Kronik karaciğer yetmezlikli hastalarda gelişen spontan bakteriyel peritonit tedavisinde ilk seçenek olan sefotaksimin klinik etkinliğinin araştırılması ve empirik tedavideki yeri


Tezin Türü: Tıpta Uzmanlık

Tezin Yürütüldüğü Kurum: Sağlık Bilimleri Üniversitesi, ANTALYA SAĞLIK UYGULAMA VE ARAŞTIRMA MERKEZİ, DAHİLİ TIP BİLİMLERİ BÖLÜMÜ, Türkiye

Tezin Onay Tarihi: 2017

Tezin Dili: Türkçe

Öğrenci: GÜLHAN ÖZÇELİK

Danışman: Seyit UYAR

Açık Arşiv Koleksiyonu: AVESİS Açık Erişim Koleksiyonu

Özet:

Giriş ve Amaç: Spontan bakteriyel peritonit (SBP) asit polimorfonükleer lökosit (PMNL) sayısının >250/ mm³ ve asit kültür sonucunda üreme olmasıdır. SBP siroz hastalarında görülen önemli bir enfeksiyöz komplikasyondur. Empirik tedavide en çok 3. kuşak sefalosporin (sefotaksim) tercih edilmektedir. Bu çalışmada empirik tedavide kullanılan sefotaksimin klinik etkinliğini araştırmayı, klinik olarak yanıtsız ya da sefotaksime dirençli bakterilerin etken olduğu olgularda hastalara ait risk faktörlerini ortaya koymayı ve SBP empirik tedavisinde alternatif bir seçenek oluşturmayı amaçladık. Gereç ve Yöntem: Çalışmaya 01 Eylül 2015 - 01 Eylül 2016 tarihleri arasında karaciğer sirozuna bağlı asiti olan 97 spontan asit enfeksiyonlu (SAE) hasta dahil edildi. Veriler Statistical Package for the Social Sciences (SPSS) 22.0 paket programı ile analiz edildi. İstatiksel analizde Fisher's Exact Test veya Pearson ki-kare testi kullanıldı ve 0,05'ten küçük p değerleri istatistiksel olarak anlamlı kabul edildi. Bulgular: Hastaların 41'i kadın (%42.3) ve tüm hastaların yaş ortalaması 63.6±14.2 idi. 97 SAE; %22.7'si SBP %77.3'ü kültür negatif nötrositik asit olarak saptandı. Asit sıvısı kültürlerinde (%72.7) (16/22) gram pozitif bakteri, %22.3 (5/22) gram negatif bakteri izole edildi. Kültürde en çok izole edilen bakteri (12/22) %54.4 oranıyla koagülaz negatif stafilakoktu. Çalışmamızda empirik sefotaksim başlanan 93 hastanın %49.5'inde tedaviye yanıt alınmadığı için tedavi değişikliği yapıldı. Sefotaksime yanıtsız olgularda; önceden geçirilmiş peritonit öyküsü, endoskopi, kolonoskopi, profilaktik antimikrobiyal tedavi ve son 3 ayda hastane yatışı gibi risk faktörleri araştırıldı fakat istatiksel olarak anlamlı bir fark saptanmadı (p>0,05). Etken bakterilerde in vitro (doğal/kazanılmış) sefotaksim direnci %63.7, in vivo direnç (10/22) %46 saptandı. Sonuçlar: Asit sıvısında kültürde üreme oranımız literatürden düşük bulundu. Kültür üremelerinde son zamanlarda prevelansı artan GPB (çoğunluğu KNS) oranı çalışmamızda da yüksek bulundu. Empirik sefotaksim tedavi yanıtı %50.5 idi ve SBP'lerde in vitro sefotaksim direnci in vivo dirençten yüksek bulundu. Hastaların takibinde ve antibiyotik değişikliğinde, direnç durumundan daha çok klinik ve laboratuvar yanıtı dikkate alınmalıdır. Son yıllarda siroz hastalarında profilaksi kullanımının artması, enfeksiyonlara maruziyet ve hastane yatışlarının artması, endoskopi ve kolonoskopi yapılması, mikrobiyal florada değişiklik dirençli suşların ortaya çıkmasına neden olmuştur. Olgu sayısının daha fazla olduğu serilerde o bölgenin mikrobiyolojik etkenlerine, antibiyotik dirençlerine ve hastaya ait risk faktörleri dikkate alınarak empirik tedavi planlamaları uygun olacaktır.