Müziğin rejyonal anestezi ile sezaryen operasyonu geçiren hastalarda perioperatif anksiyete üzerine etkisi
Tezin Türü: Tıpta Uzmanlık
Tezin Yürütüldüğü Kurum: Sağlık Bilimleri Üniversitesi, ANKARA SAĞLIK UYGULAMA VE ARAŞTIRMA MERKEZİ, CERRAHİ TIP BİLİMLERİ BÖLÜMÜ, Türkiye
Tezin Onay Tarihi: 2020
Tezin Dili: Türkçe
Öğrenci: PINAR KIRDEMİR
Danışman: Hale YARKAN UYSAL
Açık Arşiv Koleksiyonu: AVESİS Açık Erişim Koleksiyonu
Özet:Amaç: Müzik, Rejyonal anestezi uygulanmış hastalarda anksiyeteyi azaltmak için non-farmakolojik bir yöntem olarak çeşitli çalışmalarda kullanılmıştır. Literatürde, sezaryen ameliyatı sırasında müzik dinlemenin anksiyete düzeyine etkisini araştıran sınırlı sayıda çalışma bulunmaktadır. Bu nedenle, bu çalışmada, Rejyonal anestezi altında sezaryen ameliyatı olan hastalarda müziğin perioperatif anksiyeteye etkisini araştırmak amaçlanmıştır. Gereç ve Yöntem: Bu prospektif randomize kontrollü çalışma, Sağlık Bakanlığı Ankara Eğitim ve Araştırma Hastanesi Klinik Araştırmalar Etik Kurulu onayı ve hastaların oluru alındıktan sonra Ankara Eğitim ve Araştırma Hastanesi Anesteziyoloji ve Reanimasyon Kliniği'nde yapıldı. Çalışmaya ASA II-III, elektif sezaryen cerrahisi geçirecek hastalar dahil edildi. Hastalar kapalı zarf yöntemi ile 3 gruba randomize edildi. Cerrahi sırasında Grup M'ye kulaküstü bir kulaklık aracılığıyla hastaların tercih ettiği müzik dinletildi, Grup S'deki hastalara sadece kulaklık takılarak hastalar ortam gürültüsünden izole edildi. Grup K'deki hastalar ise kontrol grubu olarak alındı. Tüm hastalara kombine spinal epidural anestezi uygulandı, postoperatif analjezi sağlamak için epidural PCA takıldı. Hastaların preoperatif (Preop 1 STAI-SA), cerrahi sabahı (Preop 2 STAI-SA) ve postoperatif 1. saatteki (Postop STAI-SA) anksiyete düzeyleri STAI-SA ile değerlendirildi. Sistolik ve diyastolik kan basıncı, kalp atım hızı değerleri cerrahi sabahı serviste ölçüldü, intraoperatif dönemde de 5 dk aralıklarla ölçülerek kaydedildi. Yenidoğan 1. ve 5. dakika APGAR Skorları kaydedildi. Postoperatif 1, 4, 8 ve 12. saatlerde hastalar serviste görülerek VAS ile ağrı düzeyleri değerlendirildi; PCA kullanım miktarları, Bromage Skorları, bulantı ya da kusma şikayetlerinin olup olmadığı, kan basıncı ve kalp hızı değerleri not edildi. Bulgular: Gruplar arasında demografik özellikler, eğitim durumu, önceki anestezi deneyimi ve deneyimlenen anestezi yöntemi açısından fark yoktu. Gruplar arasında Preop 1 ve Preop 2 STAI-SA değerleri benzerdi. Postop STAI-SA değeri Grup K'de ortanca 27,5 (20-60), Grup M'de 24 (20-58), Grup S'de viii 30 (20-52) idi. Gruplar arasında postop STAI-SA değerleri açısından istatistiksel olarak anlamlı bir fark saptanmadı (p= 0,598). Grup K'de Preop 1 STAI-SA değeri ile Preop 2 STAI-SA ve Postop STAI-SA değerleri arasında anlamlı fark yoktu (p= 0,245 p= 0,81). Preop 2 STAI-SA değeri Postop STAI-SA değerinden anlamlı olarak daha yükseti (p=004). Grup M'de Preop 2 STAI-SA değeri ile Preop 1 STAI-SA değeri arasında anlamlı fark yokken (p=0,333), Preop 2 STAI-SA, Postop STAI-SA değerinden anlamlı olarak daha yüksekti. Ayrıca Preop 1 STAI-SA değeri Postop STAI-SA değerinden anlamlı olarak daha yüksek bulundu (p=0,002). Grup S'de Preop 1 STAI-SA değeri ile Postop STAI-SA değeri arasında anlamlı fark yokken (p=0,302), Preop 2 STAI-SA değeri Preop 1 ve Postop STAI-SA değerinden anlamlı olarak daha yüksekti (p= 0,010 p> 0,001). Birinci dakika ve beşinci dakikada değerlendirilen bebek APGAR Skorları gruplar arasında benzerdi. Postoperatif VAS, bulantı-kusma ve Bromage Skorları açısından gruplar arasında anlamlı fark saptanmadı (p>0,05). Postoperatif PCA kullanım miktarları her üç grupta benzerdi. Sonuç: Sonuç olarak çalışmamızda, istatistiksel olarak anlamlı olmamasına rağmen postoperatif dönemde anksiyete düzeyinde en fazla azalmanın ve en düşük anksiyete değerlerinin müzik dinleyen grupta olduğunu tespit ettik. Müzik; uygulaması kolay, ucuz, non invaziv ve yan etkisi olmayan bir yöntemdir. Bu nedenle cerrahi için sedatif ilaç vermekten özellikle çekindiğimiz gebe hasta grubunda müziğin anksiyeteye olan etkisini araştırmaya yönelik daha çok sayıda, daha fazla hasta ile daha geniş kapsamlı klinik çalışmalara ihtiyaç olduğu kanaatindeyiz.