Klinik önemli prostat kanserinin saptanmasında platelet/lenfosit oranı (PLR) ve sistemik immün - inflamasyon endeksinin(SII) önemi


Tezin Türü: Tıpta Uzmanlık

Tezin Yürütüldüğü Kurum: Sağlık Bilimleri Üniversitesi, ANKARA SAĞLIK UYGULAMA VE ARAŞTIRMA MERKEZİ, CERRAHİ TIP BİLİMLERİ BÖLÜMÜ, Türkiye

Tezin Onay Tarihi: 2025

Tezin Dili: Türkçe

Öğrenci: MUSTAFA BARAN YILMAZ

Danışman: Berat Cem ÖZGÜR

Açık Arşiv Koleksiyonu: AVESİS Açık Erişim Koleksiyonu

Özet:

Amaç: Prostat Kanseri (PCa) erkeklerde en sık görülen malignitelerden biridir. Tanıda PSA'ya alternatif bir belirteç gereksiz biyopsilerin önüne geçilmesi için araştırılmaktadır. Kanser ile enflamasyon arasındaki bir ilişki literatürde bir çok malignitede keşfedilmiştir. Biz de bu tez çalışmamızda platelet-lenfosit oranı ve sistemik immün inflamasyon endeksi ile hastaların patolojilerini kıyaslayarak gereksiz biyopsi ve iş yükünden kaçınılması ve bu enflamatuvar endekslerin prognostik değerinin araştırılmasını amaçladık. Gereç ve Yöntem: Kliniğimizde Prostat Spesifik Antijen (PSA) yüksekliği veya rektal muayenede şüpheli bulgular olması sebebiyle prostat biyopsisi yapılan 499 hasta alındı. Bu hastalar patoloji sonuçlarına göre kendi içlerinde 7 gruba ayrıldı. Patoloji sonuçları ve rektal muayenelerinin PLR ve Sİİ ile olan ilişkisi incelendi. BPH, Kronik Prostatit ve PCa hastaları aralarında Mann-Whitney U, Kruskal Wallis H testleri ile incelendi. Sonrasında Spearman korelasyon testi ile PCa İSUP grupları PLR ile korele edildi. Tüm analizlerde p<0.05 değeri istatistiksel olarak anlamlı kabul edilmiştir Bulgular: Bu araştırmaya 01.01.2021-01.12.2024 tarihleri arasında Ankara Eğitim ve Araştırma Hastanesi Üroloji polikliniklerine başvuran katılımcıların yaş ortalaması 67,62±6,785 (min=45, maks=92) idi. Hastaların %46,7'si benign biyopsi sonucuna sahiptir ve bu grup en büyük hasta kitlesini oluşturmaktadır. Prostat kanseri tanısı alan hastaların toplam oranı %28,2'dir. Bu hastaların içinde Grade 1 kanseri olanlar en yüksek oranda olup %13,8'lik bir dilimi kapsamaktadır. Diğer prostat kanseri grupları ise Grade 2 (3,6%), Grade 3 (2,4%), Grade 4 (3,6%) ve Grade 5 (4,8%) şeklinde sıralanmaktadır. Mann-Whitney U testi sonuçları incelendiğinde p değeri 0,05'ten küçük (p = 0,012) olduğu görülmektedir. Bu sonuçlar, BPH ve Kronik Prostatit grupları arasında sistemik inflamasyon indeksi açısından istatistiksel olarak anlamlı bir fark olduğunu göstermektedir.Prostat kanseri grupları kendi içerisinde kıyaslanmış olup PLT/LYM oranı için p=0,004, Sistemik İnflamasyon İndeksi için p=0,044 bulunmuş olup prostat kanseri dereceleri (1-2-3-4-5) arasında PLT/LYM oranı ve Sistemik İnflamasyon İndeksi için istatistiksel olarak anlamlı farklar bulunmaktadır. Korelasyon Katsayısı 0,103 olup bu düşük pozitif korelasyon, biyopsi patoloji sonucu ile PLT/LYM oranı arasında zayıf ve anlamlı bir ilişki olduğunu göstermektedir. P=0,022 olduğu için bu ilişki istatistiksel olarak anlamlıdır. Yani, prostat kanseri İSUP skoru arttıkça ve kronik prostatitte PLT/LYM oranında hafif bir artış gözlemlenmektedir. Sonuç: Çalışmamızda hastaların patolojileri, İSUP skorları , rektal muayeneleri ile beraber PLT/LYM ve SII kıyaslanmıştır. Elde edilen sonuçlarda Kronik prostatit ile benign prostat hiperplazisi arasında muhtemelen inflamatuvar kökeninden dolayı anlamlı bir fark bulunmuştur. İSUP skoru arttıkça PLR ve SII arasında bir korelasyon saptanmamıştır fakat gruplar arasında anlamlı farklar mevcuttur. Ancak PCa ile kronik prostatit arasında inflamatuvar endekslerde anlamlı bir fark bulunmamaktadır. Bu belirteçlerin PCa için prediktif değerinin yeterli olmadığını gördük. Bu sonucun hem kanserin hem kronik inflamasyonun benzer yolakları aktive etmesinden kaynaklandığı sonucuna vardık. Anahtar Kelimeler: Prostat kanseri, Platelet/lenfosit oranı, Sistemik immün-inflamasyon indeksi, Enflamasyon