Primer malnütrisyonda üst gastrointestinal sistem endoskopi bulgularının değerlendirilmesi


Tezin Türü: Tıpta Uzmanlık

Tezin Yürütüldüğü Kurum: Sağlık Bilimleri Üniversitesi, İSTANBUL ZEYNEP KAMİL KADIN VE ÇOCUK HASTALIKLARI SAĞLIK UYGULAMA VE ARAŞTIRMA MERKEZİ, DAHİLİ TIP BİLİMLERİ BÖLÜMÜ, Türkiye

Tezin Onay Tarihi: 2024

Tezin Dili: Türkçe

Öğrenci: CANSU DURAN

Danışman: Rabia Gönül SEZER YAMANEL

Açık Arşiv Koleksiyonu: AVESİS Açık Erişim Koleksiyonu

Özet:

Amaç: Malnütrisyon; bir veya daha çok besin öğesinin eksik veya dengesiz alınması sonucu ortaya çıkan patolojik bir durumdur. Gelişmiş ve gelişmekte olan ülkelerde halen en önemli halk sağlığı sorunu olup malnütrisyonun varlığı çocuklarda gastroenterit ve solunum yolu enfeksiyonlarından ölüm riskini yaklaşık iki kat arttırmaktadır. Çalışmamızda büyüme ve gelişme geriliği olan fakat bilinen bir kronik hastalığı olmayan çocuklarda üst gastrointestinal sistem (GİS) endoskopisi ile diyet önerilerine rağmen devam eden beslenme yetersizliğinin nedenini saptamak ve aynı zamanda dispeptik yakınmalarla başvuran, malnütre olmayan çocukların endoskopi bulguları ile aralarında bir farklılık olup olmadığını araştırmak amaçlanmıştır. Gereç ve Yöntemler: Bu çalışmada, Eylül 2022-Ocak 2024 tarihleri arasında SBÜ Zeynep Kâmil Kadın ve Çocuk Hastalıkları Eğitim ve Araştırma Hastanesi Çocuk Gastroenteroloji polikliniğine başvuran, poliklinik takiplerinde primer malnütrisyon tanısı alan ve en az 6 ay beslenme desteğine rağmen şikayetleri devam eden hastalar etik kurul onayı ve anestezi onamları alındıktan sonra çalışmaya dahil edilmiştir. Aralık 2023-Mayıs 2024 tarihleri arasında endoskopi kararı verilen 61 primer malnütre hasta çalışma grubu olarak, yine aynı tarihlerde dispeptik yakınmalarla başvurup endoskopi yapılması kararlaştırılan 61 hasta da kontrol grubu olarak çalışmaya alındı. Çalışma prospektif olup 122 hastadan gerekli onamlar alındıktan sonra endoskopi yapılarak hastaların endoskopi ve patoloji sonuçları değerlendirilmiştir. Bulgular: Primer malnütrisyonu olan hastaların %90'ında (n=55) endoskopik olarak gastropati saptandı. Histopatolojik olarak ise vakaların 17/61'i (%27,8) tamamen normal üst GİS endoskopisi olarak sonuçlandı. Başvuru şikayetlerine bakıldığında malnütre grupta iştahsızlık/kilo alamama şikâyeti kontrol grubuna göre anlamlı bulunurken (p=0,0001), kontrol grubunda ise malnütre gruba göre karın ağrısı, dispepsi, bulantı ve kusma şikayetleri anlamlı derecede yüksek bulundu (p 0,05). Malnütre hastaları H. pylori durumuna göre karşılaştırdığımızda H. pylori pozitif vakalarda %76,4 oranında antral nodülarite saptanmış olup H. pylori varlığı ile antral nodülarite varlığı istatistiksel olarak anlamlı bulunmuştur (r²=0,59, p=0,0001). Malnütre hastalarda H. pylori pozitif olgularda %17,6 oranında bulber ülser saptanmış olup negatif olgulara göre anlamlı bulunmaktadır (p=0,03). Patoloji bulgularında ise malnütre hastalarda H. pylori pozitif 14 hastanın tamamında kronik aktif gastrit saptanmış olup istatistiksel olarak anlamlıdır (p=0,0001). Çalışma ve kontrol gruplarını H. pylori durumuna göre değerlendirdiğimizde endoskopi bulgularında anlamlı bir farklılık olmazken, kontrol grubunun patoloji bulgularında H. pylori varlığında bulboduodenit varlığı anlamlı saptanmıştır (p=0,045). Gomez'e göre malnütrisyon sınıflamasını normal, hafif, orta ve ağır olarak derecelendirdiğimizde ise endoskopi ve patoloji bulgularında bir farklılık saptanmadı (p<0,05). Ancak hastaları vücut kitle indeksine göre sınıflayıp endoskopi ve patoloji bulgularını değerlendirdiğimizde patoloji bulgularında bir değişiklik olmazken endoskopi bulgularında VKİ -2 SDS ve altındaki 39 hastanın %17,9'unda (n= 7) gastrik ülser saptanmış olup VKİ -2 SDS üzerinde olan hastalara göre anlamlı bulunmuştur (p=0,007). Orta kol çevresine göre de benzer şekilde Z skoru -2 SDS ve altında olan 46 hastanın %17,3'ünde (n=8) gastrik ülser saptanmış olup Z skoru -2 SDS'nin üzerindeki hastalara göre anlamlıdır (p= 0,004). OKÇ Z skoru dağılımlarına göre ise patoloji bulgularında malnütrisyon derecesi arttıkça kronik inaktif gastrit ve bulboduodenit varlığı anlamlı bulunmaktadır (p<0,05). Malnütrisyonu tanımada Gomez ve OKÇ sınıflamasını karşılaştırdığımız da ikisinin de orta düzeyde benzer oranda malnütrisyonu tanıdığı saptanmıştır (κw:0,481, p=0,0001). Sonuç: Malnütrisyon antropometrik ölçümlere göre hızlıca saptayabileceğimiz bir hastalık olmasına rağmen halen gelişmiş ve gelişmekte olan ülkelerde en önemli mortalite ve morbidite nedenlerinin başında gelmektedir. Çalışmamızda da saptanan malnütre hastalarda olası gastroskopi ve histopatoloji bulgularının da artabileceğini göz önünde bulundurarak her hastaya beslenme takibi, detaylı fizik muayene, antropometrik ölçümlerin yakın takibi ve gerekli durumlarda endoskopi yapılması gerekmektedir.