Parkinson hastalarında homosistein düzeyi ve önemi


Tezin Türü: Tıpta Uzmanlık

Tezin Yürütüldüğü Kurum: Sağlık Bilimleri Üniversitesi, İSTANBUL HAYDARPAŞA NUMUNE SAĞLIK UYGULAMA VE ARAŞTIRMA MERKEZİ, DAHİLİ TIP BİLİMLERİ BÖLÜMÜ, Türkiye

Tezin Onay Tarihi: 2017

Tezin Dili: Türkçe

Öğrenci: GİZEM GÜRSOY

Danışman: Gülbün Asuman YÜKSEL

Açık Arşiv Koleksiyonu: AVESİS Açık Erişim Koleksiyonu

Özet:

Homosistein, metiyonin metabolizması sırasında oluşan ve sülfür içeren bir aminoasittir. Plazma homosistein düzeyi standardize edilememiş olmakla birlikte, genellikle normal değeri 12 saatlik açlık sonrası alınan kanda 5-15 mmol/L'dir. Homosistein NMDA reseptörünün glutamat bağlanan kısmına agonistik etki göstermekte ve reseptörü aktive ederek eksitotoksik cevaba neden olmaktadır. Bu nedenle homosistein düzeyinin artması nörodejeneratif etkiler için potansiyel bir kaynak olmaktadır. Hiperhomosisteinemi; vasküler hastalıklar, Alzheimer hastalığı, demans, kortikal ve hipokampal atrofi için bir risk faktörüdür, en sık sebebi nutrisyonel faktörlerdir. Son zamanlarda yapılan çalışmalarda homosistein Parkinson hastalarında da yüksek saptanmış ve levodopa kullanımının homosistein düzeyinde artışa sebep olduğu gösterilmiştir. Hayvan deneylerinde de levodopa ve dopamin dekarboksilaz inhibitörü uygulandıktan sonra S-adenosilmetiyoninin S-adenosilhomosisteine ve homosisteine katekol-O-metil transferaz aracılığı ile dönüşmesinde artış ve buna bağlı olaral homosistein konsantrasyonlarında iki kat artış saptanmıştır. Vasküler yapılarda oluşturduğu bozukluk dışında homosistein yüksekliğinin nörotoksik etkileri bulunmaktadır. Bozulmuş bellek işlevine sahip hastalarda plazma ve BOS'ta azalmış folat ve vitamin B12 ile artmış homosistein düzeyleri saptanmaktadır. Yapılan çalışmalarda demansı olmayan yaşlı kişilerde bile 14 mmol/L'yi geçen kan homosistein düzeyi kognitif performansta %25'lik bir düşüş ile ilişkilendirilmiş, yüksek homosistein düzeyine sahip Parkinson hastalarında daha düşük motor performans, depresyon ve daha yüksek kognitif yıkım saptanmıştır. Bu çalışmada Parkinson hastalığı ve hastalık sürecindeki kognitif etkilenme ile serum homosistein düzeyi ve onun biyolojik belirleyicileri olan folat ve B12 vitamini kan düzeyleri arasındaki ilişkiyi araştırmak amacıyla Haydarpaşa Numune Eğitim ve Araştırma Hastanesi Hareket Bozuklukları Polikliniği'mizden takip edilen 64 Parkinson hastası ve bu popülasyona uygun 30 gönüllü birey alındı. Parkinson hastaları, Diagnostic and Statistic Manuel of Mental Disorders-V (DSM-V) tanı kriterlerine göre demansı olan Parkinson hastaları ve kontrol grubu olmak üzere 3 ayrı çalışma grubu belirlendi. Tüm hasta grupları ve kontrol grubunda kan folat, vitamin B12 ve homosistein düzeyleri ölçülerek karşılaştırıldı. Kognitif performansı değerlendirmek amacıyla iki hasta grubuna da Standardize Mini Mental Test (SMMT) uygulandı ve serum homosistein düzeyi ile SMMT arasındaki ilişki araştırıldı. Yine her iki hasta grubunda The Unified Parkinson's Disease Rating Scale (UPDRS) skorları ile serum homosistein düzeyi arasında korelasyon olup olmadığı bakıldı. Ayrıca hastalarda levodopa kullanımının kan folat, vitamin B12 ve homosistein düzeyine etkisi incelendi.