Meme kanserli hastalarda ters aksiller haritalamanın onkolojik prensiplere göre güvenilirliğinin belirlenmesi
Tezin Türü: Tıpta Uzmanlık
Tezin Yürütüldüğü Kurum: Sağlık Bilimleri Üniversitesi, ANKARA DR. ABDURRAHMAN YURTASLAN ONKOLOJİ SAĞLIK UYGULAMA VE ARAŞTIRMA MERKEZİ, CERRAHİ TIP BİLİMLERİ BÖLÜMÜ, Türkiye
Tezin Onay Tarihi: 2018
Tezin Dili: Türkçe
Öğrenci: MAHMUT ONUR KÜLTÜROĞLU
Danışman: İsmail Bahadır ÇETİN
Açık Arşiv Koleksiyonu: AVESİS Açık Erişim Koleksiyonu
Özet:GİRİŞ Kadınlarda en sık görülen kanser meme kanseridir. Her 8 kadından biri meme kanserine yakalanmaktadır. Meme kanseri tanısı alan hastaların yaklaşık olarak %30'unda tanı anında bölgesel lenf nodlarına metastaz saptanmaktadır. Bu hastalarda standart yaklaşım aksiller diseksiyon uygulamasıdır. Aksiller diseksiyonun postoperatif en sık komplikasyonu lenfödemdir. Aksiller diseksiyon yapılan hastalarda bu oran %5-20 arasında değişmektedir. Aksiller diseksiyon yapılan ve adjuvan radyoterapi alan hastalarda ise bu oran % 50' lere çıkmaktadır. Meme kanseri tedavisi esnasında aksiller diseksiyon yapılan hastalarda bu kadar sık görülen ve yaşam kalitesini ciddi düzeyde bozan lenfödemi engellemek için yeni arayışlar sürmektedir. Bu yöntemlerden biri de ters aksiller haritalamadır. Bu çalışma sonrasında tespit edilen hasta ve tümör özelliklerine göre ileride ters aksiller haritalama ile belirlenen lenfatik kanallar korunarak hastaların yaklaşık %50 sinde görülen ve yaşam kalitesini çok ciddi şekilde bozan lenfödem azaltılabilecektir. AMAÇ Çalışmamızda tümör özellikleri ve diğer faktörlere göre hangi hastalarda ters aksiller haritalama ile koldan gelen lenf nodlarının korunabileceğiaraştırılacaktır. Ters aksiller haritalama ile koldan gelen lenfatik kanalların korunabilme düşüncesinin onkolojik prensipler açısından güvenilirliğini tespit etmek amaçlanmıştır. YÖNTEM VE GEREÇ Çalışmamız prospektif olarak yapıldı. Meme kanseri tanısı alan; mastektomi veya meme koruyucu cerrahi yapılan ve klinik olarak aksillası pozitif olduğu için rutin aksiller diseksiyon yapılan 81 hasta çalışmaya dâhil edildi. Hastalar postoperatif dönemde takip edilerek patoloji sonuçları ile birlikte klinik (yaş, cinsiyet, vücut kitle endeksi) ve patolojik ((TNM evresi, T boyutu, aksiller nodal durumu, ARM (Axillary Reverse Mapping/Ters Aksiller Haritalama) lenf nodlarının durumu, grade, hormon reseptör durumu, ki67 skoru)) özellikleri kaydedildi. BULGULAR Çalışmaya dâhil edilen 81 hastada ARMLN (Axillary Reverse Mapping Lymph Node/Ters Aksiller Haritalama Lenf Nodu) ile hastaların klinikopatolojik özellikleri arasındaki ilişki değerlendirildiğinde; yaş, VKİ (vücut kitle indeksi), komorbid hastalık varlığı, tanı şekli, cerrahi yöntem, tümör lokalizasyonu açısından anlamlı bir fark bulunamamıştır. ARMLN ile tümör özellikleri arasındaki ilişki değerlendirildiğinde; tümör boyutu, grade, ER, PR, cERBB2, Kİ 67, lenfovasküler invazyon arasında anlamlı ilişki saptanamamıştır. Level 2' de yoğun tutulum olması ile cerrah tercihi ile veya level 3' te lenf nodu olması sonucundaintraoperatif olarak aksiller yükün fazla olması nedeniyle level-1,2,3 aksiller diseksiyon yapılan hastalarda istatiksel olarak anlamlı şekilde ARMLN daha fazla malign olduğu tespit edilmiştir. Aksillada malign tutulum olan hastalarda ekstrakapsüler invazyon, aksiler diseksiyon esnasında çıkarılan lenf nodlarının sayısı, ARMLN sayısı ve boyutu ile ARMNL nın malign olma riski arasında anlamlı ilişki saptanmıştır SONUÇ Bu çalışmada, ARM'in aksiller yükün az olduğu düşünülen erken evre meme kanseri olgularında güvenle uygulanabileceği gösterilmiştir. Aksiller yükün fazla olabileceği; level 1,2,3 diseksiyon yapılan hastalar, ALND (Aksiller Lenf Nodu Diseksiyonu) sonrasında çok fazla lenf nodu diseke edilen hastalar, tespit edilen ARMLN' larının büyük ve şüpheli göründüğü durumlarda ARM tekniği ile ARMLN'larını korumanın güvenilir olmadığı gösterilmiştir. ARM tekniğinin potansiyel yararını ve raporlanan protokollerin güvenilirliğini doğrulamak için prospektif kontrollü randomize çalışmalara ihtiyaç vardır.