Hızlı ilerleyen glomerülonefrit tanılı hastaların klinik verilerinin ve tedavilerinin retrospektif olarak değerlendirilmesi
Tezin Türü: Tıpta Uzmanlık
Tezin Yürütüldüğü Kurum: Sağlık Bilimleri Üniversitesi, ANKARA DIŞKAPI YILDIRIM BEYAZIT SAĞLIK UYGULAMA VE ARAŞTIRMA MERKEZİ, DAHİLİ TIP BİLİMLERİ BÖLÜMÜ, Türkiye
Tezin Onay Tarihi: 2019
Tezin Dili: Türkçe
Öğrenci: MEHMET AKİF EKSİN
Danışman: Ebru GÖK OĞUZ
Açık Arşiv Koleksiyonu: AVESİS Açık Erişim Koleksiyonu
Özet:Amaç: Hızlı ilerleyen glomerülonefritler, ciddi bir glomerüler hasar neticesinde günler, haftalar veya aylar içinde ilerleyici ilerleyici böbrek fonksiyon kaybına yol açan ve hayatı tehdit eden bir tablodur. Çalışmayı planlamamızdaki temel amacımız bir yıllık takip sonucunda kresentik glomerülonefrit tanılı hastalarda bilinen patolojik ve klinik prognostik belirteçler haricinde verilerin olup olmadığını ortaya koymaktı. Bu açıdan bakarak optimal tedaviyi almasına rağmen tedaviye yanıtsız bir sürece girip diyalize bağımlı hale gelen hastaların, tedavi öncesinde prognozunun kötüleşmesine neden olacak demografik, laboratuvar ve patolojik etkenleri görmek istedik. İleride bu özellikleri taşıyan kresentik glomerülonefrit tanılı hastaların tedavilerinin hızla yapılmasına dikkat çekerek kresentik glomerülonefritli hastalarda renal sağkalıma katkıda bulunmayı amaçladık. Gereç ve Yöntem: Çalışma Nefroloji Polikliniğimizde 2012 – 2018 yılları arasında, takiplerinde primer HİGN tanısı konan (böbrek biyopsili veya biyopsisiz) ve en az 1 yıl boyunca takip edilen toplam 40 hasta alınarak gerçekleştirildi. Hastaların verileri hasta dosyalarından ve hastane kayıt sisteminden elde edildi. Hastaların biyokimyasal testlerinin sonuçları, biyopsi sonuçları ve tedavileri değerlendirmeye alındı. Araştırmanın verileri Statistical Package for the Social Sciences (SPSS) istatistik paket programı kullanılarak analiz edilmiştir. Bulgular: Çalışmaya primer HİGN tanısı olan 37 hasta dahil edildi. Etiyolojik değerlendirme yapıldığında hastalarımızın 6'sında (%16,2) anti GBM antikor pozitifliği, 31 hastada ise (%83,8) ANCA pozitifliği olduğu tespit edildi. ANCA pozitifliği olan hastaların 11'inde (%29,7) c-ANCA pozitifliği, 20'sinde ise (%54,1) p-ANCA pozitifliği tespit edildi. Hasta grupları (anti-GBM, c-ANCA ve p-ANCA pozitifliğine göre 3 gruba ayrıldığında) optimal tedaviye rağmen anti-GBM pozitif hasta grubunun tamamında, c-ANCA pozitif hastaların 3'ünde (%27,3) ve p-ANCA viii pozitif hastaların 3'ünde (%15) son dönem böbrek yetmezliği geliştiği değerlendirildi. Bu üç hasta grubu arasında SDBY gelişiminin anti-GBM pozitif olan grupta diğerlerine kıyasla istatistiksel anlamlı olarak daha yüksek olduğu görüldü (p < 0,001). Serum kreatinin değeri 6 mg/dl'den yüksek olan hastaların 16'sının (%94,1) tanı anında diyaliz ihtiyacı olduğu, serum kreatinin değeri 6 mg/dl'den düşük olan hastaların ise 6'sının (%30) tanı anında diyaliz ihtiyacı olduğu değerlendirildi. Serum kreatinin değeri 6 mg/dl'den yüksek olan hasta grubunda tanı anında diyaliz ihtiyacı oranının daha yüksek olduğu görüldü (p < 0,001). Kresent oranı %65'in üzerinde olan hastaların ortalama Na değeri 134 mEq/L (±5,0), kresent oranı %65'in altında olan hastaların ise ortalama Na değerinin 138 mEq/L (±3,4) olduğu görüldü. Kresent oranı %65'in üstünde olan hasta grubunda ortalama Na değerlerinin daha düşük seyrettiği değerlendirildi (p = 0,014). Hastalarımızın 12'sinde SDBY geliştiği, 25'inin ise tedavi ile takip edildiği değerlendirildi. Ortalama yaşın daha düşük olduğu grupta SDBY gelişiminin daha yüksek olduğu değerlendirildi (p = 0,006) Anti-GBM pozitif hasta grubunda ortalama PTH değeri 58, c-ANCA pozitif hasta grubunda 88 ve p-ANCA pozitif hasta grubunda ise 171 olarak bulundu. Bu üç hasta grubu arasında p-ANCA pozitif olan hasta grubunda PTH değerinin daha yüksek seyrettiği görüldü (p = 0,005) Sonuç: Çalışmamızda kendi merkezimizdeki takipli hastaların klinik ve tedavi verilerini elde ettik. Verilerimizin literatür bilgisi ile benzer ve farklı yönlerini ortaya koyduk. İleri yaş, başvuru anında diyaliz ihtiyacı ve kreatinin yüksekliği, anti-GBM antikor pozitifliği, pulmoner hemoraji ve patolojide fibröz kresent varlığı gibi bulgular bilinen kötü prognostik faktörlerdir. Bunların yanında PTH yüksekliğinin p-ANCA pozitif olan hastalarda kötü prognozla ilişkili olabileceğini, genç yaşta hastalık gelişiminin SDBY'ne gidiş ile ilişkili olabileceğini ve hiponatreminin kresent oranı %65'in üzerinde olan hastalarda prognozu kötü yönde etkileyebileceğini göstermiş olduk. Anahtar Kelimeler: hızlı ilerleyen glomerülonefrit, renal prognoz, anti nötrofilik sitoplazmik antikor, anti glomerüler bazal membran antikoru