Eğitim eğrisini tamamlamış bir klinikte vezikoüreteral reflünün minimal invaziv tedavisinde başarı öngörülebilir mi?
Tezin Türü: Tıpta Uzmanlık
Tezin Yürütüldüğü Kurum: Sağlık Bilimleri Üniversitesi, İSTANBUL ŞİŞLİ HAMİDİYE ETFAL SAĞLIK UYGULAMA VE ARAŞTIRMA MERKEZİ, CERRAHİ TIP BİLİMLERİ BÖLÜMÜ, Türkiye
Tezin Onay Tarihi: 2022
Tezin Dili: Türkçe
Öğrenci: KADİR CEM GÜNAY
Danışman: Kaya HORASANLI
Açık Arşiv Koleksiyonu: AVESİS Açık Erişim Koleksiyonu
Özet:Amaç: Çocuklarda prevalansı %1- 2 arası olan vezikoüreteral reflü (VUR), bu yaş grubunda en yaygın saptanan ürolojik anomalidir. VUR'un tedavisinde kullanılan endoskopik enjeksiyon yönteminin başarısını etkileyen faktörler tam olarak belirlenememiştir. Biz de bu çalışmamızda VUR'da uygulanan minimal invaziv tedavinin eğitim eğrisini tamamlamış bir klinikteki başarısını etkileyen prediktör faktörleri ortaya koymayı amaçlıyoruz. Gereç ve Yöntem: Kliniğimizde 2010-2021 yılları arasında dekstranomer- hyalüronik asit ile enjeksiyon yapılan hastaların verileri retrospektif olarak değerlendirildi. Preoperatif değerlendirmede anatomik bozukluklar için üriner ultrasonografi, taraf ve reflü derecelendirilmesi için VCUG, diferansiyel fonksiyon ve skar tayini için böbrek sintigrafisi, mesane ve barsak fonksiyonlarının tayini için işeme bozuklukları semptom skoru ve bristol dışkı skalası kullanıldı. Cerrahi girişim sonrası 3- 6. ayda yapılan kontrol görüntülemede reflü görülmemesi tek başarı kriteri olarak kabul edildi. Tedavi başarısına etki eden faktörlerin istatistiksel analizi SPSS 20.0 programı kullanılarak gerçekleştirildi. Bulgular: Çalışma 72 erkek, 145 kız çocuğu olmak üzere toplam 217 hasta ve 314 renal ünite ile tamamlandı. VUR derecesi, barsak disfonksiyonu, ateşli İYE öyküsü, renal skar varlığı, yeni skar oluşumu, preoperatif ve postoperatif renal separe fonksiyonlarda düşüklük olmasının enjeksiyon tedavisinin başarısı üzerinde etkili olduğu görüldü. Regresyon analizi ile yeni skar oluşumunun enjeksiyon başarısında bağımsız prediktör faktör olduğu saptandı. Bunlara ek olarak, işeme ve barsak disfonksiyonu olan ve olmayan hastalar ayrı 2 gruba ayrılarak karşılaştırıldı. BBD olanlarda ateşli İYE öyküsü, skar varlığı ve yeni skar oluşumunun anlamlı derecede daha sık görüldüğü sonucuna ulaşıldı. BBD varlığında subüreterik enjeksiyon başarısının anlamlı olarak daha düşük olduğu gözlendi. Sonuç: VUR'da yaygın olarak kullanılan enjeksiyon tedavileri artan deneyim ve başarı oranlarına rağmen hala ideal bir tedavi yöntemi değildir. Tedavi başarısına en çok etki eden prediktör faktörler ile ilgili ortak bir görüş hala oluşmamıştır. Biz çalışmamızda literatürde de yer alan birtakım faktörlerin yanında takiplerde yeni skar gelişiminin enjeksiyon başarısı üzerinde negatif bağımsız bir prediktör faktör olduğunu saptadık . VUR tedavisinde endoskopik yaklaşım hasta bazında risk değerlendirmesi yapılarak alınması gereken bir karardır. Anahtar kelimeler: Vezikoüreteral reflü, endoskopik tedavi, mesane barsak disfonksiyonu