Otoimmun tiroidit ve total tiroidektomiye bağlı hipotiroidik hastalarda tiroid hormon replasmanının klinik ve biyokimyasal olarak karşılaştırmalı değerlendirmesi


Tezin Türü: Tıpta Uzmanlık

Tezin Yürütüldüğü Kurum: Sağlık Bilimleri Üniversitesi, İSTANBUL BAKIRKÖY DR. SADİ KONUK SAĞLIK UYGULAMA VE ARAŞTIRMA MERKEZİ, DAHİLİ TIP BİLİMLERİ BÖLÜMÜ, Türkiye

Tezin Onay Tarihi: 2022

Tezin Dili: Türkçe

Öğrenci: ZEYNEP AKGÜL KIZILÇAY

Danışman: İlkay ÇAKIR

Açık Arşiv Koleksiyonu: AVESİS Açık Erişim Koleksiyonu

Özet:

Amaç: Hipotiroidizm, tüm dünyada yaygın görülen hem fizyolojik hem de psikolojik olmak üzere, yaşam kalitesi üzerinde önemli olumsuz etkisi olabilen, yaşam boyu süren metabolik yavaşlamayla giden kronik hastalıktır. Tedavi ile ötiroidizm sağlanmasına rağmen semptomların devam ettiğine dair kanıtlar da mevcuttur. Biz bu çalışmamızda; otoimmün tiroidit veya total tiroidektomiye bağlı hipotiroidik hastaları ötiroidizm halinde klinik-biyokimyasal açıdan karşılaştırmalı değerlendirerek; tiroid hormon replasmanının etkinliği ve otoimmünitenin etkisini incelemeyi amaçladık. Materyal ve Metod: Çalışma, hastanemiz iç hastalıkları ve endokrinoloji polikliniğine başvuran otoimmün tiroidit tanılı 30 hasta, total tiroidektomili 30 hasta olmak üzere toplam 60 hasta ve 30 sağlıklı kontrol bireyin dahil edildiği prospektif kesitsel bir çalışmadır. Veriler, katılımcıların sosyodemografik özellikleri, vital bulguları ve klinik özelliklerini içeren hasta bilgi formu, hipotiroidiye özgü semptom ve bulguların sorgulandığı Billewicz Skoru ve yaşam kalitesi ile ilgili durumun sorgulandığı uluslararası SF-36 Yaşam Kalitesi Ölçeği ile toplandı. Ek olarak biyokimyasal ve hormonal profilleri ölçülerek kaydedildi. Bulgular: Haftalık LT4 dozu tiroidektomiye bağlı hipotiroidi grubunda daha yüksek saptandı, serum sT4 seviyeleri de bu grupta istatistiksel olarak anlamlı yüksek iken serum sT3 seviyelerinde fark saptanmadı. LT4 dozu ile SF 36 ruhsal sağlık ve sosyal işlevsellik alt parameterleri arasında negatif korelasyon mevcuttu. Serum kolesterol seviyeleri otoimmün tiroidit grubunda, kan basıncı seviyeleri tiroidektomili grupta daha yüksek olarak saptandı. Hipotiroidili hastaların Billewicz alt parametreleri ve toplam skor sınıflamaları açısından iki grup arasında anlamlı fark yoktu. Yine SF-36 yaşam kalite ölçeği alt parametreleri fiziksel fonksiyon, fiziksel rol güçlüğü, emosyonel rol güçlüğü, enerji/canlılık, ruhsal sağlık ve genel sağlık algısı kontrol grubuna göre anlamlı olarak düşüktü. Sonuç: Çalışma ile elde edilen verilere göre, otoimmünitenin klinik, biyokimyasal ve yaşam kalitesi üzerine ek katkısı bulunmamaktadır ancak hipotiroidili hastalar tedavi altında ötiroid olsalar dahi semptomlar ve yaşam kalitesi açısından aralıklarla değerlendirilmelidir.