Birinci basamakta kullanılan non-invaziv tarama yöntemleri ile metabolik ilişkili yağlı karaciğer hastalığının saptanması ve etki eden faktörlerin değerlendirilmesi
Tezin Türü: Tıpta Uzmanlık
Tezin Yürütüldüğü Kurum: Sağlık Bilimleri Üniversitesi, İSTANBUL KARTAL DR. LÜTFİ KIRDAR ŞEHİR SAĞLIK UYGULAMA VE ARAŞTIRMA MERKEZİ, DAHİLİ TIP BİLİMLERİ BÖLÜMÜ, Türkiye
Tezin Onay Tarihi: 2022
Tezin Dili: Türkçe
Öğrenci: İDİL CEREN BALCI
Danışman: Hüseyin ÇETİN
Açık Arşiv Koleksiyonu: AVESİS Açık Erişim Koleksiyonu
Özet:Amaç: Son yıllarda diyabet, hipertansiyon gibi hastalıkların görülme sıklığındaki artış beraberinde hepatik steatoz ve fibrozis açısından riskli olan hastaların erken tanınması, yönlendirilmesi için yeni yaklaşımlara ihtiyaç göstermiştir. Bu kapsamda metabolik ilişkili yağlı karaciğer hastalığı terminolojisi literatüre girmiş ve bazı non-invaziv skorlama yöntemlerinin tarama amaçlı kullanılabilirliği araştırılmıştır. Bu çalışmada metabolik bozuklukları olan hastalarda non-invaziv tarama yöntemlerinin steatoz/fibrozis riskini ön görmedeki etkinliğini belirlemeyi ve MAFLD mevcudiyeti ile buna etki eden faktörlerin ilişkisini ortaya koymayı amaçladık. Gereç ve Yöntem: Araştırmamız kesitsel tipte bir çalışma olarak planlanmıştır. Çalışma evreni Kartal Dr. Lütfi Kırdar Şehir Hastanesi Aile Hekimliği polikliniklerine 01.03.-30.06.2021 tarihleri arasında başvuran, 18 yaş üzeri bilinen metabolik hastalığı olan veya tanısı yeni doğrulanan bireyler dahil edilmiştir. Tüm katılımcıların sosyodemografik verileri, kronik hastalık durumu, kullandığı ilaçlar sorgulanmıştır. Boy, kilo ve bel çevresi değerleri ölçülerek beden kitle indeksi değeri hesaplanmıştır. Ultrasonografi ile steatoz varlığı değerlendirilmiştir. Hepatik steatoz ve fibrozis olma riskleri FLI, HSI, NAFLD-LFS, FIB-4, NAFLD-FS ve APRI ile hesaplanmıştır. Steatoz ve fibrozis ön görmede kullanılan indekslerin etkinliğini değerlendirmek için tanısal performans testleri kullanılmış; doğruluk oranı, duyarlılık seçicilik, pozitif tahmini değer, negatif tahmini değer, pozitif olabilirlik oranı, negatif olabilirlik oranı, Youden indeksi değerleri hesaplanmıştır. Bulgular: Çalışmaya 233 katılımcı dahil edilmiş olup katılımcıların %59.2'si erkek, %40.8'i kadın, katılımcıların yaş ortalaması 55.410.7 yıl bulunmuştur. Katılımcıların ultrasonografi verileri değerlendirildiğinde, %58.4'ünde steatoz saptanmış olup %25.8'inde evre 1, %27.0'ınde evre 2, %5.6'sında evre 3 steatoz görülmüştür. Katılımcılar steatoz indeks risk gruplarına göre %64.4-%89.7 yüksek riskli bulunmuştur. İndeksi steatoz açısından yüksek riskli olanların %63.6-%77.8'inin steatozu ultrasonografi ile doğrulanmıştır. Çalışmamızda kullanılan kesim noktalarına göre steatoza yönelik tarama testlerinden FLI'nın duyarlılığı 0.824-0.993, HSI'nın duyarlılığı 0.779-1, NAFLD-LFS'nin duyarlılığı 0.846-0.963 arasında bulunmuştur. Katılımcıların tanı kritelerine göre %58.4'ünde MAFLD saptanmıştır. MAFLD varlığı ile FLI, HSI, NAFLD LFS arasında istatistiksel olarak anlamlı fark saptanmıştır (p=0.000). Sonuç: Steatoz ve metabolik risk faktörlerinin ilişkili bulunması, metabolik ilişkili yağlı karaciğer hastalığının değişen terminolojisini doğrulamaktadır. Steatoza yönelik non-invaziv tarama yöntemlerinin kullanımının steatoz açısından riskli hastayı tespit etmede klinik olarak faydalı olabileceği görülmüştür. Bu çalışmada kullanılan skorlamaların steatoz riski bulunan hastaları yüksek duyarlılıkta saptaması, metabolik ilişkili yağlı karaciğer hastalığını ön görmede birinci basamakta uygulanabilir, non-invaziv tarama yöntemleri olduğunu göstermiştir. Katılımcılarda yüksek oranda MAFLD saptanması göz önünde bulundurulduğunda bu alanda skorlama sistemlerinin birinci basamakta kullanımının yaygınlaştırılmasına ve geliştirilmesine ihtiyaç olduğu düşünülmektedir. Anahtar Kelimeler: Fatty liver index, hepatic steatosis index, NAFLD, NAFLD liver fat score, MAFLD, steatozis