Fertil ve infertil kadınlarda vücut antropometrik ölçümlerinin karşılaştırılması
Tezin Türü: Tıpta Uzmanlık
Tezin Yürütüldüğü Kurum: Sağlık Bilimleri Üniversitesi, KONYA SAĞLIK UYGULAMA VE ARAŞTIRMA MERKEZİ, CERRAHİ TIP BİLİMLERİ BÖLÜMÜ, Türkiye
Tezin Onay Tarihi: 2025
Tezin Dili: Türkçe
Öğrenci: GÜLŞAH KIZILGÜN AKSOY
Danışman: Ümmügülsüm ESENKAYA
Açık Arşiv Koleksiyonu: AVESİS Açık Erişim Koleksiyonu
Özet:Amaç: İnfertilite; üreme çağındaki çiftlerde önemli bir sağlık sorunu olup, etiyolojisinde kadın ve erkek kaynaklı birçok faktör yer almaktadır. Son yıllarda obezitenin fertilite üzerine olan etkileri giderek daha fazla araştırılmakta, özellikle abdominal obezitenin kadın üreme sağlığı üzerinde olumsuz etkiler yarattığı bildirilmektedir. Bu bağlamda, yalnızca beden kitle indeksi (BMI) değil, bel çevresi (WC), bel/kalça oranı (WHR), bel/boy oranı (WHtR), vücut yuvarlaklık indeksi (BRI), vücut adiposite indeksi (BAI) ve vücut şekil indeksi (ABSI) gibi alternatif antropometrik ölçümlerin kullanımı ön plana çıkmaktadır. Bu çalışmanın amacı, fertil ve infertil kadınlarda bu antropometrik parametreleri karşılaştırarak infertilite ile vücut kompozisyonu arasındaki ilişkinin ortaya konulmasıdır. Gereç ve Yöntemler Bu kesitsel gözlemsel ve analitik özellikteki çalışma, Konya Şehir Hastanesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Polikliniği'ne başvuran 210 gönüllü kadın üzerinde gerçekleştirilmiştir. Katılımcılar, fertil (n=105) ve infertil (n=105) olmak üzere iki gruba ayrılmıştır. Fertil grup, spontan gebelik elde etmiş ve kronik hastalığı bulunmayan kadınlardan oluşurken; infertil grup, açıklanamayan infertilite ya da ovulatuar disfonksiyon olan daha önce gebelik öyküsü olmayan kadınlardan seçilmiştir. Her bir katılımcının boy, kilo, bel ve kalça çevresi ölçümleri aynı kişi tarafından yapılmıştır. Elde edilen verilere göre BMI, WHR, WHtR, ABSI, BRI ve BAI hesaplanmıştır. Ayrıca infertil grup için folikül stimülan hormon (FSH), luteinize edici hormon (LH) ve estradiol (E2) hormon düzeyleri ile antral folikül sayıları hastane kayıtlarından elde edilmiştir. Verilerin analizinde IBM SPSS 27 programı kullanılmış; normal dağılım gösteren veriler için parametrik, göstermeyenler için non-parametrik testler uygulanmıştır. Anlamlılık düzeyi p<0,05 olarak belirlenmiştir. Bulgular: Demografik özellikler açısından iki grup arasında yaş, eğitim düzeyi, sigara kullanımı gibi değişkenlerde istatistiksel olarak anlamlı bir fark bulunmamıştır. Ancak antropometrik ölçümler karşılaştırıldığında: • Kalça çevresi, infertil grupta fertil gruba göre anlamlı düzeyde daha yüksek bulunmuştur (p=0,028). • Bel/kalça oranı ve ABSI, fertil kadınlarda infertil kadınlara göre anlamlı düzeyde yüksek saptanmıştır (p<0,001). • Vücut adiposite indeksi (BAI) infertil grupta fertil gruba göre daha yüksek bulunmuştur (p=0,007). İnfertil kadınlarda kilo, BMI ve WC gibi ölçümler ile LH ve E2 düzeyleri arasında düşük düzeyde negatif korelasyonlar saptanmıştır (örneğin: kilo ve E2 arasında r=-0,218; p=0,026). Bu bulgular, vücut yağ oranı arttıkça ovulatuar hormon düzeylerinin azalma eğiliminde olduğunu göstermektedir. Fertil kadınlarda ise WC, WHR ve BRI gibi indekslerle gebelik ve doğum sayıları arasında pozitif korelasyonlar elde edilmiştir. Bu durum, artan abdominal yağlanmanın her zaman fertiliteyi olumsuz etkilemeyebileceğini; belirli ölçümlerin biyolojik çeşitlilik çerçevesinde farklı sonuçlar doğurabileceğini düşündürmektedir. Sonuç: Bu çalışma, vücut antropometrik ölçümlerinin yalnızca genel obeziteyi değil, aynı zamanda abdominal yağ dağılımını da dikkate alarak fertilite üzerinde belirleyici bir etkisi olabileceğini göstermektedir. Özellikle BMI dışında kalan WHR, ABSI ve BAI'nın infertil kadınlarda anlamlı farklılıklar göstermesi, klasik BMI ölçümünün tek başına yetersiz kalabileceğine işaret etmektedir. Elde edilen bulgular, infertilite değerlendirmelerinde daha kapsamlı ve çok boyutlu antropometrik analizlerin yapılması gerektiğini ortaya koymaktadır. Bu tür ölçümlerin hem tanı hem de tedavi süreçlerinde rehberlik edebilecek nitelikte olduğu düşünülmektedir. Bu nedenle klinik uygulamalarda sadece BMI'ye değil, özellikle abdominal obeziteyi yansıtan daha hassas ölçütlere de yer verilmesi önerilmektedir. Anahtar Kelimeler: Antropometrik Ölçümler, Fertilite, İnfertilite, Obezite, Ovulatuar Disfonksiyon.