CHA2DS2VASC skorunun elektif koroner anjiografi sonrası safen ven greftine perkütan koroner girişim uygulanan koroner baypas greft hastalarında işlem sonrasındaki reperfüzyon başarısı ve kısa dönem mortalite üzerine etkisi


Tezin Türü: Tıpta Uzmanlık

Tezin Yürütüldüğü Kurum: Sağlık Bilimleri Üniversitesi, ANKARA ŞEHİR SAĞLIK UYGULAMA VE ARAŞTIRMA MERKEZİ, DAHİLİ TIP BİLİMLERİ BÖLÜMÜ, Türkiye

Tezin Onay Tarihi: 2020

Tezin Dili: Türkçe

Öğrenci: YÜCEL KANAL

Danışman: Orhan MADEN

Açık Arşiv Koleksiyonu: AVESİS Açık Erişim Koleksiyonu

Özet:

Giriş: Koroner arter hastalığı (KAH) gelişmiş ülkelerdeki morbidite ve mortalitenin en önemli nedenidir. İlaç tedavisine rağmen dirençli anjinası olan ya da klinik riski yüksek olarak değerlendirilen hastalarda anatomik görüntüleme yöntemleriyle ciddi darlıklar saptandığı taktirde perkutan koroner girişim (PKG) ve/veya koroner arter by-pass greft (CABG) cerrahisi tedavileri uygulanabilmektedir. PKG teknik olarak kusursuz olarak yapılsa dahi stent sonrası akım kaybı(no reflow) gelişebilmektedir. Dejenere ven grefti olan hastalarda trombüs oluşumu ve/veya distal embolilere bağlı olarak no-reflow gelişme ihtimali daha yüksektir. No reflow hastalarda gelişen advers kardiyak olaylarla ilişkilidir. Atrial fibrilasyonda tromboemboliyi öngörmek için kullanılan bir risk skoru olan CHA2DS2-VASc skorunun, kardiyovasküler olaylarla ilişkisini inceleyen birçok çalışma yapılmıştır. Literatürde, AKS 'li hasta grubuyla yapılan çalışmalarda CHA2DS2-VASc skoru ile no-reflow arasında ilişki saptandığı bildirilmişir. Bizim çalışmamızdaki amacımız, elektif PKG yapılan SVG'li hastalarda, CHA2DS2-VASc skorunun işlem sonrası akım kaybı ve kısa dönem mortalite ile olan ilişkisinin ortaya konulmasıdır Gereç ve Yöntem: Çalışmamız retrospektif olarak tasarlanmıştır. Elektif koroner anjiyografi yapılan, çalışmaya dahil edilme kriterlerini karşılayan, SVG'ye PKG yapılan 118 hasta çalışmaya alındı. Çalışmaya dahil edilen hastaların koroner anjiografileri izlendi. TİMİ skoru 2 ve altında olanlar no-reflow, TİMİ skoru 3 olanlar ise normal- flow olarak ayrıldı. Tüm hastaların CHA2DS2VASc skoru hesaplandı. CHA2DS2VASc skoru ile no-reflow ve yakın dönem mortalite arası ilişki incelendi. Bulgular: Hastaların 19 (16,1%) unda no-reflow görüldü. CHA2DS2-VASc skoru ile no-reflow arasında anlamlı ilişki saptanmadı. No-reflow ve normal flow hasta grupları arasında, hastane içi mortalite, 1 yıllık mortalite ve advers kardiyak olaylar açısından fark saptanmadı. Çalışmamızda hastane içi mortalite ile CHA2DS2-VASc skoru arasında ilişki bulunmazken, 1 yıllık mortalite görülen hastalarda CHA2DS2-VASc skorunun anlamlı olarak daha yüksek olduğu saptandı (p:0,047). Sonuç: No reflow, klinik olarak kalp yetmezliği, malign aritmi, kardiyojenik şok ve ölüme neden olabilen önemli bir klinik durumu ifade etmektedir. İşlem öncesinde no-reflow riskinin doğru olarak belirlenebilmesi, elektif hastalarda operatörün işlem tercihini değiştirip gerekliyse medikal takip ya da native damar revaskülarizasyonu tercihine yönlendirilmesini mümkün kılabilecektir. Biz çalışmamızda, no-reflow ile CHA2DS2-VASc skoru arasında istatistik olarak anlamlı bir ilişki saptanmamıştır. Elektif hastalarda yapılsa dahi akım bozukluğu gelişmesi ve buna bağlı istenmeyen kardiyovasküler olay gelişimi açısından riskli bir hasta grubu olarak öne çıkan safen ven greftine PKG uygulanacak hastalarda, işlem sonrası reperfüzyon durumunun iyileştirilmesi ve no-reflow ön gördürecek faktörleri ortaya koyacak daha büyük çaplı çalışmalara ihtiyaç duyulmaktadır