Farklı yöntemlerle pürüzlendirilmiş Sınıf V kavitelere uygulanan kompozit rezin restorasyonların mikrosızıntılarının incelenmesi
Tezin Yürütüldüğü Kurum: Sağlık Bilimleri Üniversitesi, GÜLHANE DİŞ HEKİMLİĞİ FAKÜLTESİ (ANKARA), KLİNİK BİLİMLER BÖLÜMÜ, Türkiye
Tezin Onay Tarihi: 2026
Tezin Dili: Türkçe
Öğrenci: EZGİ ATAMER DURMUŞ
Danışman: Bilge ERSÖZ
Açık Arşiv Koleksiyonu: AVESİS Açık Erişim Koleksiyonu
Özet:Amaç: Bu in vitro çalışmanın amacı, geleneksel yöntemle hazırlanmış Sınıf V kavitelerde farklı yüzey pürüzlendirme yöntemlerinin (ortofosforik asit, self-etch, air abrazyon ve Er:YAG lazer) ve farklı universal adezivlerin (Clearfil TRI-S Bond Universal ve G2-Bond Universal) mikrosızıntı üzerine etkilerini değerlendirmektir. Gereç̆vĕYöntem: Çalışmada 40 adet çekilmiş insan molar dişi kullanılmıştır. Dişlerin bukkal ve lingual yüzeylerine toplam 80 Sınıf V kavite hazırlanmıştır. Örnekler yüzey pürüzlendirme yöntemine göre dört gruba ayrılmış ve her grup da kendi içinde iki alt gruba ayrılarak iki farklı universal adeziv sistem ile restore edilmiştir. (n=10) Tüm restorasyonlarda kompozit rezin materyal kullanılmıştır. Tüm örnekler termal siklus cihazında 5000 döngü yaşlandırılmıştır. Mikrosızıntı değerlendirmesi için örnekler %0,5 bazik fuksin çözeltisinde bekletilmiş, ardından kesit alınarak stereomikroskop altında incelenmiştir. Boya penetrasyonu hem yarı kantitatif skorlama yöntemi hem de FIJI (ImageJ) yazılımı kullanılarak lineer ölçüm yöntemi ile değerlendirilmiştir. Veriler ordinal lojistik regresyon modeli ve uygun post-hoc testler kullanılarak analiz edilmiş, anlamlılık düzeyi p 0,05). Bununla birlikte alt grup analizlerinde yalnızca asitle pürüzlendirme grubunda gingival marjinlerde oklüzale kıyasla daha yüksek mikrosızıntı gözlenmiştir. Adeziv tipinin bağımsız ana etkisi anlamlı bulunmamış olsa da (p>0,05), pürüzlendirme yöntemi ile adeziv arasındaki etkileşim istatistiksel olarak anlamlı bulunmuştur (p<0,05). TRI-S Bond Universal'in yüzey pürüzlendirme yöntemlerinden daha fazla etkilendiği, G2-Bond Universal'in ise farklı yüzey koşullarında daha stabil mikrosızıntı performansı gösterdiği belirlenmiştir. Sonuç: Bu in vitro çalışmanın sınırlılıkları dahilinde, mikrosızıntının temel olarak uygulanan yüzey pürüzlendirme yönteminden etkilendiği belirlenmiştir. Ortofosforik asit ile pürüzlendirme, en düşük mikrosızıntı değerlerini göstererek en kabul edilebilir yüzey pürüzlendirme yöntemi olarak bulunmuştur. Air abrazyon ve Er:YAG lazer uygulamaları ise daha yüksek mikrosızıntı skorları göstermiştir. Ayrıca adeziv sistemlerin performansının yüzey pürüzlendirme yönteminden de etkilendiği belirlenmiştir. Sonuç olarak, asitle pürüzlendirme yöntemi ile iki aşamalı universal adeziv sisteminin birlikte kullanımının, Sınıf V restorasyonlarda marjinal sızdırmazlığın sağlanması açısından klinik olarak avantaj sağlayabileceği düşünülmektedir.