Diferansiye tiroid kanserlerinde boyun ultrasonografide tespit edilen kalın korteksli lenf nodlarının önemi


Tezin Türü: Tıpta Uzmanlık

Tezin Yürütüldüğü Kurum: Sağlık Bilimleri Üniversitesi, Türkiye

Tezin Onay Tarihi: 2022

Tezin Dili: Türkçe

Öğrenci: İSMAİL BODRUM

Danışman: Yasin ŞİMŞEK

Açık Arşiv Koleksiyonu: AVESİS Açık Erişim Koleksiyonu

Özet:

Amaç: Tiroid kanserleri endokrin maligniteler içerisinde en sık görülenlerdir. Tiroid kanserlerinin büyük çoğunluğunu diferansiye tiroid kanserleri oluşturmaktadır. Diferansiye tiroid kanserlerinin çoğunda papiller tiroid kanseri oluşturmaktadır. En sık lenf nodlarına metastaz yaparlar ve prognozu en iyi olanlardır. Diferansiye tiroid kanserlerinde kalın korteksli lenf nodlarının erken metastazda önemi, uzak metastazı öngörme gücü araştırılması planlanmıştır. Metod: Araştırmamız Kayseri Şehir Eğitim ve Araştırma hastanesine başvuran diferansiye tiroid kanser tanısı olan hastaların geriye dönük boyun ultrasonografi bulgularının ve tiroid değerlerinin incelenmesiyle elde edilen verilerden oluşmaktadır. Geriye dönük araştırmada Radyoloji ve Nükleer Tıp bölümü sorumlu hekimlerinin onayı alınmıştır. Olguların histopatolojik tanıları, görüntüleme raporları, tedavi ve takip bilgilerine hastane bilgi yönetim sistemi (HBYS) elektronik arşiv taraması yapılarak ve Nükleer Tıp Kliniğindeki hasta dosyaları incelenerek elde edildi. Olgular patolojik tanılarına göre; papiller tiroid kanseri (PTK), foliküler tiroid kanseri (FTK), papiller mikrokarsinom (PMK) ve iyi diferansiye tiroid kanserinin diğer alt tipleri şeklinde gruplandırıldı. Olguların risk sınıflaması Amerikan Tiroid Birliği'nin (American Thyroid Association – ATA) kılavuzuna göre yapıldı. Çalışmada diferansiye tiroid kanserlerinin takibinde yapılan boyun ultrasonografisinde tespit edilen kalın korteksli lenf nodlarının özelliklerine göre yapılan ince iğne aspirasyon biyopsisinin patoloji sonuçları karşılaştırıldı, diğer parametreler ve tanılar arasındaki ilişkinin istatistiksel anlamlılığı incelendi. Bulgular: Çalışmaya dahil edilen hastaların %80'i kadın cinsiyet, %49.9'unun papiller troid kanseri, %24.24'ünün papiller mikrokarsinom olduğu saptanmıştır. Olguların %47.3'ünün bölgesel lenf nodu metastazının olduğu, %14.39'unun uzak metastazının olduğu tespit edilmiştir. Olguların %86.36'sının radyoaktif iyot tedavisi aldığı, %47.35'inin orta ve yüksek riskte olduğu saptanmıştır. RAI tedavisi sonrasında laboratuvar değerlerinde TSH, Tg ve Anti-Tg anlamlı olarak düşmüştür. Bölgesel metastazı olan olguların RAI esnasındaki Tg değeri, RAI sonrasında Tg değerinden anlamlı olarak yüksek saptanmıştır. Uzak bölge metastazı olanların RAI tedavi sonrası ortalama Tg değeri, olmayanlara göre daha yüksek saptanmıştır. Erkek hastaların RAI tedavi sonrası ortalama Tg değeri kadınlardan daha yüksek olduğu bulunmuştur. Uzak metastaza sahip olanların ortalama RAI doz değeri uzak metastaza sahip olmayanlardan daha yüksek olduğu izlenmiştir. Boyun USG'deki lenf nodunun karakteristik özelliği şüpheli olup İİAB yapılanlarda %31.31 malign sitoloji; malign özellikler içeren lenf nodlarından yapılan İİAB'lerin sonuçlarında %84 oranında malign sitoloji tespit edilmiştir. RAI tedavi öncesi tespit edilen şüpheli lenf nodlarına yapılan biyopsilerde %41.94 malign, RAI tedavi sonrası şüpheli olarak değerlendirilip biyopsi yapılanlarda %40 malign sitoloji tespit edilmiştir. Hastaların İİAB patoloji sonucu ile tanı tipleri arasında anlamlı istatistiksel farklılık saptanmıştır (p=0,003). Papiller tiroid kanser tanılı hastalarda tespit edilen kalın korteksli lenf nodlarından yapılan biyopsi sonucunun malign sitoloji oranı diğer diferansiye tiroid kanser tiplerinden daha yüksek olduğu saptanmıştır. Sonuç: Diferansiye tiroid kanser tanısı olan hastaların takiplerinde servikal bölgede tespit edilen kalın korteksli lenf nodların şüpheli ultrasonografik özellikleri olanlardan yapılan İİAB patoloji sonucunun %31,31 malign sitoloji olarak saptandı. Özellikle metastazı olan kişilerin Tg yüksekliği önemli bir göstergedir. Tg yüksekliği ile kalın korteksli lenf nodunun birlikteliği İİAB açısından uyarıcı olmalıdır. Metastaz ve nüksün erken dönemde tespit edilmesi prognoza olumlu yönde katkı sağlamaktadır. Ancak servikal bölgedeki kalın korteksli lenf nodlarının DTK'nin prognozuna olan katkıları için daha fazla çalışma yapılması gerekmektedir. Anahtar kelime: Diferansiye tiroid kanseri, Kalın korteksli lenf nodu, Metastaz, İnce iğne aspirasyon biyopsisi