Suprakostal mini perkütan nefrolitotomi(M-PCNL) ameliyatı yapılan hastalarda akciğer komplikasyonlarının saptanmasında postoperatif rutin akciğer görüntülemesinin gerekliliği
Tezin Türü: Tıpta Uzmanlık
Tezin Yürütüldüğü Kurum: Sağlık Bilimleri Üniversitesi, İSTANBUL HASEKİ SAĞLIK UYGULAMA VE ARAŞTIRMA MERKEZİ, CERRAHİ TIP BİLİMLERİ BÖLÜMÜ, Türkiye
Tezin Onay Tarihi: 2023
Tezin Dili: Türkçe
Öğrenci: ABDULLAH ESMERAY
Danışman: Faruk ÖZGÖR
Açık Arşiv Koleksiyonu: AVESİS Açık Erişim Koleksiyonu
Özet:Amaç: Suprakostal mini perkutan nefrolitotomi(m-pcnl) ameliyatı yapılan hastalarda akciğer komplikasyonlarınn saptanmasında rutin postoperatif akciğer görüntülemesinin gerekliliğinin araştırılması. Gereç ve Yöntem: Kliniğimizde 2017-2022 tarihleri arasında suprakostal (11 ve 12. kotlar arası) m-pcnl yapılan hastaların verileri retrospektif olarak değerlendirildi. On sekiz yaş altı, böbrek ve iskelet sistemi anomalisi olan ve aktif akciğer hastalığı olan hastalar çalışma dışı bırakıldı. Çalışma kriterlerine uyan 112 hasta çalışmaya dahil edildi. Hastalar rutin postoperatif posteroanterior akciğer(PA AC) grafisi çekilen ve çekilmeyen olarak iki gruba ayrıldı. Grup 1'de bulunan 40 hastaya postoperatif 4.saatte yatak başında rutin PA AC grafisi çekildi. Grup 2'de bulunan 72 hastaya ise solunum semptomları varlığında PA AC grafisi çekildi. İki grubun komplikasyon ve operatif verileri karşılaştırıldı. Bulgular: Ortalama yaş, grup 1'de 44,3±11,4, grup 2'de 42,6±13,1 olarak hesaplandı(p=0,102). Taş boyutu grup 1'de 30,8±8,6 mm, grup 2'de 24,8±8,4 mm olarak saptandı (p=0,313). Komplikasyonlar değerlendirildiğinde grup 1'de 4(%10) hastada, grup 2'de 3(%4) hastada postoperatif dönemde ateş gelişti (p=0,246). Grup 1'deki 4(%10) hastanın rutin postoperatif PA AC grafisinde minimal efüzyon tespit edildi ancak semptom olmaması nedeniyle ek bir girişim veya tedavi planlanmadı. Efüzyon tespit edilen bu hastaların takibinde 1(%2,5) hastada postoperatif 36.saatte semptom gelişmesi üzerine tekrar yapılan PA AC grafisinde hidropnömotoraks saptandı ve toraks tüpü takıldı. Grup 2'de postoperatif solunum semptomları gelişmesi nedeniyle 4(%5) hastaya PA AC grafisi çekildi. Bu hastalardan 16.saatte semptom gelişen 1(%1,3) hastada anlamlı pnömotoraks saptanması üzerine toraks tüpü ile tedavi edildi. Toraks tüpü takılması açısından her iki grup arasında anlamlı fark yoktu (Grup 1 %2,5 vs grup 2 %1,3, p=0,671 ). Sonuç: Çalışmamızda suprakostal akses ile m-pcnl yapılan hastalarda gelişebilecek olası akciğer komplikasyonlarını erken teşhis edebilmek için rutin postoperatif PA AC grafisi çekilmesinin ek katkısı saptanmamıştır.