KOAH atağında hastanede yatarak kısa süreli pulmoner rehabilitasyon etkinliği


Tezin Türü: Tıpta Uzmanlık

Tezin Yürütüldüğü Kurum: Sağlık Bilimleri Üniversitesi, ANKARA ATATÜRK GÖĞÜS HASTALIKLARI VE GÖĞÜS CERRAHİSİ SAĞLIK UYGULAMA VE ARAŞTIRMA MERKEZİ, GÖĞÜS HASTALIKLARI VE TÜBERKÜLOZ ANABİLİM DALI, Türkiye

Tezin Onay Tarihi: 2019

Tezin Dili: Türkçe

Öğrenci: ZEHRA SELİM

Danışman: Pınar ERGÜN

Açık Arşiv Koleksiyonu: AVESİS Açık Erişim Koleksiyonu

Özet:

Amaç: KOAH alevlenmesi; semptomlarda ek tedavi gereksinimi ile sonuçlanacak şekilde akut bir kötüleşme olarak tanımlanmaktadır. Alevlenmelerde egzersiz kapasitesinde azalma, kas kuvvet kaybı, yaşam kalitesinde ve psikososyal durumda kötüleşme sıklıkla görülmektedir. Alevlenme sonrası tekrar alevlenmeler ile hastane yatış oranı da artmaktadır. Alevlenmelerin hastalar ve sağlık sistemleri için uzun vadede olumsuz etkileri bulunmaktadır. Bu prospektif randomize kontrollü çalışmanın amacı; KOAH alevlenmesi nedeniyle başvuran ve yatarak tedavi gören hastalarda multidisipliner, kapsamlı, direkt gözetimli, kısa süreli Pulmoner Rehabilitasyonun yaşam kalitesi, egzersiz kapasitesi, dispne algısı, psikososyal durum ve taburcu olduktan sonra ilk 3 ayda hastane başvurusu üzerine etkilerini araştırmaktır. Metot: Sağlık Bilimleri Üniversitesi Ankara Atatürk Göğüs Hastalıkları ve Göğüs Cerrahisi Sağlık Uygulama ve Araştırma Merkezi Kronik Solunum Yetmezliği Kliniğinde Mayıs 2018- Ekim 2018 tarihleri arasında KOAH akut alevlenme tanısı ile yatarak tedavi gören 42 hasta çalışmaya dahil edildi. KOAH alevlenmesine ek olarak akut kardiyak hadise, pulmoner emboli, dekompanse solunum yetmezliği, pulmoner rehabilitasyon program bileşeni olarak egzersiz tedavisi almasını engelleyecek düzeyde iskelet-kas, nörolojik, psikiyatrik komorbiditesi olan ve son 1 yıl içinde pulmoner rehabilitasyon programına katılım gösteren olgular çalışma dışı bırakıldı. Olgular hastane yatışı sonrası 48 saat içinde değerlendirilerek çalışma ve kontrol gruplarına randomize edildi. Olguların KOAH evreleri; spirometrik olarak ve grupları KOAH birleşik değerlendirme GOLD 2019 evrelemesi (ABCD)'ye göre belirlendi. Olguların hastane başvurularında cinsiyet, yaş, sigara öyküleri, yıllık atak sayıları, komorbiditeleri, uzun süreli oksijen tedavisi (USOT) ve/veya solunum destek cihazı kullanımı, laboratuvar bulguları (nötrofil, sedimantasyon, CRP, prokalsitonin), nonspesifik balgam kültür sonuçları ve Ekokardiyografi (EKO) değerlendirmeleri hasta takip formuna kaydedildi. Olguların solunum fonksiyonları (FEV-1, FVC, FEV-1/FVC) spirometri ile, nefes darlığı algısı Modifiye Medical Research Council (MMRC) dispne skalası ile, egzersiz kapasitesi 6 dakika yürüme testi (6DYT) ile, fiziksel performansı 30 saniye otur kalk testi ile, periferik kas kuvveti handgrip el dinamometresi ile, solunum kas kuvveti Maksimum inspiratuar (MIP) ve ekspiratuar (MEP) basınçlar ile, vücut kompozisyonları (vücut kitle indeksi (VKİ), yağlı kitle (FM), yağsız vücut kitlesi (FFM), yağsız vücut kitlesi indeksi (FFMI)) biolelektiriksel impedans yöntemi ile, psikososyal durumu Hastane Anksiyete Depresyon Skalası (HAD) ile ve sağlıkla ilişkili yaşam kalitesi St. George's Solunum Anketi (SGRQ) ile değerlendirildi. Grupların ilk değerlendirmeleri yatıştan sonraki 48 saat içinde, son değerlendirmeleri ise taburcu olacakları gün yapıldı. Çalışma grubuna alevlenmenin farmakolojik tedavisine ek olarak egzersiz eğitimi, vücut kompozisyonu değerlendirilmesi ve destek tedavi, psikososyal durumun değerlendirilmesi ve destek tedavisini içeren pulmoner rehabilitasyon uygulandı. Egzersiz protokolü; haftada 5 seans; toplam 10 seans olmak üzere yatak başı üst ve alt ekstremite bisiklet ergometresi ile endurans ve kuvvetlendirme eğitiminden oluşmakta idi. Kontrol grubuna da farmakolojik tedaviye ek olarak pulmoner rehabilitasyonun egzersiz dışı komponentleri uygulandı. Çalışmanın ikincil sonlanım noktası taburculuk sonrası üç ay içinde tekrar hastane başvurusunun değerlendirilmesi idi. Bulgular: Çalışmayı 37 hasta tamamlayabildi. Çalışma ve kontrol grubunda tedavi öncesi cinsiyet, sigara kullanımı, spirometrik ve birleşik değerlendirmeye göre hastalık evreleri, vücut kompozisyonları, solunumsal cihaz kullanımları, komorbiditeleri, laboratuar, EKO ve AKG bulguları açısından aralarında fark saptanmadı. Kontrol grubunun yaş ortalaması çalışma grubundan istatistiksel olarak daha yüksek saptandı. Ancak kontrol grubunun yaş ortalamasının herhangi bir değerlendirme ile anlamlı bir korelasyonu bulunamadı. Her iki grubun tedavi öncesi değerlendirmeleri karşılaştırıldığında gruplar arasında; dispne algısı, solunum kas kuvveti, egzersiz kapasitesi, solunum fonksiyonları, el kavrama kuvveti, sağlıkla ilişkili yaşam kalitesi, psikososyal durum ve inflamatuar belirteçler açısından anlamlı bir farklılık saptanmadı. Tedavi sonrası her iki grubun da dispne algısı, egzersiz kapasitesi, solunum fonksiyonları, solunum kas kuvveti, sağlıkla ilişkili yaşam kalitesi ve psikososyal durumunda anlamlı düzelme saptandı. Her iki grup bireylerinin tedavi sonrası fark değerleri karşılaştırıldığında 6 DYT dışında, diğer parametrelerde istatistiksel olarak anlamlı bir farklılık saptanmadı. Çalışma grubunun egzersiz kapasitesindeki artışın kontrol grubundan daha fazla olduğu görüldü. Çalışma grubuna uygulanan PR sonrası sistemik inflamasyon belirteçlerinde artış izlenmedi. Taburculuk sonrası 3 aylık takipte kontrol grubunun çalışma grubundan daha fazla hastane başvurusu yaptığı saptandı. Ancak hastane yatışları açısından iki grup arasında farklılık saptanmadı. Sonuç: Çalışmamızda PRP sonrası çalışma grubunda egzersiz kapasitesinde anlamlı artış olmuş ve uygulanan egzersiz eğitiminin sonraki hastane yatışını azaltmasa dahi gelecek alevlenmelerde olumlu etkisi olduğu görülmüştür. Bu nedenle bu çalışma; alevlenme nedeniyle hastanede yatarak tedavi gören hastalarda erken PR'nin sistemik inflamasyonu artırmadan, etkin ve güvenli bir şekilde uygulanabilir olduğunu göstermiştir