Kronik hemodiyaliz hastalarında kaşıntı sıklığının laboratuvar, klinik ve demografik bulgularla ilişkisi


Tezin Türü: Tıpta Uzmanlık

Tezin Yürütüldüğü Kurum: Sağlık Bilimleri Üniversitesi, İSTANBUL PROF. DR. CEMİL TAŞÇIOĞLU ŞEHİR SAĞLIK UYGULAMA VE ARAŞTIRMA MERKEZİ, DAHİLİ TIP BİLİMLERİ BÖLÜMÜ, Türkiye

Tezin Onay Tarihi: 2022

Tezin Dili: Türkçe

Öğrenci: ENES CÖMERT

Danışman: Meral Gülay KADIOĞLU KOÇAK

Açık Arşiv Koleksiyonu: AVESİS Açık Erişim Koleksiyonu

Özet:

Amaç: Günlük pratikte sık rastladığımız Kronik Böbrek Hastalığı(KBH)'nda kaşıntı sık karşılaşılan ve göz ardı edilen bir problemdir. Biz bu çalışmada kronik diyaliz hastalarında üremik kaşıntının sıklığını standardize edilmiş kaşıntı skalaları ile belirleyerek, bunun demografik, klinik ve biyokimyasal parametrelerle ilişkisini ortaya koymayı ve farkındalığı artırmayı amaçladık. Gereç ve Yöntem: Ocak 2019- Aralık 2020 tarihleri arasında Sağlık Bilimler Üniversitesi Prof. Dr. Cemil Taşçıoğlu Şehir Hastanesi ve özel bir diyaliz merkezinin yedi farklı şubesine başvurmuş olan diyaliz hastalarından en az 6 aydır diyaliz tedavisi alan hastalar değerlendirildi. Dışlanma kriterleri sağlandıktan sonra çalışmaya katılmayı kabul eden 1093 hastada Görsel Analog Skala(VAS) ve 5-D Kaşıntı Skalası ile kaşıntı sıklığı tespit edildi. Kaşıntısı olan ve olmayan grupların demografik, klinik verileri, son altı aylık biyokimyasal parametreleri ve diyaliz yeterlilik parametrelerinin ortalaması değerlendirilerek kaşıntıyı etkileyen faktörler araştırıldı. Bulgular: Çalışmada 1093 hastada kaşıntısı olan hasta sayısı 224(%20,5)'tü. Kaşıntısı olan grupta kaşıntıyı değerlendirdiğimiz iki skala (VAS ve 5-D Kaşıntı Skalası) kuvvetli derecede pozitif koreleydi (r:0,883, p:0,0001). Çalışmada erkek hasta oranı %53,3, kadın hasta oranı %46,7'ydi. Cinsiyet, diyaliz süresi ve seans sayısı ile kaşıntı ilişkisizdi (sırasıyla p:0,623, p:0,080, p:0,126). Kaşıntı şiddetine göre hastalar hafif, orta ve şiddetli kaşıntısı olanlar olarak üç gruba ayrıldığında; gruplar arasında hastaların yaşı dışında anlamlı fark olmadığı, şiddetli kaşıntısı olan grubun yaş ortalamasının hafif ve orta şiddetli kaşıntısı olan grupların yaş ortalamasından anlamlı derecede düşük olduğu izlendi (p:0,003). DM varlığı ile kaşıntı arasında ilişki saptanmazken, HT ile kaşıntı arasında anlamlı ilişki mevcuttu (sırasıyla p:0,840, p:0,038). Kaşıntı pozitifliğine neden olan biyokimyasal ve diyaliz yeterlilik parametreleri değerlendirildiğinde kaşıntı pozitif grupta kaşıntı negatif gruba göre CRP'nin anlamlı derecede yüksek, Kt/V ve URR'nin ise anlamlı derecede düşük olduğu görüldü (sırasıyla p:0,025, p:0,018, p:0,008). Kaşıntı tedavisi incelediğinde hastaların 33,9'unun herhangi bir tedavi almadığı izlendi. Sonuç: Diyaliz hastalarında kaşıntı halen yüksek oranda görülmekte olup yeterince tedavi edilememektedir. Kaşıntının CRP ile ilişkisi, patogenezde düşünülen immünohipotezi desteklemektedir. Aynı zamanda kaşıntısı olan grupta Kt/V ve URR'nin daha düşük saptanması diyaliz yeterliliği ile kaşıntının ilişkisini ortaya koymaktadır. Bu bilgiler ışığında ÜK'nın patogenezinde birden çok faktörün yer aldığını, tanı ve tedavide farkındalığın artırılması gerektiğini düşünmekteyiz. Anahtar Kelimeler: Hemodiyaliz, Kronik Böbrek Yetmezliği, Üremik Kaşıntı, VAS, 5-D Kaşıntı Skalası