Bilateral ITA ve sadece tek ITA kullanılan hastaların postoperatif süreçlerinde aritmi, ekokardiyografik global longitudinal ventriküler strain ve proaritmik belirteçlerin karşılaştırılması
Tezin Türü: Tıpta Uzmanlık
Tezin Yürütüldüğü Kurum: Sağlık Bilimleri Üniversitesi, İSTANBUL DR. SİYAMİ ERSEK GÖĞÜS KALP VE DAMAR CERRAHİSİ SAĞLIK UYGULAMA VE ARAŞTIRMA MERKEZİ, CERRAHİ TIP BİLİMLERİ BÖLÜMÜ, Türkiye
Tezin Onay Tarihi: 2022
Tezin Dili: Türkçe
Öğrenci: OZAN ERTÜRK
Danışman: Mehmet KAPLAN
Açık Arşiv Koleksiyonu: AVESİS Açık Erişim Koleksiyonu
Özet:Amaç: KABG operasyonu sonrasında pek çok komplikasyon görülebilmektedir. En sık karşılaşılan komplikasyon aritmilerdir. Bu komplikasyonlarla mücadelenin en önemli basamağı erken tanı ve tedavidir. Biz de bu çalışmamızda greft tercihine göre aritmi sıklığını karşılaştırmayı, aritmi gelişebilecek hastaları öngörmemizi sağlayan repolarizasyon belirteçlerini ve P dalga morfolojisini incelemeyi ve ventriküler fonksiyonlardaki subklinik bozulma varlığını araştırmayı ve sonucunda BITA kullanımında oluşabilecek riskleri ortaya koymayı ve önlem alınmasına yardımcı olmayı amaçladık. Gereç ve Yöntem: Çalışmamız hastanemizde KABG operasyonu yapılacak hastalardan sadece tek ITA kullanılanlar ile BITA kullanılan hastalar arasında aritmi insidansını karşılaştırabilmeyi, proaritmik belirteçlerle aritmi gelişimini öngörebilmeyi ve subklinik ventrikül fonksiyon bozukluklarını saptayıp karşılaştırabilmeyi amaçlayan prospektif ve gözlemsel bir çalışma olarak tasarlandı. Hastaların demografik, operatif ve postoperatif verileri kayıt altına alındı. Çalışmaya katılan tüm hastalara preoperatif ve postoperatif 1.saat, postoperatif 1.hafta olacak şekilde EKG kayıtları alındı. Total popülasyon içinden seçilen 35 hastaya preoperatif ve postoperatif detaylı EKO uygulandı. Yarı-otomatik bilgisayar yazılımları kullanılarak veriler toplandı. Uygun istatistik yöntemleri kullanılarak verileri analizi yapıldı. Bulgular: Çalışmamıza %73.8' i (n=62) erkek, %26.2' si (n=22) kadın olmak üzere toplam 84 hasta dahil edildi. Yapılan analizlerde greft tercihine göre aritmi sıklığında bir artış izlenmedi. En sık gelişen ritim bozukluğu AF olarak saptandı. AF riskleri araştırıldığında preoperatif DM varlığı (p=0.011) ve açlık kan glukozu değerleri (p=0.048) anlamlı bulundu. MVP EKG skoru yüksekliği (p<0.001) ve P dalga süresinin uzunluğu (p=0.005) ve P dalga morfolojisi (p<0.001) anlamlı belirteçler olarak saptandı. Repolarizasyon belirteçlerinde de iki grup arasında anlamlı fark izlenmemesine rağmen QTC değerlerinde anlamlı uzama saptandı. EKO değerlendirmesine ise %74.3' ü (n=26) erkek ve %25.7' si (n=9) kadın olmak üzere toplam 35 hastaalındı. Greft tercihine göre ventrikül fonksiyonlarında anlamlı fark izlenmedi. BITA grubunda KPB süreleri daha uzun izlendi (p=0.049). BITA grubunda strain değerlerindeki gerileme biraz daha bariz olurken iki grup arasında anlamlı fark saptanmadı. Sonuç: Çalışmamız sonucunda greft seçimine göre aritmi sıklığında artış saptanmadı. En sık izlenen aritmi türü olarak AF gelişiminde preoperatif DM varlığı ve kan şekeri düzeylerinin önemi gösterildi. MVP EKG skorunun cerrahi hastalar üzerinde de etkin bir şekilde kullanılabileceği saptandı. Greft seçimine bağlı erken dönem ventrikül fonksiyonlarında bir bozulma izlenmediği gösterildi ve çalışmamızın sonucunda BITA kullanımının güvenli olduğu sonucuna ulaştık ancak ilerleyen zamanda bu alanlarda yapılacak daha yüksek hasta sayılı ve uzun süreli çalışmaların daha iyi bilgi verebileceği düşüncesindeyiz.