Kronik hepatit c tanılı hastalarda güncel tedaviler (direkt etkili antiviral ajanlar) öncesi ve sonrasında non-invaziv bir metod olan fibroscan® ile saptanan fibrozis skorlarının retrospektif olarak incelenmesi


Tezin Türü: Tıpta Uzmanlık

Tezin Yürütüldüğü Kurum: Sağlık Bilimleri Üniversitesi, İZMİR TEPECİK SAĞLIK UYGULAMA VE ARAŞTIRMA MERKEZİ, DAHİLİ TIP BİLİMLERİ BÖLÜMÜ, Türkiye

Tezin Onay Tarihi: 2018

Tezin Dili: Türkçe

Öğrenci: AYŞE GÖKÇEN TUFAN

Danışman: Harun AKAR

Açık Arşiv Koleksiyonu: AVESİS Açık Erişim Koleksiyonu

Özet:

Giriş ve Amaç: Hepatit C virüsü (HCV) kronik karaciğer hastalığının önde gelen nedenlerinden biridir ve dünya genelinde %2-3 prevalansı ile 130-150 milyon kişiyi enfekte etmektedir. HCV enfeksiyonu hastaların %50-85' inde kronikleşir ve tedavi edilmezse bu hastaların yaklaşık %30' u 20-30 yıllık bir süreçte siroza ilerlemektedir. Pegile interferon (Peg-INF) ve Ribavirin içeren rejimlerde tüm genotiplerdeki % 50-55 kalıcı viral yanıt (KVY) oranına karşılık, direkt etkili antiviralleri (DEA) içeren güncel tedaviler ile KVY oranları belirgin bir şekilde % 99' lara ulaşmıştır. Başarılı bir antiviral tedavi kronik karaciğer hastalığı ile ilgili morbidite ve mortaliteyi, hepatosellüler karsinom (HCC) insidansını ve karaciğer nakline olan ihtiyacı belirgin olarak azaltmaktadır. Kronik hepatit C' de (KHC) hepatik fibrozisin evrelemesi önemli bir unsurdur, çünkü fibrozis hastalığın seyrinin en önemli belirleyicisidir ve antiviral tedavi endikasyonunu etkiler. Transient elastografi (Fibroscan®); karaciğerin sertliğini sayısal olarak ölçerek hepatik fibrozisi değerlendiren, güvenilir, non-invaziv ve tekrarlanabilir bir yöntemdir. Kronik karaciğer hastalıklarında fibrozisin dinamik sürecinin değerlendirilmesi ve siroza bağlı komplikasyonların öngörülmesinde yararlı bir araç olarak görülmektedir. Çalışmamızın amacı; kronik hepatit C tanılı DEA ile tedavi alan hastalarda Fibroscan® ile elde edilen karaciğer sertlik ölçümlerini ve APRI (AST-trombosit oranı) skorlarını retrospektif olarak inceleyerek non-invaziv yöntemlerle tedavi sonrası erken dönemde gerçekleşen fibrozis değişimlerini değerlendirmektir. Gereç-Yöntem: Çalışmamızda Sağlık Bilimleri Üniversitesi İzmir Tepecik Eğitim ve Araştırma Hastanesi Gastroenteroloji Polikliniği' nde takipli, Temmuz 2016 – Eylül 2017 tarihleri arasında DEA tedavisi alan KHC tanılı 40 hastanın verileri retrospektif olarak incelenmiştir. Hastaların demografik verileri, transient elastografi ile saptanan tedavi öncesi ve bitimindeki karaciğer sertlik ölçümleri, APRI skorları ve biyokimyasal verileri kaydedildi. Hastalar aldıkları DEA tedavilerine göre; Paritaprevir + Ritonavir/Ombitasvir + Dasabuvir tedavisi alan hastalar 1. grup (n=20), Sofosbuvir + Ledipasvir ± Ribavirin tedavisi alan hastalar 2. grup (n=20) olarak 2 ana grupta değerlendirildi. Bulgular: Çalışmaya dahil edilen hastaların karaciğer sertlik ölçüm ortalamaları tedavi öncesinde 15.73±10.63 kPa (min-max: 5.20-45.00 kPa) ve tedavi bitiminde 12.56±8.84 kPa (min-max: 4.30-42.00 kPa) olarak saptandı. Karaciğer sertlik ölçümlerinde tedavi bitiminde başlangıca göre %20.16 gerileme (ortalama fark: -3.17±5.83 kPa) ile anlamlı iyileşme olduğu görüldü (p=0.001). Gruplar arasında tedavi sonunda karaciğer sertliğindeki gerileme açısından anlamlı fark olmadığı görüldü (p=0.542). Tedavi bitimi karaciğer sertlik ölçümlerine göre alt fibrozis gruplarına gerileme oranı %75 ile en fazla F2 fibrozisli hastalarda görülmüş olup, F3 fibrozisli olanlarda %57.2 ve F4 fibrozisli olanlarda %17.6 oranında anlamlı gerileme saptandı (p=0.035). Sirotik hasta grubunda karaciğer sertliğinde iyileşmenin diğer fibrozis gruplarına göre daha az oranda olduğu görülmüş olup bu durum iki tedavi grubunda da benzer şekilde bulundu (p=0.199). Bu farklılığın tedavi sonu ölçümlerimizin erken dönemde yapılmış olması ile ilişkili olabileceği düşünüldü. Hastaların tedavi sonu APRI değerlerinde de başlangıca göre anlamlı gerileme olduğu görüldü (p<0.001) ve APRI düzeyinde gerileme açısından tedavi grupları arasında fark bulunmadı (p=0.328). Ayrıca karaciğer sertliğinde gerileme ile APRI (p=0.002), AST (p=0.001) ve INR (p=0.045) arasında pozitif ilişki, hemoglobin (p=0.038) ve trombosit sayısı (p=0.031) arasında ise negatif ilişki saptandı. Sonuç: Çalışmamızda kronik hepatit C tanılı hastalarda güncel antiviral tedaviler ile karaciğer sertlik ölçümlerinde ve APRI değerlerinde gerileme olduğu saptanmış ve DEA ile tedavi sonrası erken dönemde fibroziste anlamlı iyileşme olduğu görülmüştür. İleri düzey fibrozisli ve sirotik hastalarda daha uzun dönem izlemlerin yapılması gerektiği görülmekle birlikte non invaziv bir yöntem olarak transient elastografi (TE)' nin özellikle kronik hepatit C tanılı hastalarda fibrozisin dinamik sürecini değerlendirmede ve kronik karaciğer hastalığına bağlı komplikasyonların öngörülmesinde yararlı bir araç olduğu düşünüldü.