Koroner bifurkasyon lezyonlarına perkütan girişim uygulanan hastalarda naples prognostik skorunun majör advers kardiyak ve serebrovasküler olaylarla ilişkisi


Tezin Türü: Tıpta Uzmanlık

Tezin Yürütüldüğü Kurum: Sağlık Bilimleri Üniversitesi, İSTANBUL MEHMET AKİF ERSOY GÖĞÜS KALP VE DAMAR CERRAHİSİ SAĞLIK UYGULAMA VE ARAŞTIRMA MERKEZİ, DAHİLİ TIP BİLİMLERİ BÖLÜMÜ, Türkiye

Tezin Onay Tarihi: 2025

Tezin Dili: Türkçe

Öğrenci: AHMET EMİR ULUTAŞ

Danışman: Özgür SÜRGİT

Açık Arşiv Koleksiyonu: AVESİS Açık Erişim Koleksiyonu

Özet:

Amaç: Bu çalışmanın amacı, sistemik inflamasyon ve beslenme durumunu birlikte değerlendiren bileşik bir gösterge olan Naples Prognostik Skoru'nun (NPS), koroner bifurkasyon lezyonlarına perkütan koroner girişim (PCI) uygulanan hastalarda majör kardiyovasküler ve serebrovasküler olaylar (MACCE) ile tüm nedenlere bağlı mortaliteyi öngörmedeki değerini araştırmaktır. Yöntemler: Şubat 2011 ile Şubat 2023 tarihleri arasında üçüncü basamak bir kalp merkezinde bifurkasyon PCI uygulanan toplam 410 hasta retrospektif olarak incelendi. Hastalara ait klinik veriler, laboratuvar sonuçları ve işlem detayları hastane kayıtlarından elde edildi. Hastalar, MACCE gelişimine göre iki gruba ayrılarak değerlendirildi. NPS ile klinik sonuçlar arasındaki ilişki Kaplan-Meier sağkalım analizi, Cox regresyon modeli ve ROC eğrisi analizi kullanılarak araştırıldı. Bulgular: Çalışma grubunun ortalama yaşı 59,2 ± 10,5 yıl olup, katılımcıların %79,5'i erkekti. İzlem süresince 148 hastada (%36,1) MACCE gelişti. NPS >2 olan hastalarda inme, stent restenozu, KABG ihtiyacı, miyokard enfarktüsü, kardiyak ve tüm nedenlere bağlı mortalite oranlarında anlamlı artış gözlendi (tüm p<0,001). Çok değişkenli analizde, yüksek NPS (HR: 3,756; %95 GA: 3,125–4,514; p<0,001), düşük albümin düzeyi ve önceki PCI öyküsü, mortalitenin bağımsız öngördürücüleri olarak belirlendi. ROC analizi, NPS'nin mortaliteyi öngörmedeki güçlü prediktif kapasitesini ortaya koydu (AUC: 0,810; %95 GA: 0,767–0,853). Sonuç: NPS, bifurkasyon lezyonlarına PCI uygulanan hastalarda majör kardiyovasküler olaylar ve tüm nedenlere bağlı mortalitenin bağımsız bir belirleyicisi olarak öne çıkmaktadır. Bu skor, klinik risk değerlendirmesini güçlendirebilecek, bireyselleştirilmiş hasta yönetimine katkı sunabilecek pratik ve düşük maliyetli bir araç olarak değerlendirilebilir.