Subakut ve kronik inmeli hastalarda kognitif fonksiyonların kinezyofobi ve fonksiyonel bağımsızlık üzerine etkisi
Tezin Türü: Tıpta Uzmanlık
Tezin Yürütüldüğü Kurum: Sağlık Bilimleri Üniversitesi, İSTANBUL BAŞAKŞEHİR ÇAM VE SAKURA ŞEHİR SAĞLIK UYGULAMA VE ARAŞTIRMA MERKEZİ, DAHİLİ TIP BİLİMLERİ BÖLÜMÜ, Türkiye
Tezin Onay Tarihi: 2026
Tezin Dili: Türkçe
Öğrenci: ENES UZUN
Danışman: Burcu HAZER
Açık Arşiv Koleksiyonu: AVESİS Açık Erişim Koleksiyonu
Özet:Amaç: Subakut ve kronik inmeli hastalarda kognitif fonksiyonların kinezyofobi ve fonksiyonel bağımsızlık üzerindeki etkisini belirlemek ve bu ilişkilerin boyutlarını ortaya koyarak rehabilitasyon süreçlerinde daha etkili stratejiler geliştirilmesine katkı sağlamak. Gereç ve Yöntem: Çalışmamızda Sağlık Bilimleri Üniversitesi Başakşehir Çam ve Sakura Şehir Hastanesi Fiziksel Tıp ve Rehabilitasyon Kliniğine başvuran, iskemik veya hemorajik inme tanılı 70 hasta dahili ve harici kriterlere göre seçildi Tüm hastaların kognitif durum değerlendirmesi için Standardize Mini Mental Test (MMSE), hareket korkusu ve kinezyofobi düzeyleri için Tampa Kinezyofobi Ölçeği (TKÖ), günlük yaşam aktivitelerindeki fonksiyonel bağımsızlık düzeyleri için Fonksiyonel Bağımsızlık Ölçeği (FİM), yürüme bağımsızlığı için Fonksiyonel Ambulasyon Sınıflaması (FAS), fonksiyonel mobilite için Timed Up and Go (TUG) testi, 6 Dakika Yürüme Testi (6DYT) ve motor iyileşme evrelemesi için Brunnstrom skalası kullanıldı. Bulgular: Sürekli değişkenlerin normal dağılım varsayımını karşılamadığı görüldüğü için bu tür verilerin analizine imkân sağlayan Genelleştirilmiş Lineer Modeller (GLM) yöntemi kullanılmıştır. Tek değişkenli genelleştirilmiş lineer modelde hastaların MMSE skoru ile TUG (β = -0,046; p < 0,001), 6 Dakika Yürüme Testi (β = 0,062; p < 0,001), TAMPA (β = -0,028; p < 0,001) ve FIM (β = 0,033; p < 0,001) skorları arasında anlamlı ilişki saptandı. MMSE skorundaki 1 puanlık artış TUG süresinde -0,046 saniyelik azalma; 6 Dakika Yürüme Testi mesafesinde 0,062 metrelik artış; TAMPA skorunda -0,028 puanlık azalma ve FIM skorunda 0,033 puanlık artış oluşturmaktadır. Bağımlı değişkenin TUG olduğu çok değişkenli genelleştirilmiş lineer modelde MMSE skoru (β = -0,022; p = 0,036) ve Fonksiyonel Ambulasyon Skoru (β = -0,668; p < 0,001) ile TUG arasında anlamlı ilişki saptanırken; yaş, Brunnstrom üst ve alt evreleri ile anlamlı ilişki saptanmadı. Bağımlı değişkenin 6 Dakika Yürüme Testi olduğu çok değişkenli genelleştirilmiş lineer modelde MMSE skoru (β = 0,034; p < 0,001) ve Fonksiyonel Ambulasyon Skoru (β = 0,610; p < 0,001) ile anlamlı ilişki saptanırken; yaş, Brunnstrom üst ve alt evreleri ile anlamlı ilişki saptanmadı. Bağımlı değişkenin TAMPA olduğu çok değişkenli genelleştirilmiş lineer modelde MMSE skoru (β = -0,027; p < 0,001) ve yaş (β = 0,003; p = 0,044) ile anlamlı ilişki saptanırken; Fonksiyonel Ambulasyon Skoru ile anlamlı ilişki saptanmadı. Bağımlı değişkenin FIM olduğu çok değişkenli genelleştirilmiş lineer modelde MMSE skoru (β = -0,026; p < 0,001) ve yaş (β = 0,004; p = 0,015) ile FIM arasında anlamlı ilişki saptanırken; Brunnstrom evreleri, gastroknemius spastisitesi ve Fonksiyonel Ambulasyon Skoru ile anlamlı ilişki saptanmadı. Yaş ile TAMPA (r = 0,360, p = 0,002) ve FIM (r = -0,248, p = 0,038) skorları arasında anlamlı ilişki saptandı. Brunnstrom alt ekstremite evresi ile TUG (r = -0,369, p = 0,002), 6 Dakika Yürüme Testi (r = 0,361, p = 0,002) ve FIM (r = 0,336, p = 0,004) skorları arasında anlamlı ilişki saptanırken; TAMPA skorları ile anlamlı ilişki saptanmadı. Hemiplejik tarafa göre bireylerin FIM değerleri arasında istatistiksel olarak anlamlı farklılık tespit edilmiştir (p = 0,033). Sağ hemiplejik hastaların FIM ortalaması 85,58 iken sol hemiplejik hastaların ortalaması 74,54 olarak saptanmıştır. Sonuç: Subakut ve kronik dönemdeki inme hastalarında kognitif fonksiyon düzeyinin, hem psikolojik bir bariyer olan kinezyofobi hem de günlük yaşamdaki fonksiyonel bağımsızlık üzerinde merkezi bir belirleyici olduğu sonucuna ulaştık. Kognitif kapasite azaldıkça hareket korkusunun (kinezyofobi) arttığı, bilişsel süreçleri korunan hastaların ise öz bakım ve mobilite gibi alanlarda daha yüksek özerklik seviyesine ulaştığı görülmüştür. Ayrıca sağ hemisfer hasarı olan (sol hemiplejik) hastaların fonksiyonel bağımsızlık skorları, sağ hemiplejik hastalara oranla istatistiksel olarak anlamlı derecede daha düşük bulunmuştur (p = 0,033). Rehabilitasyon programları planlanırken sadece motor restorasyonun değil; kognitif destekleyici yaklaşımların, lezyon tarafına özgü algı eğitimlerinin ve kinezyofobiyi azaltmaya yönelik psikolojik müdahalelerin tedavi protokollerine bütüncül bir şekilde entegre edilmesinin faydalı olacağını düşünmekteyiz. Anahtar Kelimeler: İnme, Kognisyon, Kinezyofobi, Fonksiyonel Bağımsızlık