Lomber stabilizasyon cerrahisi uygulanan hastalarda, ultrason aracılığıyla peroperatif laringeal ödemin değerlendirilmesinde konvansiyonel ve manometri ölçüm yöntemlerinin karşılaştırılması
Tezin Türü: Tıpta Uzmanlık
Tezin Yürütüldüğü Kurum: Sağlık Bilimleri Üniversitesi, HAMİDİYE TIP FAKÜLTESİ, CERRAHİ TIP BİLİMLERİ BÖLÜMÜ, Türkiye
Tezin Onay Tarihi: 2026
Tezin Dili: Türkçe
Öğrenci: MUSTAFA BERKEHAN NİZAMLIOĞLU
Danışman: Arzu YILDIRIM AR
Açık Arşiv Koleksiyonu: AVESİS Açık Erişim Koleksiyonu
Özet:Amaç: Pron pozisyonu ve endotrakeal tüp kafının larinks üzerine yaptığı basının laringeal ödeme yol açtığı ve buna bağlı postoperatif komplikasyon riskini artırdığı bilinmektedir. Ultrasonografinin (USG) gelişmesiyle larinks bölgesindeki hava sütunu genişliği (ACW) ölçümü laringeal ödem gelişimi ve derecesi hakkında non-invaziv ve tekrarlanabilir bir bilgi sahibi olmaya olanak sağlamıştır. Bu çalışma, lomber stabilizasyon cerrahisi geçiren hastalarda endotrakeal tüp kaf basıncının manometre ile izlenmesi ile konvansiyonel palpasyon yöntemi arasındaki farkı değerlendirmeyi ve bu iki yöntemin postoperatif laringeal ödem ve ilişkili semptomlar üzerindeki etkilerini karşılaştırmayı amaçlamıştır. Gereç ve Yöntemler: Prospektif, gözlemsel çalışmamıza etik kurul onayı (2024/11/847) alındıktan sonra 1 Haziran 2024-31 Aralık 2024 tarihleri arasında genel anestezi ile pron pozisyonda lomber stabilizasyon cerrahisi geçiren, 18-65 yaş arası Amerikan Anestezistler Derneği (ASA) sınıflaması I-III grubu 62 hasta dahil edildi. Hastalar rastgele iki gruba ayrıldı; Grup M'de kaf basıncı manometre ile 20–30 cmH₂O aralığında tutuldu. Grup K'de kaf basıncı konvansiyonel olarak pilot balon palpasyon yöntemi ile ayarlandı ve değer manometre ile ölçülüp not alındı. İntraoperatif süreç boyunca hemodinamik değişkenlere ek olarak Sedline PSI (patient state index) değerleri belirli aralıklarla ölçüldü. Entübasyon sonrası ve ekstübasyon öncesi hava sütunu genişliği ultrason ile ölçüldü; postoperatif disfoni, disfaji, öksürük, boğaz ağrısı, nefes darlığı ve yüzde şişlik 0., 4., 8. ve 24. saatlerde değerlendirildi. Ayrıca hava sütunu genişliği oranı ile operasyon süresi, anestezi süresi ve toplam sıvı miktarı arasındaki ilişki korelasyon analizi ile incelendi. Bulgular: Gruplar demografik özellikler, ASA sınıflaması, preoperatif albümin düzeyi, anestezi ve operasyon süreleri açısından benzer bulundu (p > 0,05). Manometri grubunda ortalama kaf basıncı anlamlı olarak daha düşük ölçüldü (26,3 ± 2,1 cmH₂O vs. 41,8 ± 5,9 cmH₂O; p 0,05). Postoperatif semptomların büyük çoğunluğu 8–24 saat içinde geriledi. Hava sütunu genişliği oranı ile operasyon süresi, anestezi süresi ve sıvı miktarı arasında düşük düzeyde negatif, ancak istatistiksel olarak anlamsız korelasyon bulundu (r ≈ –0,23; p>0,05). Hemodinamik parametreler gruplar arasında benzer olup yalnızca intraoperatif 15. dakikadaki kalp tepe atımı ve postoperatif 0. dakikadaki PSI değerlerinde anlamlı ancak klinik açıdan önemsiz farklılık gözlendi. Sonuç: Bu çalışmanın bulguları, manometri ile izlenen kaf basıncının güvenli basınç aralığında tutulmasını sağlayarak trakeal mukozal basıyı azalttığını, ancak postoperatif laringeal ödem ve ilişkili semptomların gelişimini konvansiyonel yönteme kıyasla anlamlı düzeyde azaltmadığını göstermektedir. Laringeal ödemin gelişiminde cerrahi süre, sıvı yönetimi, pron pozisyon gibi çoklu faktörlerin etkili olması, kaf basıncı kontrolünün tek başına belirleyici olmadığını düşündürmektedir. Bununla birlikte, manometrinin özellikle mukozal hasarın önlenmesinde potansiyel koruyucu bir rolü olduğu göz önünde bulundurulmalıdır. Elde edilen sonuçlar, mevcut uygulamaların güvenle kullanılabileceğini desteklemekle birlikte; laringeal ödemin fizyopatolojisini daha ayrıntılı ortaya koyacak, farklı hasta gruplarını ve değişkenleri içerecek geniş ölçekli, prospektif ve randomize kontrollü çalışmalara ihtiyaç olduğunu göstermektedir. Bu nedenle, ilerleyen çalışmaların daha homojen popülasyonlarda, farklı cerrahi pozisyonlarda ve daha uzun takip süreleriyle planlanması, klinik pratiğe yön verecek daha güçlü kanıtlar sağlayacaktır.