Hemodiyaliz hastalarında kuru ağırlık tayininde serum ozmolaritesinin rolü


Tezin Türü: Tıpta Uzmanlık

Tezin Yürütüldüğü Kurum: Sağlık Bilimleri Üniversitesi, ANKARA DIŞKAPI YILDIRIM BEYAZIT SAĞLIK UYGULAMA VE ARAŞTIRMA MERKEZİ, DAHİLİ TIP BİLİMLERİ BÖLÜMÜ, Türkiye

Tezin Onay Tarihi: 2019

Tezin Dili: Türkçe

Öğrenci: MÜKERREM TEKOLUK

Danışman: Ebru GÖK OĞUZ

Açık Arşiv Koleksiyonu: AVESİS Açık Erişim Koleksiyonu

Özet:

AMAÇ: Son dönem böbret yetmezliğinde, en önemli mortalite sebebi, kardiyovasküler hastalıklardır. Burada ise en önemli risk faktörü, bu hastalardaki sıvı fazlasıdır. Bu volüm yükünü saptamak için çeşitli yöntemler olmasına karşın, birçoğunun kısıtlılıkları da mevcuttur. Plazma ozmolaritesi ise, plazmanın su tutma gücü olarak da değerlendirilebilir. Nitekim, Uygunsuz ADH Sendromunda vücutta fazla su tutulması durumu vardır ve tanı kriterlerinden biri de, serum ozmolaritesi düşüklüğüdür. Bizler de bu çalışma ile, plazmanın su tutuma gücü olarak da değerlendirilebilen plazma ozmolaritesi ile volüm durumu arasındaki ilişkiyi incelemeyi amaçladık. GEREÇ ve YÖNTEM: Çalışma, hastanemiz nefroloji kliniğinde takipli 82 hemodiyaliz hastasıyla yapılmış olup bu hastaların önce BCM ölçümleri yapılıp hastalar iki gruba ayrılmış ve serum ozmolaritesi de bakılarak aralarındaki ilişki incelenmiştir. BULGULAR: Toplam 82 hasta çalışmaya alındı. Hastaların SDBY için 25' inde sebep DM (%30,5) iken, 16'sında HT (%19,5), 7'sinde glomerulonefritler (%8,5), 3'ünde PKB (%3,7) idi. Hastalar BCM cihazı ölçümlerinde OH/ECW ≥%15 olanlar hipervolemik, diğerleri ise hipervolemik olmayan olarak iki gruba ayrıldı. 30 hasta (%36,6) hipervolemik iken 52 hasta (%63,4) hipervolemik değildi. Hipervolemik gruptan 23 hasta (%76,7) hipervolemik olmayan grupta ise 14 hasta (%26,9) erkekti ve bu açıdan iki grup arasında istatistiksel olarak anlamlı fark vardı (p 0,05). Hipervolemik grupta 25 kişide (%83,3) KTO artışı saptanmışken, hipervolemik olmayan grupta 24 kişide (%46,2) saptandı ve iki grup arasında istatistiksel anlamlı fark vardı (p:0,001). İki grup diyalize giriş sistolik kan basınçları sırasıyla 150 mmhg (140-150) ve 120 mmhg (100-130) giriş diyastolik kan basınçları ise sırasıyla 80mmhg (80-94) ve 70 mmhg (60-80) saptandı ve gruplar arasında istatistiksel olarak anlamlı fark vardı (p değeri sırasıyla <0,001 ve <0,001). Hipervolemik olan ve olmayan grubun hemodiyalize giriş ozmolariteleri sırasıyla 285±13,3 ve 282±15,5 mosm/kg saptandı. İki grup arasında istatistiksel olarak anlamlı fark yoktu (p:0,630). İki grubun hemodiyaliz çıkışındaki ozmolariteleri sırasıyla 282±5,9 ve 282±4,6 mosm/kg saptanmış olup aralarında istatistiksel olarak anlamlı fark yoktu (p:1,000). SONUÇ: Serum ozmolaritesi diğer bir ifadeyle plazmanın su tutma gücüdür. Bunun bir örneğini uygunsuz ADH sendromunda görmekteyiz. ADH'nın uygunsuz fazla sekresyonu ile vücutta su tutulur ve serum ozmolaritesi düşer. Biz de bu ve benzeri fikirlerden yola çıkarak, serum ozmolaritesinin hemodiyaliz hastalarındaki kuru ağırlığın tayininde kullanılabilirliğini inceledik. Fakat hipervolemik olan ve olmayan grup arasında ve bu grupların hemodiyalize giriş ve çıkış ozmolariteleri arasında istatistiksel olarak anlamlı fark saptamadık. Anahtar kelimeler: hemodiyaliz, kuru ağırlık, serum ozmolaritesi, Bioimpedans ölçüm