Multipl skleroz hastalarında periferik kanda B lenfosit sitokin ekspresyon değişikliklerinin prognostik biyobelirteç olarak önemleri


Tezin Türü: Tıpta Uzmanlık

Tezin Yürütüldüğü Kurum: Sağlık Bilimleri Üniversitesi, İSTANBUL HAYDARPAŞA NUMUNE SAĞLIK UYGULAMA VE ARAŞTIRMA MERKEZİ, DAHİLİ TIP BİLİMLERİ BÖLÜMÜ, Türkiye

Tezin Onay Tarihi: 2017

Tezin Dili: Türkçe

Öğrenci: ŞERİFE DENİZ AK TURA

Danışman: Recai TÜRKOĞLU

Açık Arşiv Koleksiyonu: AVESİS Açık Erişim Koleksiyonu

Özet:

Amaç: Bu çalışmada MS hastalığının etyopatogenezinde B lenfositlerin nasıl bir rol oynadığı ortaya konarak olası yeni biyobelirteçlerin belirlenmesi hedeflenmiştir. MS'in farklı klinik evrelerinde (KİS, RRMS, SPMS) olguların serum örneklerinde farklı B lenfosit alt gruplarının düzeylerini akım sitometrisi ile ölçmek ve bu şekilde klinik progresyonla B lenfosit popülasyon değişikliği arasındaki olası ilişkiyi ortaya koymak amaçlanmıştır. Bu çalışma ile MS hastalığının etyopatogenezinde B lenfositlerinin rol oynayıp oynamadığı ortaya konacak ve daha sonraki çalışmalarda olası yeni biyobelirteçlerin ortaya çıkarılmasında ve yeni tedavi hedeflerinin belirlenmesinde katkı sağlayacaktır. Gereç ve Yöntemler: Araştırmamıza 2010 revize McDonald tanı kriterlerine göre 12 KİS, 8 RRMS, 11 SPMS tanısı almış, 18 kadın ve 13 erkek hasta ve 19 sağlıklı kontrol dahil edildi. Çalışma grubu donörlerinden izole edilen periferik kan hücrelerinde, genel hücre grupları (T, NK ve B hücreleri) ile B lenfosit altgrupları (naif, hafıza, plasmablast, plasma, vedüzenleyici B lenfositleri gibi) hücre yüzey antijenlerine göre sınıflandırılarak akım sitometrisi ile analiz edildi. KİS, MS ve sağlıklı kontrol olgularının periferik kan hücre fenotipleri ve RRMS geliştiren ve KİS olarak kalan olguların periferik kan hücre fenotipleri karşılaştırıldı. Bulgular: KİS (12 olgu), MS (19 olgu) ve sağlıklı kontrol (19 olgu) gruplarının temel periferik kan hücre alt gruplarının yüzdeleri karşılaştırıldığında CD3+ T ve CD19+ B lenfosit oranlarının gruplar arasında büyük ölçüde benzerlik gösterdiği saptandı. B lenfosit alt grupları karşılaştırıldığında ise immatür, naif, hafıza ve düzenleyici (Breg) B hücre alt grupları ile plazmablast ve plazma hücrelerinin periferik kan oranları açısından gruplar arasında anlamlı bir fark saptanamadı. Aynı karşılaştırmalar RRMS ve SPMS olguları arasında yapıldığı zaman da anlamlı bir fark saptanmadı. İki yıl içinde 12 KİS olgusundan yedisinin RRMS kriterlerini doldurduğu, beşinin ise KİS olarak kaldığı belirlendi. Sadece KİS kalan olgularda B hücresi anlamlı olarak yüksek iken , T hücresi , immatür , naif, düzenleyici (Breg) B hücre alt grupları, plazmablast ve plazma hücresi periferik kan oranları açısından anlamlı fark saptanmadı. NK hücre ve hafıza B hücresi oranları ise RRMS'ye dönüşen KİS olgularında KİS olarak kalan olgulara kıyasla anlamlı derecede yüksek olarak saptandı. Sonuç:Çalışmamızda, MS'in klinik seyri sırasında periferik kan B lenfosit oranlarında belirgin bir değişiklik gözlenmezken, MS'e dönüşen KİS olgularında toplam B lenfosit, bellek B lenfosit ve naif B lenfosit popülasyonlarında anlamlı veya anlamlıya yakın değişiklikler saptandı. Naif ve bellek B lenfositlerinin periferik kan düzeylerinin bir MS'e dönüşme biyobelirteci olarak kullanılması mümkündür