Preoperatif lenfosit/ monosit, trombosit/ lenfosit ve nötrofil/ lenfosit oranlarının seröz over kanserindeki yeri
Tezin Türü: Tıpta Uzmanlık
Tezin Yürütüldüğü Kurum: Sağlık Bilimleri Üniversitesi, ANKARA ETLİK ZÜBEYDE HANIM KADIN HASTALIKLARI SAĞLIK UYGULAMA VE ARAŞTIRMA MERKEZİ, CERRAHİ TIP BİLİMLERİ BÖLÜMÜ, Türkiye
Tezin Onay Tarihi: 2017
Tezin Dili: Türkçe
Öğrenci: SERAP DURMUŞOĞLU ERBEN
Danışman: Ahmet Taner TURAN
Açık Arşiv Koleksiyonu: AVESİS Açık Erişim Koleksiyonu
Özet:Over kanseri %50'den az 5 yıllık yaşam oranıyla tüm jinekolojik maligniteler içerisinde mortalite oranı en yüksek olan kanserdir. Over kanserindeki diagnostik ve terapötik gelişmelere rağmen, genel 5 yıllık sağ kalım oranında çok az değişiklik olmuştur. Hayat boyunca yakalanma riski 1/58 ile 1/68 arasında değişmektedir. Hastalara çoğunlukla ileri evrelerde tanı koyulabilmektedir. Çünkü hastalık ileri evrelere kadar asemptomatik seyretmektedir. Aynı zamanda hastalığı erken evrelerde tanıyabilmek için sınırlı sayıda duyarlı tarama testleri vardır. Sistemik inflamatuar yanıtım karsinogeneziste kritik rol oynadığına dair yükselen kanıtlar vardır. Bunu immün sistem ve inflamatuar hücreler işbirliği içerisinde tümör progresyonuna katkı sağlayarak yapmaktadırlar. Tümöral mikro çevrenin salgıladıkları sitokinlere cevaben oluşan nötrofili, rölatif lenfositopeni ve trombositoz bu değişikliklere öncülük etmektedir. Tümör progresyonunda rol oynayan bu hematolojik değişikliklerin incelenmesi son zamanlarda bu parametrelerin çeşitli kombinasyonlarda birbirlerine bölünmesi ile hesaplanan oranların gidişi predikte etmedeki rollerinin ilgi odağı haline gelmesine sebep olmuştur. Çok sayıda benign ya da malign hastalıkta NLO, LMO ve TLO'nun prognostik rolleri araştırılmıştır. Literatürde seröz over kanserinde preoperatif preinflamatuar oranların prognozu predikte etmede rollerini araştıran az sayıda çalışma olması sebebi ile çalışmamızda anlamlı bir prognostik faktöre ulaşabilmeyi öngörerek seröz over kanserinde bu oranların genel sağ kalım ve hastalıksız sağ kalım üzerindeki etkilerini incelenmesi amaçlanmış ve bu amaçla 2011 Ocak ve 2015 Aralık tarihleri arasında hastanemizde over kanseri tanısı ile opere olup kesin patolojik tanısı seröz over olan 86 hastanın preoperatif verilerine ve takiplerine ulaşılmıştır. Verilerin istatistiksel değerlendirilmesi, 'SPSS 11.5 for Windows' paket programı kullanılarak yapıldı. Genel sağ kalım (GSK); tanı anından ölüme kadar veya son kontrole kadar geçen süre, hastalıksız sağ kalım (HSK); operasyon tarihinden ilk lokal ve/veya uzak rekürensin tespit edildiği tarihe veya son kontrole kadar geçen süre olarak hesaplanmıştır. Gruplar arası oranların karşılaştırılması için "Pearson chi-square test" ve "Fisher exact test", sağ kalım analizinde "Kaplan-Meier metodu" kullanılmış ve gruplar arasındaki farklılık "log-rank test" ile karşılaştırılmıştır. p değerinin <0,05 olması istatistiksel olarak anlamlı kabul edildi. Değerler için sınır median olarak hesaplanmıştır. Hastalar sınır değerine göre düşük veya yüksek grup olarak gruplandırılmıştır. Yapılan analizler sonucunda bazal düşük NLO ve TLO oranlarının azalmış ortalama genel sağ kalımla ilişkili olduğu gösterilmiş ancak istatistiksel olarak anlamlı olmadığı görülmüştür (sırasıyla, p=0.471, p=0.328). LMO değerinde yüksek oranların azalmış sağ kalımla ilişkili olduğu görülmüş ancak sonuç istatistiksel olarak anlamlı bulunmamıştır (p:0.502). Adjuvan tedavi alan grupta genel ve hastalıksız sağ kalım adjuvan tedavi almayan gruba kıyasla artmış olduğundan, subgrup analiz yapılarak adjuvan tedavi alan grupta inflamatuar belirteçlerin rekürrensi ve sağ kalımı predikte etmedeki etkisi ayrıca değerlendirildi. Adjuvan tedavi alan grupta yüksek NLO artmış sağ kalım ile birlikteydi (49.05 ± 3.6 ay) ancak bu farklılık istatistiksel olarak anlam taşımamaktaydı (p:0.231). Artmış LMO düzeyleri genel sağ kalım ve hastalıksız sağ kalım süresinde azalmayı öngörmekteydi (44.66 ± 4.71 ay) ancak bu farklılık istatistiksel olarak anlamlı değildi (p:0.571). Düşük TLO değeri genel sağ kalım ve hastalıksız sağ kalım süresinde uzama ile birlikteydi (47.63 ± 3.81 ay) saptanan bu iyileşmenin istatistiksel olarak anlamlı olmadığı görüldü (p:0.302). Sonuç olarak, tam kan sayımı kolay, ulaşılabilir, ucuz ve rutin preoperatif bir tetkiktir. Tam kan sayımı değerlerinin ve bunlarla elde edilen oranların hastalığın prognozu hakkında bilgi verebiliyor olması klinik açıdan önemlidir. Diğer taraftan bu değerlerin prognozu belirlemedeki etkinliği net değildir. Ayrıca standart bir sınır değer tanımlanamamıştır. Sunulan çalışmamızda tam kan sayımı parametrelerini kullanarak seröz over kanserinde prognozu öngörmenin olası olmadığı görülmüştür. Bu nedenle daha çok sayıda hastayı içeren ve verilerin belli bir sistem dâhilinde prospektif olarak toplandığı çalışmalara ihtiyaç vardır.