İn vitro fertilizasyon tedavisi sonrası gebe kalan hastalarda serum AMH seviyesi ile abortus ilişkisi


Tezin Türü: Tıpta Uzmanlık

Tezin Yürütüldüğü Kurum: Sağlık Bilimleri Üniversitesi, ANKARA ETLİK ZÜBEYDE HANIM KADIN HASTALIKLARI SAĞLIK UYGULAMA VE ARAŞTIRMA MERKEZİ, CERRAHİ TIP BİLİMLERİ BÖLÜMÜ, Türkiye

Tezin Onay Tarihi: 2020

Tezin Dili: Türkçe

Öğrenci: PINAR KARAÇİN

Danışman: Serdar DİLBAZ

Açık Arşiv Koleksiyonu: AVESİS Açık Erişim Koleksiyonu

Özet:

Amaç: Bu çalışmada in vitro fertilizasyon (İVF) tedavisi sonrası gebe kalan kadınlarda abortus ile Anti müllerian hormon (AMH) düzeyi arasındaki ilişkiyi değerlendirmek amaçlandı. Gereç ve Yöntem: T.C. Sağlık Bilimleri Üniversitesi Etlik Zübeyde Hanım Kadın Hastalıkları Eğitim ve Araştırma Hastanesi İVF Kliniği'nde Ocak 2014 - Ocak 2020 arasında İVF tedavisi sonrası gebe kalan hastalar retrospektif olarak değerlendirildi. Tedavi öncesi serum AMH düzeyi ölçülmüş olan toplam 376 hasta çalışmaya dahil edildi. Uterin anomali veya malformasyonu olanlar, polikistik over sendromlu hastalar ve 40 yaşından ileri olanlar çalışma dışı bırakıldı. Hastaların yaş, İVF endikasyonları, vücut kitle indeksleri, toplanan oosit sayısı, matür oosit sayısı, embriyo transfer sayısı, gebelik sonuçları (abortus) ve serum AMH düzeyleri, hasta dosyaları ve otomasyon sisteminden elde edildi. Hastalar serum AMH düzeylerine göre grup I (≤1,6 ng/mL), grup II (1,61-5,6 ng/mL) ve grup III (>5,6 ng/mL) olmak üzere üç gruba ayrıldı. Oluşturulan grupların demografik, klinik, obstetrik, siklus özellikleri ve abortus oranları karşılaştırıldı. Aynı karşılaştırmalar 34 yaş altı ve üstü hastalarda ayrıca yapıldı. Bağımsız kategorik değişkenlerin karşılaştırılmasında ki-kare ve Fisher'in Exact testi kullanıldı. Bulgular: Çalışma grubuna alınan 376 hastanın ortanca yaşının 30 (19-39) ve en sık İVF endikasyonunun açıklanamayan infertilite olduğu tespit edildi (%34,6). Toplam 79 (%21) hastada abortus saptandı. Grup I (n:164), grup II (n:153) ve grup III (n:59) vücut kitle indeksi, obstetrik öyküleri ve uygulanan siklus sayıları açısından benzer bulundu. Abortus oranları, grup I, grup II ve grup III'te sırasıyla %23,8, %19,6 ve %16,9 olarak tespit edildi ve gruplar arasında abortus açısından istatistiksel olarak anlamlı farklılık saptanmadı. Aynı analizler 34 yaş altı ve üstü olmak üzere iki alt grupta tekrarlandı ve abortus oranları açısından fark tespit edilmedi. Toplanan oosit sayısı ve matür oosit sayısı, grup II ve grup I'e oranla, grup III'te daha yüksek saptandı. Grup II'nin toplanan oosit ve matür oosit sayıları grup I'e oranla daha yüksek olarak bulundu. Sonuç: İn vitro fertilizasyon tedavisi sonrası gebe kalan kadınlarda ölçülen serum AMH düzeyi ile abortus arasında herhangi bir ilişki saptanmadı. Genç ve ileri yaş hasta gruplarında da benzer şekilde grup I, grup II ve grup III'te saptanan abortus oranları arasında herhangi bir fark tespit edilemedi. Serum AMH düzeyi ile abortus ilişkisinin araştırıldığı çalışmalarda farklı sonuçların bulunması nedeniyle randomize kontrollü çalışmalara ihtiyaç olduğu kanaatine varıldı.