedavi olarak kullandığımız kan ve kan ürünleri transfüzyonuna bağlı gelişebilecek reaksiyonları erken tanıma, yönetme ve korunma önlemlerinin alınması konusunda yardımcı olması amaçlanmaktadır. Gereç ve Yöntem: Çalışmanın akut komplikasyonlar kolunda, Sağlık Bilimleri Üniversitesi (SBÜ), Okmeydanı Eğitim ve Araştırma Merkezi (SUAM), İç Hastalıkları Kliniği ve Hematoloji Kliniği'ne kasım 2018 ile Temmuz 2019 tarihleri arasında çeşitli nedenlerle yatışı yapılan veya poliklinikten takip edilen ve kan transfüzyonu yapılan hastalar çalışmaya dahil edildi. Bu hastaların yatış nedenleri, kan tranfüzyon endikasyonları, transfüzyon tarihi, verilen kan ürünü, cross match uyumu, kan ürünlerine ışınlama veya lökosit filtrasyonu gibi uygulanan işlemler, doğum, küretaj ve abortus öyküsü, daha önce kan tranzfüzyonu yapılıp yapılmadığı, yapıldı ise herhangi bir komplikasyon gelişip gelişmediği sorgulanarak kaydedildi. Kronik tranfüzyon reaksiyonu kolunda ise hematoloji kliniği tarafından takip edilen ve kan transfüzyonu yapılan hastaların dosyaları incelendi. Kronik dönem kan transfüzyon reaksiyonu gelişip gelişmediği hasta dosyası incelenerek kaydedildi. Bu çalışmada verilerin değerlendirilmesinde tanımlayıcı istatistiksel metotların (ortalama standart sapma, median, interquartil range, sıklık ve yüzde dağılımları) yanı sıra Shapiro – Wilk normallik testi ile değişkenlerin dağılımına bakılmış, normal dağılım gösteren değişkenlerin ikili grupların karşılaştırmasında bağımsız t testi, normal dağılım göstermeyen değişkenlerin ikili grupların karşılaştırmasında Mann Whitney U testi, nitel verilerin karşılaştırmalarında ki-kare testi kullanılmıştır. Bulgular: Çalışmamızda 958 (95,80%) hastada kan transfüzyon reaksiyonu gözlenmemiş, 8 (0,8%) hastada allerjik reaksiyon, 1 (0,1%) hastada allerjik reaksiyon + febril nonhemolitik transfüzyon reaksiyonu (FNHTR), 29 (2,9%) vii hastada FNHTR, 2 (0,2%) hastada hipertansiyon, 1 (0,1%) hastada volüm yüklenmesi, 1 (0,1%) hastada akut hemolitik reaksiyon gözlenmiştir. Reaksiyon görülen grupta kan ürünü olarak eritrosit süspansiyonu varlığı reaksiyon görülmeyen gruptan istatistiksel olarak anlamlı derecede düşük bulunmuştur (p=0,034). Reaksiyon görülen grupta kan ürünü olarak havuzlanmış trombosit süspansiyonu varlığı reaksiyon görülmeyen gruptan istatistiksel olarak anlamlı derecede yüksek bulunmuştur (p=0,034). Diğer kan ürünleri ile transfüzyon reaksiyonları arasında ilişki saptanmadı. Hastaların doğum sayısı, küretaj ve abortus öyküleri ile, kan ürünlerinin ışınlanması ve daha önce transfüzyon öyküsü ile reaksiyonlar arasında anlamlı ilişki saptanmadı. Reaksiyon görülen grubun yaş grubu görülmeyen gruba göre anlamlı düzeyde düşük saptandı. Kronik kan ürünü replasmanı yapılan hastaların transfüzyonlarının 72'si (72) Okmeydanı Eğitim ve Araştırma Hastanesinde, 28'i (%28) dış merkezde yapılmıştır. Hastaların 5'inde (%5) alloimmünizasyon gözlenmiş olup, 50'sinde (50%) transfüzyona sekonder demir birikimi mevcuttu. Transfüzyona sekonder demir birikimi olan hastalar şelasyon tedavisi almış ya da almakta idi. Hastalarımızın 2'sinde (2%) viral seroloji pozitif olarak saptandı. Sonuç: Bu çalışmada akut ve kronik kan transfüzyon reaksiyon oranları diğer çalışmara göre daha yüksek oranda saptanmış olup reaksiyonlar ile kan ürünü çeşidi ve yaş grubu arasında ilişki saptanmıştır.