Parkinson ve alzheimer hastalarında optik koherans tomografi bulguları ve karşılaştırılması
Tezin Türü: Tıpta Uzmanlık
Tezin Yürütüldüğü Kurum: Sağlık Bilimleri Üniversitesi, İSTANBUL HAYDARPAŞA NUMUNE SAĞLIK UYGULAMA VE ARAŞTIRMA MERKEZİ, DAHİLİ TIP BİLİMLERİ BÖLÜMÜ, Türkiye
Tezin Onay Tarihi: 2017
Tezin Dili: Türkçe
Öğrenci: DERYA BAYRAM
Danışman: Gülbün Asuman YÜKSEL
Açık Arşiv Koleksiyonu: AVESİS Açık Erişim Koleksiyonu
Özet:Amaç: Çalışmamızda erken evre Parkinson ve Alzheimer hastalarında makuler volum ve retinal sinir lifi kalınlığındaki değişiklikleri OCT ile saptamayı hedefledik. OCT sonuçlarının hastalıkların erken tanısında yönlendirici nitelikte olabilecek spesifik değişiklikler içerip içermediğini değerlendirmeyi ve sonuçları hem aynı yaş ortalamasında sağlıklı kontrol grubu ile hem de iki hastalık arasında karşılaştırmayı amaçladık. Hasta Seçimi ve Yöntem: Haydarpaşa Numune Eğitim ve Araştırma Hastanesi Hareket Bozuklukları Polikliniği'nden takipli 15 Parkinson hastası ve Demans Polikliniği'nden takipli 15 Alzheimer hastası çalışmaya dahil edilmiştir. Ayrıca hastanemiz Göz hastalıkları polikliniğine başvuran 15 sağlıklı gönüllülerden oluşan kontrol grubumuz mevcuttur. Çalışmaya dahil edilen hastaların, OCT ile retinal sinir lifi kalınlığı, foveal, parafoveal ve makuler kalınlık ölçümleri yapılmıştır. Hastaların tashihli görme, fundus muayenesi ve intraokuler basınç ölçümü yapılmıştır. Görme keskinliği ±3, intraokuler basıncın >21mmHg, diyabetik ve hipertansif retinopati , optik disk anomalisi, yaşla ilgili makuler dejenerasyon, optik nöropati öyküsü ve kortikosteroid kullanımı vs. bulunması halinde hastalar OCT değerlendirmesine alınmamıştır ve çalışma dışı kalmıştır. İki ayrı ölçüm halinde dört kadrana ve iki bölüme ayırarak (Superior, inferior, temporal, nazal kadrandaki kalınlıklar ile süperior2 ve inferior2 halinde iki bölüm olarak) kalınlıklar kaydedilmiştir. Ayrıca hastalarda foveal, parafoveal ve makuler kalınlıklarda ölçülmüştür. Parkinson hastalarında klinik dizabilite derecesi Birleşik Parkinson Hastalığı Değerlendirme Ölçeği (BPHDÖ) ile belirlenmiştir. Hastalara ek olarak Günlük Yaşam Aktiviteleri Değerlendirme Ölçeği (GYA) uygulanmıştır. Alzheimer hastalarına ise ek olarak SMMT ve Montreal Bilişsel Değerlendirme Ölçeği (MOCA) uygulanmıştır. OCT sonuçları ile hastalık evrelerinin ve test sonuçlarının karşılaştırılması yapılmıştır. Bulgular: Parkinson hasta grubu kontrol grubu ile karşılaştırıldığında; İPH grubunun tüm kadranlarda RNFL kalınlığı ve foveal, parafoveal, makuler kalınlıkları istatiksel olarak kontrol grubuna göre anlamlı bir azalma göstermedi. Aksine süperior RNFL kalınlığı anlamlı derecede kontrol grubuna göre yüksek saptandı. Parkinson hastalarında UPDRS, GYA, Hoehn Yahr Evre 1-2 ile tüm kadranlardaki RNFL kalınlığı, foveal, parafoveal ve makuler kalınlıklar arasında istatiksel olarak anlamlı ilişki görülmedi (p>0.05). Alzheimer demans grubu kontrol grubu ile karşılaştırıldığında; temporal, nazal, inferior2 RNFL kalınlıkları ile foveal, parafoveal ve makuler kalınlar kontrol grubuna göre istatiksel olarak anlamlı ölçüde azalmıştı. Superior RNFL kalınlığı ise anlamlı derecede kontrol grubuna göre yüksekti. AH'de PH'ya benzer şekilde hastalık süresi, başlangıç yaşı, MOCA, SMMT ile tüm kadranlardaki RNFL kalınlığı, foveal, parafoveal ve makuler kalınlıklar arasında istatiksel olarak anlamlı ilişki görülmedi (p>0.05). Sonuç: Parkinson hasta grubunda kadranlardaki RNFL kalınlık azalmasının kontrol grubuna göre anlamlı olmadığını; Alzheimer demans grubunda ise superior kadran dışında tüm kadranlarda RNFL kalınlığında kontrol grubuna göre incelme olduğunu ancak temporal, nazal, inferior2 RNFL kalınlığı ile foveal, parafoveal ve makuler kalınlıklardaki incelmenin istatiksel olarak anlamlı düzeye ulaştığını saptadık. Bu sonuçların ise hastalara uyguladığımız SMMT, MOCA ve UPDRS testleriyle korelasyon göstermediğini gözlemledik. Özetle çalışmamız sonucu İPH grubunda OCT ile RNFL kalınlığının biyolojik marker olarak taranmasını önermemekteyiz. Erken evre Alzheimer hastalarında RNFL kalınlığındaki incelmeleri kontrol grubuna kıyasla istatiksel olarak anlamlı saptadığımız için hastalık tanısında biyomarker olarak kullanılabileceğini, aynı şekilde OCT sonuçları ile SMMT ve MOCA arasında korelasyon gösteremediğimiz için hastalık progresyon takibinde kullanılmasının uygun olmayacağını düşünüyoruz.