Rutin hemodiyaliz alan hastaların acil servise başvuru şikayetlerinin ve hastaneye yatış tanılarının sosyodemografik verilerle ilişkisinin araştırılması
Tezin Türü: Tıpta Uzmanlık
Tezin Yürütüldüğü Kurum: Sağlık Bilimleri Üniversitesi, Türkiye
Tezin Onay Tarihi: 2025
Tezin Dili: Türkçe
Öğrenci: FURKAN AKPINAR
Danışman: Orhan DELİCE
Açık Arşiv Koleksiyonu: AVESİS Açık Erişim Koleksiyonu
Özet:Giriş: Kronik Böbrek Hastalığı (KBH), dünya genelinde %10–15 prevalansla yaygın görülen ve çoğunlukla sessiz seyrederek ilerleyen, ciddi sonuçlara yol açabilen önemli bir sağlık sorunudur. Türkiye'de yapılan araştırmalarda KBH prevalansı %15.7 olarak saptanmıştır. Hastalığın ileri evresi olan Son Dönem Böbrek Hastalığı (SDBH), diyaliz veya böbrek nakli gerektirir ve prevalansı giderek artmaktadır. En sık nedenleri diyabet ve hipertansiyondur. KBH'nın erken tanısı, ilerleyişi yavaşlatmak açısından kritik önemdedir. Bu çalışma, Erzurum'daki iki büyük hastanenin acil servislerine bir yıl içinde başvuran hemodiyaliz hastalarının başvuru nedenleri, yatış durumları ve acil diyaliz ihtiyaçlarını; bu parametrelerin sosyodemografik özelliklerle ilişkisini incelemeyi amaçlamaktadır. Elde edilen veriler, acil servis başvurularının azaltılmasına yönelik etkili stratejilerin geliştirilmesine zemin oluşturabilir. Yöntem: Bu çalışma, rutin hemodiyaliz tedavisi alan hastaların sosyodemografik özellikleri ile tedaviye uyumları arasındaki ilişkiyi incelemek amacıyla planlanmıştır. 10.07.2024 tarihli, 7 nolu toplantı ve 145 no'lu karar ile etik kurul onayı alınarak yürütülmüş; 15.07.2024–31.12.2024 tarihleri arasında Erzurum'daki üç merkezde gerçekleştirilmiştir. Araştırmanın evrenini yaklaşık 400 kişi oluşturmuş olup, çalışma kriterlerini karşılayan ve gönüllü olarak katılım gösteren 221 hasta örnekleme dahil edilmiştir. Çalışmaya ait veriler hem yüz yüze yapılan görüşmelerle hem de hastane bilgi yönetim sistemi üzerinden elde edilmiştir. Bulgular: Çalışmaya 221 hemodiyaliz (HD) hastası dahil edilmiştir. Yaş ortalaması 60,27 olup, hastaların çoğu erkek ve orta gelir grubundadır. %62'si hastaneye, %35'i yoğun bakıma yatmış, %44'ünde acil HD ihtiyacı gelişmiş, %11,8'i çalışma sürecinde hayatını kaybetmiştir. En sık acil servis başvuru nedeni dispne olarak belirlenirken, hastaneye yatışlarda en yaygın gerekçe yüklenmeye bağlı gelişen acil hemodiyaliz ihtiyacı olmuştur. Acil HD ihtiyacı olan bireylerde mortalite oranı anlamlı düzeyde daha yüksek bulundu (p<0.001). Dispne ile hastaneye başvuranlarda mortalite oranı anlamlı düzeyde daha yüksekti (p=0,003). Hipotansiyon ile hastaneye başvuranlarda mortalite oranı anlamlı düzeyde daha yüksekti (p<0,001). KOAH (p=0,004) ve kanser (p=0,009) varlığının mortaliteyi anlamlı oranda arttırdığı görüldü. Kilo takibi olmayanların acil servise başvuru sayıları ve yoğun bakıma yatış sayıları kilo takibi olanlara göre daha yüksek saptandı (p<0.05). Diyet uyumu olmayanların acil servise başvuru sayıları, mortalite durumları ve yoğun bakıma yatış sayıları diyet uyumu gösteren hastalara kıyasla daha yüksek olarak saptandı. (p<0.05). HD hastalarının kullanılan ilaç sayısı 7 adet ve daha fazla olanların hastane yatış sayıları, acil servise başvuru sayıları ve yoğun bakıma yatış sayıları daha az adet ilaç kullananlara göre daha yüksekti (p<0.05). Dispne ile hastaneye başvuranlarda kilo takibi yapanların oranı anlamlı düzeyde düşüktü (p=0,014). Bulantı kusma ile hastaneye başvuranlarda kilo takibi yapanların oranı anlamlı düzeyde düşüktü (p=0,026). Sonuç: Çalışmamız, hemodiyaliz hastalarının takibinde klinik parametrelerin yanı sıra sosyoekonomik ve davranışsal faktörlerin de belirleyici olduğunu göstermektedir. Diyet uyumu, düzenli kilo takibi ve nefroloji kontrolleri gibi modifiye edilebilir unsurların, acil servis başvuruları ve hastane yatışlarıyla anlamlı ilişkisi saptanmıştır. Özellikle dispne, hipotansiyon, hiperkalemi ve sıvı yüklenmesine bağlı gelişen acil hemodiyaliz ihtiyacı acil servis başvurularında başlıca nedenler arasında yer almaktadır. Kırsal bölgelerde yaşayan ve düşük sosyoekonomik düzeydeki bireylerde bu başvuruların daha sık olması, sağlık hizmetlerine erişim eşitsizliklerinin önemini vurgulamaktadır. Bu doğrultuda, düzenli takip, hasta eğitimi ve destekleyici sosyal politikaların güçlendirilmesi hem acil servis yükünü azaltmak hem de hasta sonuçlarını iyileştirmek adına kritik öneme sahiptir.