İntravenöz gadoksetik asit enjeksiyonunun karaciğer parankiminde ve fokal karaciğer lezyonlarında diffüzyon ağırlıklı manyetik rezonans görüntüleme ve ADC haritalama üzerine etkisi
Tezin Türü: Tıpta Uzmanlık
Tezin Yürütüldüğü Kurum: Sağlık Bilimleri Üniversitesi, ANKARA SAĞLIK UYGULAMA VE ARAŞTIRMA MERKEZİ, DAHİLİ TIP BİLİMLERİ BÖLÜMÜ, Türkiye
Tezin Onay Tarihi: 2020
Tezin Dili: Türkçe
Öğrenci: SİNAN ÖCALAN
Danışman: Hasan YİĞİT
Açık Arşiv Koleksiyonu: AVESİS Açık Erişim Koleksiyonu
Özet:Giriş ve Amaç: Karaciğer manyetik rezonans görüntüleme (MRG) incelemelerinde, difüzyon ağırlıklı görüntüler (DAG) genellikle Gadolinyum (Gad) enjeksiyonu öncesinde elde edilir. Gadoksetik asit disodyum kullanılarak elde edilen hepatobiliyer faz görüntüler kontrast madde enjeksiyonundan 20-40 dakika sonra elde edilmektedir. Bu durum, T2 ağırlıklı görüntüleme ile birlikte DAG'nin bahsedilen bekleme süresinde oluşturulmasıyla tetkik zamanından tasarruf etme düşüncesini doğurmuştur. Literatürde gadoksetik asit kullanımının DAG ve ADC değerleri üzerine etkisini inceleyen, DAG'nin kontrast sonrası dönemde elde edilmesinin tanısal problemlere yol açıp açmayacağını araştıran az sayıda çalışma mevcuttur. Bu çalışmadaki amaç gadoksetik asit kullanımının, karaciğer parankimi ve fokal karaciğer lezyonlarının DAG karakteristikleri ve ADC değerleri üzerine olası etkilerini tanımlamaktır. Gereç ve Yöntem: Fokal karaciğer lezyonu olan ve intravenöz Gadoksetik asit kullanılarak MRG incelemesi gerçekleştirilen hastaların görüntülerine retrospektif olarak ulaşılmış; bu hastalardan gadoksetik asit enjeksiyonu öncesi ve sonrası DAG elde edilmiş olanlar çalışmaya dahil edilmiştir. Tüm MRG incelemeleri 1,5 Tesla MR cihazında gerçekleştirilmiştir. Değerlendirilen hastaların b50, b400 ve b800 s/mm2 değerlerinde elde edilen DAG'lerinden hem kontrast öncesi hem de kontrast sonrası görüntüler kullanılarak sinyal gürültü oranı (SGO), kontrast görüntü oranı (KGO) ve ADC değerleri ölçülmüştür. Bulgular: Benign lezyonların, malign lezyonların ve basit karaciğer kistlerinin lezyon saptamada önemli olan b50 s/mm2 değerinde elde edilen SGO ve KGO değerlerine ait kontrast öncesi ile sonrası ortalamaları arasında anlamlı fark bulunmadığı gibi lezyon karakterizasyonunda önemli olan ADC değerlerinde de kontrast öncesi ve sonrası anlamlı fark bulunmamıştır. Benign lezyonların b400 s/mm2 değerinde ortalama SGO ve KGO değerleri kontrast madde sonrası anlamlı şekilde artmıştır. Malign lezyonların b800 s/mm2 değerinde ortalama SGO değeri kontrast madde sonrası anlamlı şekilde azalmıştır; ancak KGO değeri kontrast madde enjeksiyonu sonrası anlamlı farklılık göstermemiştir. Normal karaciğer parankiminin b50, b400 ve b800 s/mm2 değerlerinde elde edilen ortanca SGO ve ADC değerleri kontrast madde enjeksiyonu ile anlamlı şekilde azalmıştır. Sonuç: Kontrastlı karaciğer MRG incelemelerinde, DAG'lerin, gadoksetik asit enjeksiyonundan sonra alınması, diffüzyon MRG'de lezyonların saptanması ya da lezyon karakterizasyonunda problem oluşturabilecek anlamlı bir sinyal değişikliği oluşturmamaktadır. Benign lezyonlarda b400 s/mm2, malign lezyonlarda b800 s/mm2 değerlerinde kontrast sonrası görüntülerde istatistiksel olarak anlamlı sinyal değişiklikleri saptanmış olmakla birlikte lezyon saptamada önemli olan b50 s/mm2 değerindeki SGO ve KGO verileri ile lezyon karakterizasyonunda önemli olan ADC değerleri Gadoksetik asit enjeksiyonu sonrası anlamlı bir değişiklik göstermemektedir. Bu nedenle gadoksetik asit enjeksiyonu ile gerçekleştirilen karaciğer MRG incelemelerinde DAG'lerin çekim süresinden tasarruf edilmesi adına zorunlu bekleme süresinde elde edilmesi güvenli ve uygun bir seçenek olacaktır. Anahtar Sözcükler: Difüzyon ağırlıklı görüntüleme, gadoksetik asit, sinyal gürültü oranı, kontrast gürültü oranı, MRG, ADC, karaciğer