Psikotik bozukluk tanılı hastalarda elektrokonvulsif tedavi ile serum klotho protein, nörotrofin, sitokin düzeyleri ve nöropsikometrik test sonuçlarındaki değişimin saptanması ve klinik özelliklerle ilişkisi


Tezin Türü: Tıpta Uzmanlık

Tezin Yürütüldüğü Kurum: Sağlık Bilimleri Üniversitesi, İSTANBUL BAŞAKŞEHİR ÇAM VE SAKURA ŞEHİR SAĞLIK UYGULAMA VE ARAŞTIRMA MERKEZİ, DAHİLİ TIP BİLİMLERİ BÖLÜMÜ, Türkiye

Tezin Onay Tarihi: 2024

Tezin Dili: Türkçe

Öğrenci: GÖKSU KAYA

Danışman: Simge Seren KIRLIOĞLU BALCIOĞLU

Açık Arşiv Koleksiyonu: AVESİS Açık Erişim Koleksiyonu

Özet:

ÖZET PSİKOTİK BOZUKLUK TANILI HASTALARDA ELEKTROKONVULSİF TEDAVİ İLE SERUM KLOTHO PROTEİN, NÖROTROFİN, SİTOKİN DÜZEYLERİ VE NÖROPSİKOMETRİK TEST SONUÇLARINDAKİ DEĞİŞİMİN SAPTANMASI VE KLİNİK ÖZELLİKLERLE İLİŞKİSİ Amaç: Şizofreni tanılı hastalarda elektrokonvulsif tedavi (EKT) ile nöroinflamasyon, nörotrofik faktörler, nöropsikometrik testlerin ayrı ayrı ilişkisini inceleyen çalışmalar bulunmakla birlikte hem şizofreni ve diğer psikotik bozuklukların etiyolojisi hem de EKT'nin nörobilişsel süreçler üzerindeki etkileri halen net olarak aydınlatılamamıştır. Literatürde EKT, nöroinflamasyon, nörotrofik faktörler ve nöropsikometrik değerlendirmeleri bir arada ele alan bütüncül bir çalışmaya rastlanmamıştır. Ayrıca EKT uygulanan hastalarda Klotho proteini ile bilişsel işlevler arasındaki ilişkiyi inceleyen bir çalışmaya da literatürde yer verilmemiştir. Bu çalışmanın amacı da yatarak tedavi gören psikotik bozukluk tanılı hastalarda serum Klotho proteini, beyin kaynaklı nörotrofik faktör (BDNF), glia kaynaklı nörotrofik faktör (GDNF), tümör nekrozis faktör-a (TNF-a), interlökin 10 (IL-10) düzeyleri ile uygulanacak nöropsikometrik test sonuçlarının EKT öncesi ve sonrası değişimini değerlendirmek ve bu biyolojik ve bilişsel değişkenlerin klinik özelliklerle olan ilişkisini klinik özelliklerle ilişkisini belirlemektir. Gereç Ve Yöntem:  Bu çalışmaya, Ruhsal Bozuklukların Tanısal ve İstatis El Kitabı, Beşinci Baskı tanı kriterlerine göre şizofreni spektrumunda yer alan psikotik bozukluklardan birini taşıyan ve Başakşehir Çam Sakura Şehir Hastanesi psikiyatri servislerinde yatarak tedavi görmekte olan, farmakolojik tedaviden yeterli yanıt alamayan ya da başka bir klinik endikasyon nedeniyle EKT uygulanmasına karar verilen 30 hasta çalışmaya dahil edilmiştir. Hastaların sosyodemografik ve klinik bilgileri, çalışmaya özgü hazırlanmış veri formuna kaydedilmiştir. Hastaların ruhsal durum değerlendirmesine ek olarak, belirti şiddetini belirlemek amacıyla EKT öncesinde ve tedavi tamamlandıktan sonra Pozitif ve Negatif Sendrom Ölçeği (PANSS) ve Kısa Psikiyatrik Değerlendirme Ölçeği (BPRS) uygulanmıştır. Nörobilişsel ve yürütücü işlevlerin değerlendirilmesinde Wisconsin Kart Eşleme Testi(WKET) , Stroop Test, Saat Çizme Testi, Sayı Menzili Testi (Digit Span Test), Addenbrooke Kognitif Değerlendirme Bataryası kullanılmış; bu testler EKT uygulamasından bir gün önce ve bir gün sonra gerçekleştirilmiştir. Bulgular: Elektrokonvülsif tedavi sonrası PANSS puanlarında - pozitif, negatif, genel ve toplam alt ölçekler dahil olmak üzere - EKT öncesine kıyasla istatistiksel olarak anlamlı düzeyde azalma gözlenmiştir (p<0.001). Addenbrooke Bilişsel Değerlendirme Bataryasını'nın -bellek alt testinde EKT sonrasında puanlar anlamlı düzeyde artış göstermiştir ( p=0.013). Buna karşın aynı bataryanın - akıcılık alt testinde EKT sonrası puanlar istatiksel açıdan anlamlı düzeyde düşmüştür. ( p=0.013). Diğer nöropsikometrik test skorları ile Klotho, BDNF, GDNF, TNF-α ve IL-10 düzeylerinde EKT öncesi ve sonrası arasında anlamlı bir farklılık saptanmamıştır. IL-10 düzeyindeki değişim ile sigara kullanımı arasında pozitif yönde anlamlı bir ilişki bulunmuştur (p=0.036). Düz sayı dizisi testinde gözlenen değişim skorları, toplam hastalık süresi (p=0.028) ve yatış sayısı (p=0.025) ile anlamlı pozitif korelasyon göstermiştir. Renk söyleme testi değişim skorları madde kullanımı ile negatif yönde ilişkili bulunmuştur (p=0.027). Benzer şekilde, Stroop testindeki bozucu etki süresi farkı da hem madde kullanımı (p=0.011) hem de sigara kullanımı (p=0.010) ile negatif yönde anlamlı ilişki göstermiştir. Wisconsin Kart Eşleme Testi 13. alt test değişim skorları yaşla pozitif yönde anlamlı ilişki göstermiştir (p=0.019). TNF-α düzeyleri; sözel akıcılık (p=0.023), dil (p=0.008) ve düz sayı dizisi (p=0.044) test puanlarıyla pozitif yönde ilişkili bulunmuştur. IL-10 düzeyleri dil puanlarıyla anlamlı ilişki göstermiştir (p=0.023). GDNF düzeyleri, sözel akıcılık (p=0.014), dil (p=0.004) ve düz sayı dizisi (p=0.043) skorları ile pozitif yönde korelasyon göstermiştir. Klotho düzeyleri yalnızca MMSE puanları ile anlamlı bir ilişki göstermiştir (p=0.029). Bellek performansı ile IL-10 düzeyindeki değişim arasında negatif yönde anlamlı bir ilişki saptanmıştır (p=0.039). Perseveratif olmayan hata sayısını temsil eden WKET-7 değişim skoru, TNF-α (p=0.010), BDNF (p=0.023) ve Klotho (p=0.023) düzeylerindeki değişimle pozitif yönde ilişkili bulunmuştur. Öte yandan, IL-10 düzeyindeki değişim; toplam perseveratif tepki (WKET-5, p=0.042), toplam perseveratif hata (WKET-6, p=0.036) ve perseveratif hata yüzdesi (WKET-8, p=0.049) ile anlamlı düzeyde pozitif korelasyon göstermiştir. PANSS pozitif semptom puanları, WKET-3 toplam doğru yanıt sayısı (p=0.044) ve WKET-10 kavramsal düzey yanıt sayısı (p=0.015) ile negatif yönde ilişkili bulunmuştur. Sonuç: Bu çalışmada EKT sonrasında bellek işlevlerinde anlamlı bir artış, buna karşılık sözel akıcılıkta azalma gözlenmiştir. Klotho, BDNF, GDNF, IL-10 ve TNF-α düzeylerinde tedavi öncesi ve sonrası arasında anlamlı bir değişiklik gözlenmemiştir. Ancak, yaş, sigara ve madde kullanımı, PANSS skorları, EKT seans sayısı ve tedaviye ilişkin diğer özellikler ile bazı bilişsel ve klinik ölçümler arasında anlamlı korelasyonlar tespit edilmiştir. IL-10 düzeylerindeki değişim, bellek performansıyla negatif yönde, perseveratif hata ve tepkilerle ise pozitif yönde ilişkilidir. PANSS pozitif semptom puanları, WKET-3 alt testindeki toplam doğru yanıt sayısı ve WKET-10 alt testindeki kavramsal düzey yanıt sayısı ile negatif yönde ilişkili bulunmuştur. Bu bulgu, pozitif semptom şiddeti arttıkça yürütücü işlev performansında azalma olabileceğini düşündürmektedir. GDNF ve TNF-α düzeyleri ise dil ve sözel akıcılık gibi bilişsel alanlardaki test puanlarıyla pozitif korelasyon göstermiştir. Bu bulgular, nöroinflamatuar ve nörotrofik belirteçlerin yürütücü işlevler ve bellekle ilişkili olabileceğini ve EKT'nin etkilerinin yalnızca klinik değil, biyolojik mekanizmalarla da ilişkili olduğunu göstermektedir.