Prematür bebeklerde bronkopulmoner displazi'nin sikliğini, şiddetini ve diğer morbiditeler ile ilişkisini değerlendirmek ve bronkopulmoner displazi oranlarini azaltmak için perinatal ve postnatal risk faktörlerinin belirlenmesi
Tezin Türü: Tıpta Uzmanlık
Tezin Yürütüldüğü Kurum: Sağlık Bilimleri Üniversitesi, BURSA YÜKSEK İHTİSAS SAĞLIK UYGULAMA VE ARAŞTIRMA MERKEZİ, DAHİLİ TIP BİLİMLERİ BÖLÜMÜ, Türkiye
Tezin Onay Tarihi: 2024
Tezin Dili: Türkçe
Öğrenci: AYŞEN BAYRAK
Danışman: İpek GÜNEY VARAL
Açık Arşiv Koleksiyonu: AVESİS Açık Erişim Koleksiyonu
Özet:Amaç: Bronkopulmoner displazi (BPD), çeşitli doğum öncesi ve/veya doğum sonrası faktörlerin alt solunum yolu gelişimine müdahale ederek ciddi, yaşam boyu sürecek bir hastalığa yol açtığı karmaşık bir sürecin sonucudur. Bu çalışmada, BPD'nin risk faktörleri, patogenezi, eşlik eden morbiditeler ve mortalite üzerine etkisi değerlendirilecektir. Gereç ve Yöntem: Sağlık Bilimleri Üniversitesi Bursa Yüksek İhtisas Eğitim ve Araştırma Hastanesi Yenidoğan Yoğun Bakım Ünitesi'nde (YYBÜ) 1 Ocak 2018-31 Aralık 2021 tarihleri arasında 32. gestasyonel haftanın altında ve/veya 1500 gram altında doğan, uygun kriterleri karşılayan bebekler çalışmaya dahil edildi. Çalışmaya alınan hastalardan BPD 2001 National Institutes of Child Health and Human Development (NICHD) BPD tanım ve sınıflandırma kriterleri dikkate alınarak, doğumdan sonraki 28. günde veya postmenstrüel (PM) 36. haftada oksijen ihtiyacının devam etmesi olarak tanımlandı. Hasta bilgilerine retrospektif olarak hasta dosyalarından ve hastane kayıt sisteminden ulaşıldı. Araştırmada elde edilen verilerin istatistiksel analizleri IBM SPSS V 25.0 (IBM SPSS, Türkiye) istatiksel paket programı ile değerlendirildi. Temel istatistiksel analizlere başlamadan önce verilerin kontrolleri yapılmış ve analiz sürecine başlanmıştır. Öncelikle katılımcıların demografik ve klinik özelliklerinin laboratuvar verilerinin ortaya konulabilmesi için betimleyici istatistiklere yer verilmiştir. Yapılan tüm analizlerde anlamlılık düzeyi p˂0.05 olarak kabul edilmiştir. Bulgular: Çalışmaya toplam 365 prematüre bebek dahil edilmiştir. Çalışmaya dahil edilen bebeklerin %33.1'i (n=120) BPD tanısı almıştır ve bu bebeklerin de %57.8'i (n=69) orta-ağır BPD tanısı almıştır. Bronkopulmoner displazi tanısı alan bebeklerde, doğum ağırlığı ve gestasyonel hafta azaldıkça BPD daha sık görülmektedir. Apgar 1. dakika ve apgar 5. dakika değerleri düştükçe BPD daha sık ortaya çıkmaktadır. Bronkopulmoner displazi tanısı alan bebeklerin total parenteral nütrisyon (TPN) alma süresi daha uzundur ve tam enteral beslenmeye daha uzun sürede geçmektedirler. İlk 3 gün anne sütü ile beslenen bebeklerin BPD tanısı alma olasılığı anlamlı düzeyde azalmıştır. Bronkopulmoner displazi tanısı alan bebekler invaziv ve noninvaziv mekanik ventilasyona daha uzun süre ihtiyaç duymaktadır ve bu bebeklere daha uzun süre oksijen desteği verilmektedir. Aynı zamanda bu bebeklerde High Frequency Oscillatory Ventilation (HFOV) ihtiyacı daha fazladır. Apne nedeniyle kafein başlanan bebeklerin BPD tanısını daha fazla aldığı görüldü ve respiratuvar distres sendromu (RDS) nedeniyle sürfaktan tedavisi alan hastalarda BPD olma ihtimali daha yüksek bulundu. Bronkopulmoner displazi tanısı alan bebeklerde geç neonatal sepsis (GNS) atak sayısı daha fazladır. Genel olarak tüm gruplarda gram pozitif sepsis daha sık görülmekle birlikte gram negatif sepsis görülenlerde BPD'nin daha ağır seyrettiği görülmektedir. Bronkopulmoner displazi tanısı alan bebeklerin YYBÜ yatış süresi daha uzundur. Bronkopulmoner displazi tanısı alan bebeklerde RDS ve tedavi gerektiren patent duktus arteriyozus (PDA) daha fazla görülmektedir ve BPD, PDA'nın ligasyonu gereken hastalarda daha sık görülmektedir. Bronkopulmoner displazi tanısı alan bebeklerde pulmoner hipertansiyon (PH) daha fazla görülmektedir. Bununla birlikte ventilatör ilişkili pnömoni (VİP) geçiren hastalarda BPD sıklığı artmaktadır. Bronkopulmoner displazili hastalarda prematüre osteopenisi ve evre 3-4 prematüre retinopatisi (ROP) anlamlı düzeyde yüksek bulunmuştur. Bronkopulmoner displazi tanısı alan bebeklerde intraventriküler kanama (İVK) açısından anlamlı fark olmamakla birlikte periventriküler lökomalazi (PVL) ve konvulziyon daha sık görülmektedir. Bronkopulmoner displazi tanısı alan bebeklerde çok değişkenli Lojistik Regresyon Analizi yapıldı ve sonucunda RDS olan bebeklerde BPD görülme ihtimalini 3.6 kat artırdığı, VİP olan bebeklerde BPD görülme ihtimalini 6.2 kat artırdığı, prematüre osteopenisi olan bebeklerin ise BPD olma ihtimalini 4.6 kat artırdığı istatistiksel olarak anlamlı bulunmuştur. Sonuç: Gestasyonel haftası <32 ve/veya doğum ağırlığı <1500 gram olan prematüre bebeklerde BPD ve orta-ağır BPD riski yüksektir. Çalışmamızda BPD tanısı alan bebeklerin risk faktörleri ve eşlik eden klinik durumlar ayrıntılı olarak değerlendirilmiştir. Özellikle bebeklerin VİP geçirmiş olmaları ve eşlik eden prematüre osteopeni olmasının BPD gelişme riskini anlamlı düzeyde arttırdığı gösterilmiştir. Bronkopulmoner displazi ve orta-ağır BPD'nin mortalite ile birebir ilişkili olduğu gösterilmiş olup önlenmesi için riskli grupların belirlenmesinin önemli olduğu düşünülmektedir. Anahtar kelimeler: Bronkopulmoner Displazi / Risk Faktörleri / Prematürite