Lokal ileri serviks kanserinde primer kemo-radyoterapi sonrasında nüks ile ilişkisi olabilecek genlerin analizi


Tezin Türü: Doktora

Tezin Yürütüldüğü Kurum: Sağlık Bilimleri Üniversitesi, HAMİDİYE SAĞLIK BİLİMLERİ ENSTİTÜSÜ, MOLEKÜLER ONKOLOJİ ANABİLİM DALI, Türkiye

Tezin Onay Tarihi: 2025

Tezin Dili: Türkçe

Öğrenci: ÖZLEM YETMEN DOĞAN

Danışman: Gökhan YAPRAK

Açık Arşiv Koleksiyonu: AVESİS Açık Erişim Koleksiyonu

Özet:

Amaç: Bu çalışmada, serviks kanseri gelişimi, tedaviye yanıt ve yinelemede rol oynayabileceği öngörülen Spesifik Protein-1 (SP1), Ataksi-Telanjiektazi Mutasyonu (ATM) ve Hücre Bölünmesi Döngüsü Fosfataz 25B (Cdc25B) genlerinin ekspresyon düzeyleri incelenmiş; bunların klinik verilerle korelasyonu ve yüksek riskli hastaların tahmininde biyobelirteç potansiyelleri araştırılmıştır. SP1, ATM ve Cdc25B ekspresyonlarının, serviks kanserinde definitif kemoradyoterapi sonrası hastalık gidişatını öngörmedeki rolünü değerlendiren ilk çalışmadır. Gereç ve Yöntem: 2012–2020 yılları arasında serviks kanseri tanısı alarak radyokemoterapi ile tedavi edilen 49 hasta (17 nüks, 32 remisyonda) ile servikal malignite saptanmamış 17 sağlıklı bireyden oluşan kontrol grubunun doku örnekleri incelenmiştir. SP1, ATM ve Cdc25B gen ekspresyon düzeyleri PCR yöntemiyle ölçülmüş; hasta ve kontrol grubu karşılaştırılmış, ayrıca hasta grubundaki klinik verilerle gen ekspresyon düzeyleri arasındaki ilişkiler retrospektif olarak değerlendirilmiştir Bulgular: ATM geni, hem serviks kanseri hastalarında sağlıklı bireylere göre (kat değişimi: -2.97, p=0.047) hem de nüks gelişenlerde (kat değişimi: -3.30, p=0,041) anlamlı düzeyde düşük saptanmıştır. Nüks gelişen hastalarda, tedaviye tam yanıt verenlere kıyasla Cdc25B gen ekspresyonu daha düşük saptanmış olsa da fark istatistiksel anlamlılığa ulaşmamıştır (kat değişimi: -3.48, p=0,28). SP1 ve Cdc25B genlerinde de azalma gözlenmiş, ancak farklar istatistiksel olarak anlamlı bulunmamıştır. Remisyondaki hastalarla karşılaştırıldığında, yaygın metastaz geliştiren hastalarda SP1 gen ekspresyon düzeylerinde anlamlı bir artış saptanmıştır (kat değişimi: 3.17, p=0,04). Üç gende de lokorejyonel nüks göstermiş olgularda ekspresyon düzeylerinin azaldığı gözlenmiş; istatistiksel anlamlılık göstermemiştir. Sonuç: ATM geni, serviks kanseri gelişimi ve nüksü ile ilişkili önemli bir biyobelirteç olabilir. SP1 gen ekspresyonunun metastazla ilişkili olabileceği ve Cdc25B genindeki azalma ise tedaviye yanıtı öngörmede potansiyel bir biyobelirteç olabileceğini düşündürmektedir