Ağır konjenital nötropeni tanısıyla izlenen hastaların klinik özellikleri ve prognozlarının değerlendirilmesi


Tezin Türü: Tıpta Uzmanlık

Tezin Yürütüldüğü Kurum: Sağlık Bilimleri Üniversitesi, ANKARA ŞEHİR SAĞLIK UYGULAMA VE ARAŞTIRMA MERKEZİ, DAHİLİ TIP BİLİMLERİ BÖLÜMÜ, Türkiye

Tezin Onay Tarihi: 2026

Tezin Dili: Türkçe

Öğrenci: SİMAY DOĞAN SUMAK

Danışman: Betül KARAATMACA

Açık Arşiv Koleksiyonu: AVESİS Açık Erişim Koleksiyonu

Özet:

Amaç: Ağır Konjenital Nötropeni (AKN), tedavi edilmediğinde ağır enfeksiyonlar ve komplikasyonlar nedeniyle önemli morbidite ve mortaliteye neden olan farklı genetik mekanizmalarla oluşan primer immün yetmezlik hastalığıdır. Tanı sonrası antibiyotik profilaksileri ve Granülosit koloni stimüle edici faktör (G-CSF) kullanımıyla hastaların prognozları düzelmiş ve yaşam kaliteleri artmıştır. Bu çalışmada üç aydan uzun süre ağır nötropeni ile immünoloji polikliniğinde izlenen hastaların demografik verileri, laboratuvar, genetik ve klinik özellikleriyle tedavi yanıtı ve komplikasyonları incelenerek AKN tanısı alanların klinik ve genetik özellikleri, tedavi seçenekleri ve prognozlarının değerlendirilmesi amaçlanmıştır. Gereç ve Yöntem: Çalışmamızda Ankara Bilkent Şehir Hastanesi, Çocuk İmmünoloji polikliniğine başvuran hastalardan en az üç ay süreyle mutlak nötrofil sayısı (MNS) <500/mm3 olan ve ağır nötropeni nedeniyle izleme alınan 0-18 yaş arasındaki hastaların klinik ve laboratuvar bulguları, genetik analiz sonuçları ve tedavi yöntemleri retrospektif olarak incelendi ve AKN tanısı alanların demografik ve klinik özellikleriyle prognozları değerlendirildi. Bulgular: Çalışmamıza dahil edilen 136 hastanın 65'i (%47,8) kronik benign nötropeni (KBN), 21'i (%15,4) intermitan nötropeni, 50'si (%36,8) ise ağır konjenital nötropeni (AKN) tanısı aldı. AKN grubunda ortanca başvuru yaşı 13 (4-23) ay ve tanı yaşı 10 (5–24) aydı. Ebeveynler arası akrabalık oranı %68 ve ailede benzer hastalık öyküsü %38 idi. En sık başvuru nedeni %76 ile enfeksiyonlar, bunun içinde en sık aftöz lezyon/gingivostomatit/yumuşak doku enfeksiyonlarıydı. Genetik analiz sonucunda en sık görülen mutasyonlar 18'inde (%36) HAX1, altısında (%12) ELANE ve beşinde SLC37A4 olmuştur; dokuz hastada mutasyon saptanamadı. Hastaların G-CSF kullanım süresi ortanca 35,5 (12,25 – 86,75) ay ve güncel G-CSF dozu 3,0 (2,0–5,0) μg/kg/gün idi. G-CSF sonrası dönemde enfeksiyon insidans hızı yaklaşık %65; hastaneye yatış insidans hızı ise yaklaşık %58 istatistiksel olarak anlamlı daha düşük bulundu. AKN tanılı yedi hastaya hematopoetik kök hücre nakli (HKHN) yapıldı. Toplam iki hasta, biri HKHN yapılamadan, bir hasta da HKHN sonrası enfeksiyon nedeniyle kaybedildi. Sonuç: AKN tanılı hastaların yaşamın erken döneminde klinik bulgular vermesi nedeniyle erken tanı alarak etkin tedaviye hızlı ulaşmaları hastaların morbidite ve mortalitelerini önemli ölçüde azaltmakta, hayat kalitelerini arttırmaktadır. Tedaviye yanıtsız olan hastalarda veya HKHN erken dönemde önerilen hastalıklarda moleküler tanı önem kazanmaktadır. AKN tanılı hastaların genetik analizlerinin erken dönemde yapılması hastaların prognozu açısından oldukça önemlidir.