Gebeliğin intrahepatik kolestazı tanısı konulan gebelerde açlık safra asidi düzeyine göre perinatal sonuçların değerlendirilmesi
Tezin Türü: Tıpta Uzmanlık
Tezin Yürütüldüğü Kurum: Sağlık Bilimleri Üniversitesi, İSTANBUL ŞİŞLİ HAMİDİYE ETFAL SAĞLIK UYGULAMA VE ARAŞTIRMA MERKEZİ, CERRAHİ TIP BİLİMLERİ BÖLÜMÜ, Türkiye
Tezin Onay Tarihi: 2023
Tezin Dili: Türkçe
Öğrenci: GİZAY SERİN
Danışman: Alev AYDIN
Açık Arşiv Koleksiyonu: AVESİS Açık Erişim Koleksiyonu
Özet:Amaç: Gebeliğin intrahepatik kolestazı tanısı konulan gebelerin açlık safra asidi konsantrasyonlarına göre perinatal sonuçların tespit edilip buna göre gebelik yönetiminin belirlenmesi. Materyal ve Metod: Bu çalışmayı Sağlık Bilimleri Üniversitesi Şişli Hamidiye Etfal Eğitim ve Araştırma Hastanesi Kliniği' ne 1 Ocak 2017 -1 Ocak 2023 tarihleri arasında ikinci ve üçüncü trimesterda kaşıntı şikâyeti ile perinatoloji polikliniğine başvuran açlık safra asidi >10 mikromol/litre üzerinde tespit edilip "Gebeliğin İntrahepatik Kolestazı" tanısı konulan ve doğumunu kliniğimizde gerçekleştiren 160 hasta oluşturmaktadır. Hastalar açlık safra asidi konsantrasyonu 10-40 mikromol/ litre arası olan 54 hasta ve 40 mikromol/litre üzeri olan 106 hasta olarak iki gruba ayrıldı. İlk grup literatüre uygun olarak hafif şiddette GİK ikinci grup ise şiddetli GİK olarak tanımlandı. İki hasta grubunun bebeklerinin doğum haftaları, doğum şekilleri ve sezaryen endikasyonu, doğum kiloları, 1. ve 5. dk APGAR skorları, yenidoğan yoğun bakım ünitesi yatışı, doğum anında mekonyumlu amniyon mayi varlığı ve fetal kayıp varsa verileri kaydedildi ve karşılaştırıldı. Bulgular: Çalışmamızda hastaların demografik bulgularından parite oranı şiddetli GİK olan hastalarda, hafif GİK olan hastalara göre anlamlı derecede yüksek bulundu (p=0,048). Şiddetli GİK olan hastaların, hafif GİK hastalara göre kolestaz tanı haftalarının daha erken (sırasıyla 34,3±2,8; 32,9±3,8; p=0,038), AST ve ALT değerlerinin anlamlı olarak daha yüksek olduğu tespit edildi (sırasıyla AST: 122,1±111,5; 90,8±68,4 sırasıyla ALT: 140,9±113,3; 84,1±69,0; p=0,038 ve p<0,001). Yine total bilirubinin şiddetli GİK hastalarında hafif GİK olan hastalara göre anlamlı olarak daha yüksek olduğu bulundu (sırasıyla 1.2 ± 0.4; 1.9 ± 1.0; <0,001). Hastaların doğum haftası, doğum ağırlığı ve doğum şekli bulguları ile hafif ve şiddetli GİK olan hastalar arasında anlamlı bir farklılığa rastlanmadı. Şiddetli GİK olan hastalarda mekonyum varlığı oranı hafif GİK olan hastalara göre anlamlı olarak yüksek bulundu (sırasıyla %26,4 ve %9,3; p=0,011) ancak yenidoğan yoğun bakım yatışı, APGAR skorları arasında anlamlı fark bulunmadı. Amniyon mayisinde mekonyum olanların mekonyum olmayan gruba göre kolestaz tanı haftalarının ve doğum haftalarının anlamlı olarak daha geç olduğu bulundu (sırasıyla 34,9±3,4; 33,0±3,5; p=0,002 ve 38,1±0,9; 36,9±1,5; p<0,001). Çalışmada yer alan hastalardan şiddetli GİK olan hastaların ALT değerinin 75 üstü, AST değerinin ise 130 üstü görülme sıklığı oranları, hafif GİK olan hastalara göre anlamlı derecede yüksek olduğu saptandı (p<0,001). Sonuç: Gebeliğin intrahepatik kolestazı fetal açıdan öngörülemeyecek fetal komplikasyonlara sebep olmaktadır. Oluşabilecek fetal morbidite ve mortalitenin herhangi bir belirteç ile tahmin edilememesi hastalığın yönetimi oldukça zorlaştırmaktadır. Açlık safra asidi konsantrasyonunun yüksek olması fetüs için bir stres faktörü olup amniyon mayinin mekonyumlu olmasına sebep olmaktadır. Çalışmamızın sonuçlarına göre şiddetli GİK ve doğum haftası geç olan hastaların literatürle uyumlu olarak amniyon mayisinin mekonyumlu olduğu görülmüştür. Bu yüzden doğum zamanlaması planlamasının çok dikkatli yapılmasını önermekteyiz. Anahtar Kelimeler: Safra asitleri, kaşıntı, gebeliğin intrahepatik kolestazı, yenidoğan, yoğun bakım.