Beyin ölümünde etiyoloji ve hemodinamik instabilite arasındaki ilişkinin karşılaştırılması
Tezin Türü: Tıpta Uzmanlık
Tezin Yürütüldüğü Kurum: Sağlık Bilimleri Üniversitesi, ANTALYA SAĞLIK UYGULAMA VE ARAŞTIRMA MERKEZİ, CERRAHİ TIP BİLİMLERİ BÖLÜMÜ, Türkiye
Tezin Onay Tarihi: 2024
Tezin Dili: Türkçe
Öğrenci: MELTEM CEYLAN
Danışman: Nilgün KAVRUT ÖZTÜRK
Açık Arşiv Koleksiyonu: AVESİS Açık Erişim Koleksiyonu
Özet:Giriş ve Amaç: Bu çalışmanın amacı, beyin ölümü klinik izleminde hastalara uygulanan farmakolojik kardiyovasküler destek tedavisinin beyin ölümü etiyolojisine bağlı farklılıklarını değerlendirmektir. Gereç ve Yöntem: Hastanemizde beyin ölümü tanısı ile takip edilen hastalar; spontan subaraknoid kanama ve spontan intraserebral kanama ile takip edilenler (grup 1), travmatik intrakraniyal kanama ile takip edilenler (grup 2) ve iskemik serebrovasküler olay, hipoksik iskemik beyin hasarı ile takip edilenler (grup 3) olarak gruplandırıldı. Hastaların demografik özellikleri, uygulanan ilaç tedavi protokolleri, hemodinamik parametreleri ve radyolojik görüntüleme bulguları retrospektif olarak incelendi. Bulgular: Çalışmaya toplam 216 hasta dahil edilmiş olup, hastaların yaş ortalaması 53.5± 17.39 yıl, %60.9'u erkek, %39.1'i kadındır. Grup 1'de hipertansiyon görülme oranı, ilk yatış GKS skorları ve otonomik fırtına varlığı istatistiksel anlamlı olarak diğer gruplardan yüksek bulunmuştur. Grup 1 ve 2'nin TIE skorları, grup 3'e göre istatistiksel anlamlı düzeyde daha düşük saptanmıştır. Dekompresyon cerrahisi yapılan hastalarda beyin ölüm gerçekleşme süresi ve anti-hipertansif ilaç ihtiyacı, dekompresyon cerrahisi yapılmayanlara göre anlamlı olarak daha yüksek bulunmuştur. Sonuç: Beyin ölümü klinik izleminde hastalara uygulanan farmakolojik kardiyovasküler destek tedavisi ve otonomik fırtınanın beyin ölümü etiyolojisine bağlı farklılıklar içerdiğini, grup 3'te otonomik fırtına döneminin daha az sıklıkla görüldüğünü raporladık. Optimal kadaverik organ bağışı ilkeleri göz önüne alındığında, mevcut literatür verilerinin de ortaya koyduğu gibi, inme sonucu beyin ölümü gerçekleşen hastaların, diğer etiyolojilere kıyasla donör yaş ortalamalarının diğer gruplardan anlamlı yüksek olması, TİE skorlarının yüksekliği (kümülatif doz vazopressör ve inotropik ilaç kullanımlarının yüksek olması) göz önüne alındığında bu kadaverik donörlerden alınan allogreftlerinin kullanılmama ve greft disfonksiyon riskinin daha yüksek olabileceğini düşünmekteyiz. Anahtar Kelimeler: Beyin Ölümü, Total İnotrop Maruziyet Skoru, Vazoaktif İnotropik Skor