Atipik plazma hücrelerindeki immünfenotipin ve periferik T-hücre popülasyonunun birinci basamak miyelom tedavisine etkisi
Tezin Türü: Tıpta Uzmanlık
Tezin Yürütüldüğü Kurum: Sağlık Bilimleri Üniversitesi, ANTALYA SAĞLIK UYGULAMA VE ARAŞTIRMA MERKEZİ, DAHİLİ TIP BİLİMLERİ BÖLÜMÜ, Türkiye
Tezin Onay Tarihi: 2025
Tezin Dili: Türkçe
Öğrenci: SAİT EMİR ŞAHİN
Danışman: Volkan KARAKUŞ
Açık Arşiv Koleksiyonu: AVESİS Açık Erişim Koleksiyonu
Özet:Amaç: Yapılan çalışmalar, hastaların prognostik skorlama sistemlerinde genetik olarak yüksek risk grubunda yer alan hastaların, kullanılan indüksiyon protokolü, kök hücre nakli yapılıp yapılmaması ve idame tedavi protokolü tercihinin yanıt ve prognoz açısından önemi olduğu gösterilmiştir. Biz bu çalışmada, tanı anındaki atipik plazma hücresi immün fenotipinin ve T-hücrelerinin yanıt ve prognoza etkisi olup olmadığını göstermeyi amaçladık. Gereç ve Yöntem: Yeni tanı almış, katılım şartlarını taşıyan ve gönüllü 120 MM hastası dahil edildi. MM tanı ve takibi için gerekli tüm tetkikleri çalışılmış olan hastalar gönüllü olmaları halinde bu prospektif çalışmaya kabul edildi. Bu tetkiklere ek olarak normal plazma hücresi, atipik plazma hücresi ve T-hücrelerin tespitini içeren çok parametreli akım sitometri de çalışıldı. Hastanın elde edilen verileri International Myeloma Working Group 2016 yanıt ölçütlerine göre hastalar değerlendirildi. Hastaların en iyi yanıta ulaşma süresi, en iyi yanıtın ne olduğu, bir sonraki tedaviye kadar geçen zaman ve bunların bizim incelediğimiz parametrelerle ilişkisi kayıt altına alındı. Bulgular: Çalışmamızda, yeni tanı miyelom olgularında (n=120, ilgili analizlerde verisi olanlar incelendi) atipik plazma hücresi immünfenotipi ile klinik sonlanımlar incelendi. Tam yanıt ile CD20 ve CD56 ekspresyon durumu arasında anlamlı ilişkiler saptandı: CD20 pozitifliği TY dışı yanıtlarda daha sıktı (p=0,002) ve CD20 medyan yoğunluğu TY dışı grupta daha yüksekti (p=0,017). CD56 pozitifliği TY grubunda daha fazlaydı (p=0,041) ve CD56 medyan yoğunluğu TY lehine daha yüksekti (p=0,036). Genel sağkalım bakımından CD20 pozitifliği daha kısa medyan OS ile ilişkili bulundu ( p=0,004); CD38 bright ve CD138 bright fenotipleri ise daha uzun medyan OS ile ilişkiliydi (sırasıyla p=0,040 p=0,039). Sonuç: Bulgular birlikte ele alındığında, atipik immünofenotipik özelliklerin, CD20 pozitifliği ve yüksek ekspresyonu, CD56 negatifliği veya düşük ekspresyonu, zayıf CD38/CD138 ekspresyonu MM'de daha agresif klinik seyirle ilişkili olabileceğine dair bulgular saptandı. Akım sitometrik immünfenotipleme, MM tanısı sırasında sadece minimal rezidüel hastalık tespiti için değil, aynı zamanda prognostik öngörü açısından da değerli bilgiler sağlayabileceğini gösteren sonuçlara ulaşıldı. Gelecekte daha geniş hasta serilerini içeren klinik çalışmalarda immünfenotipik özelliklerin genetik alt gruplarla birlikte değerlendirilmesi ve çok değişkenli analizlerde bu belirteçlerin genetik faktörlerden bağımsız prognostik öneminin araştırılması gerekmektedir. İmmünfenotipin, genetik profillerden bağımsız olarak prognostik değer taşıdığının doğrulanması durumunda, tedavi stratejilerinin belirlenmesinde immünfenotipik risk faktörleri de göz önünde bulundurularak daha kişiselleştirilmiş yaklaşımlara gidilmesi mümkün olacaktır. Anahtar Kelimeler: Akım sitometri, multipl miyelom, sağkalım, immünfenotip, plazma hücresi, lenfosit