Perkütan koroner girişim planlanan hastalarda klopidogrel direncinin kan lipid düzeyleri, HbA1C, medikal ilaçlar, tam kan parametreleri ve nötrofil/lenfosit oranı ile ilişkisi


Tezin Türü: Tıpta Uzmanlık

Tezin Yürütüldüğü Kurum: Sağlık Bilimleri Üniversitesi, İSTANBUL SULTAN ABDÜLHAMİD HAN SAĞLIK UYGULAMA VE ARAŞTIRMA MERKEZİ, DAHİLİ TIP BİLİMLERİ BÖLÜMÜ, Türkiye

Tezin Onay Tarihi: 2022

Tezin Dili: Türkçe

Öğrenci: CEREN KELEŞ SÖNMEZ

Danışman: Mustafa KAPLAN

Açık Arşiv Koleksiyonu: AVESİS Açık Erişim Koleksiyonu

Özet:

AMAÇ: Antitrombositer tedavi perkütan koroner girişim öncesinde ve stentleme işlemi sonrasında komplikasyonları engellemek için kullanılan tedavinin büyük bir parçasıdır. Klopidogrel en sık kullanılan antitrombositer ilaçlardandır. ADP P2Y12 reseptörünü geri dönüşümsüz inhibe ederek trombosit agregasyonunu önler. Ancak bazen klopidogrel kullanımına rağmen istenmeyen tromboembolik olaylar gözlenmektedir. Bu da klopidogrele karşı direnç varlığını düşündürmektedir. Bu nedenle klopidogrel direnci ile ilişkili olabilecek kronik hastalıklar, laboratuvar parametreleri ve kullanılan medikal ilaçlar araştırıldı. GEREÇ VE YÖNTEM: Çalışmamızda Sağlık Bilimleri Üniversitesi (SBÜ) Sultan 2. Abdülhamid Han Sağlık Uygulama ve Araştırma Merkezi (SUAM) Hastanesi Kardiyoloji kliniğinde perkütan koroner girişim yapılacak olan 101 hastanın optik metod ile trombosit agregasyonu oranlarına bakıldı. Çalışmaya dahil edilen hastaların yaş, cinsiyet, sigara kullanımı, kronik hastalık öyküleri ve ilaç kullanımları not edildi. Hastaların işlem öncesi alınan kan örneklerinden çalışılan trombosit sayısı, ortalama trombosit hacmi (MPV), trombosit dağılım genişliği (PDW), trombosit dağılım hacmi (plateletcrit, PCT), nötrofil, lenfosit, nötrofil/lenfosit oranı (NLR), kan lipid düzeyleri ve HbA1C değerleri kaydedildi. İstatistiksel analizler Jamovi (Version 2.2.5.0) ve JASP (Version 0.16.1) programları ile yapılmış olup ve istatistik analizlerde anlamlılık düzeyi 0.05 (p-value) olarak dikkate alındı. BULGULAR: Perkütan koroner girişim planlanan hastalarda klopidpogrel direnç sıklığı %25,7 olarak tespit edildi. Sigara ve BB ilaç kullanımının istatiksel olarak anlamlı şekilde klopidogrel direncini azalttığını tespit edildi (sırasıyla P=0,042 vs P=0,028). Nötrofil sayısı ≤5,02 mm3 olan kişilerde klopidogrel direnci anlamlı olarak daha sık görüldü (P=0,005). Aynı zamanda NLR değeri ≤2,419 olan kişilerde de istatistiksel olarak anlamlı seviyede daha sık klopidogrel direnci gözlendi (P=0,02). SONUÇ: Klopidogrel direnci çalışmalar doğrultusunda ilaç-ilaç etkileşimleri ve CYP enzim metabolizmasını etkileuen bazı genetik faktörlerle ilişkilendirilmiştir. Çalışmamıza göre sigara ve BB kullanımı klopidogrel direncini azaltmaktadır. Ayrıca nötrofil sayıları ve NLR değerleri düştükçe klopidogrel direnci açısından risk daha çok artmaktadır. Direnç açısından öngördürücü bu faktörler hastalarda istenmeyen tromboembolik olayları engelleyebileceği gibi maliyet açısından da son derece faydalı olacaktır. Anahtar Kelimeler: Klopidogrel Direnci, Nötrofil/Lenfosit Oranı, Beta blokör