Akut myeloid lösemi tanısı ile takip edilen hastaların moleküler ve sitogenetik özelliklerinin prognoz üzerine etkisinin değerlendirilmesi


Tezin Türü: Tıpta Uzmanlık

Tezin Yürütüldüğü Kurum: Sağlık Bilimleri Üniversitesi, İZMİR BOZYAKA SAĞLIK UYGULAMA VE ARAŞTIRMA MERKEZİ, DAHİLİ TIP BİLİMLERİ BÖLÜMÜ, Türkiye

Tezin Onay Tarihi: 2019

Tezin Dili: Türkçe

Öğrenci: BERKANT USOĞLU

Danışman: Oktay BİLGİR

Açık Arşiv Koleksiyonu: AVESİS Açık Erişim Koleksiyonu

Özet:

Amaç: Akut lösemilerin nedeni erken hematopoetik öncül hücrelerde oluşan edinsel somatik gen mutasyonlarıdır. Sitogenetik anomalilerin ve gen mutasyonlarının prognoz ile doğrudan ilişkili olduğunun ortaya çıkması ile yeni tanı hastaların prognozunu öngördürücü aynı zamanda tedavi protokollerini belirleyen prognostik sınıflama sistemleri oluşturulmuştur. Tedavi kararının belirlenmesinde, sağkalım sürelerini öngörmede kullanılan prognostik sınıflamaların ve sınıflama yapılabilmesi için gerekli olan sitogenetik- moleküler analizin ne kadar önemli olduğunu vurgulamak, aynı zamanda hastanemizde takipli AML hastalarının sitogenetik ve moleküler profilini çıkararak literatüre katkı sağlamak amacıyla bu tek merkezli retrospektif çalışma gerçekleştirilmiştir.Gereç-Yöntem: SBÜ Bozyaka Eğitim ve Araştırma Hastanesi Hematoloji Kliniğinde 2009-2019 yılları arasında tanı konmuş bilgilerinde eksik olmayan 106 primer AML hastasının verileri retrospektif olarak tarandı. Tanı anındaki demografik verileri, hemogram-biyokimya değerleri, konvansiyonel sitogenetik, FİSH ve moleküler genetik sonuçları kaydedildi. Bu hastalardan 68'i ELN 2017 prognostik sınıflama sistemine göre iyi-orta-kötü olarak 3 gruba ayrıldı. Bu grupların genel sağkalım süresi (OS), hastalıksız sağkalım süresi (DFS), indüksiyon kemoterapisine verdikleri yanıt, relaps-refrakter olma durumları, relapsa kadar geçen süreleri incelendi. Bulgular: Çalışmaya dahil olan 106 AML hastasının tanı anındaki ortalama yaşı 57,7 (±16,2) olarak saptanmış olup 58'i (%54,7) erkek, 48'i (%45,3) kadınlardan oluşmaktaydı. Tüm hastaların medyan OS süresi 10,0 (±1,6) ay, hastalıksız sağkalım süresi 9,1 (±1,1) ay olarak saptandı. 60 yaş altı hastaların medyan OS süresi 14,3 (±3,2) ay, 60 yaş üzerinde (yaşlı) hastaların ortalama OS süresi 5,1 (±0,4) ay olarak saptanmıştır. İstatistiksel olarak yaş grupları ile medyan genel sağkalım süreleri arasında anlamlı ilişki bulunmuştur (p=0,003). Hastaların %59,7'sinin normal sitogenetikli olgulardan oluştuğu, sitogenetik anomalilerin sağkalım süreleri incelendiğinde en uzun sağkalım süresine t(15;17) anomalisi mevcut olan hastaların sahip olduğu saptandı. Hastaların moleküler biyokimya profili incelendiğinde izole NPM1 mutasyonu mevcut olan grubun en uzun sağkalım süresine sahip olduğu saptandı (p=0,015). ELN 2017 prognostik sınıflama kriterlerine göre gruplandırılan 68 hastanın 22'si iyi grupta, 25'i orta grupta, 21'i kötü grupta yer alıp medyan OS süreleri sırasıyla 25,0 (±6,3)- 10,1 (±2,0)- 5,1 (±1,1) ay olarak saptanmıştır (p=0,001). İndüksiyon tedavilerine tam remisyon yanıtı gelişme oranları değerlendirildiğinde iyi-orta-kötü grubun sırasıyla %95,4- %72- %28,6 olarak bulunmuştur (p=0,001). Cox-regresyon analizi ile prognostik grupların (p=0,000, HR=3,3) ve yaşın (p=0,045, HR=1,8) sağkalım üzerine etkili olduğu verisine ulaşılmıştır. Tüm hastaların 1 yıllık genel sağkalımı %43,9, 5 yıllık genel sağkalımı %26,9 olarak saptanmıştır.Sonuç: Çalışmamızda sitogenetik ve moleküler profillerine göre sınıflandırdığımız hastalarda kötü prognostik gruptan iyi prognostik gruba gidildikçe genel sağkalım süresinin, hastalıksız sağkalım süresinin, relapsa kadar geçen sürenin ve indüksiyon kemoterapisine verilen tam yanıt oranının arttığını gösterdik. Cox-regresyon analizi ile yaş ve prognostik sınıflamanın dolaylı olarak da bu sınıflamanın yapıtaşını oluşturan sitogenetik ve moleküler profilin sağkalım üzerine etkili olduğunu gösterdik. Bu verileri çalışmamızın amacına ulaşmış olduğunu gösterme açısından anlamlı görmekteyiz.