Postoperatif nüks gelişen diferansiye tiroid karsinomlu hastalarda antitiroglobulin düzeylerinin subtiplerle ilişkisininincelenmesi
Tezin Türü: Tıpta Uzmanlık
Tezin Yürütüldüğü Kurum: Sağlık Bilimleri Üniversitesi, KAYSERİ ŞEHİR SAĞLIK UYGULAMA VE ARAŞTIRMA MERKEZİ, DAHİLİ TIP BİLİMLERİ BÖLÜMÜ, Türkiye
Tezin Onay Tarihi: 2025
Tezin Dili: Türkçe
Öğrenci: MURAT GÜVEN
Danışman: Yasin ŞİMŞEK
Açık Arşiv Koleksiyonu: AVESİS Açık Erişim Koleksiyonu
Özet:Amaç: Endokrin sistemde en sık görülen malignite tiroid kanseridir. Tiroid kanserlerinin ise çoğunluğunu diferansiye tiroid kanserleri oluşturmakta olup bunların da çoğu papiller tiroid kanseri olarak karşımıza çıkmaktadır. Çalışmamızda postoperatif nüks gelişen diferansiye tiroid kanseri hastalarında antitiroglobulin düzeylerinin diferansiye tiroid kanseri subtipleriyle ilişkisinin incelenmesi amaçlanmış olup antitiroglobulin düzeylerinin takipteki yerinin araştırılması planlanmıştır. Metod: Araştırmamız Kayseri Şehir Eğitim ve Araştırma hastanesine başvuran diferansiye tiroid kanser tanısı olan hastaların retrospektif olarak hastaların tanı bilgileri yaşları, kitle boyutu ve laboratuvar sonuçları (tiroglobulin, antitiroglobulin) ve operasyon sonrası nüks verileri incelenmesiyle elde edilen verilerden oluşmaktadır. Olguların histopatolojik tanıları, görüntüleme raporları, tedavi ve takip bilgilerine hastane bilgi yönetim sistemi (HBYS) elektronik arşiv taraması yapılarak elde edildi. Olgular patolojik tanılarına göre; papiller tiroid kanseri (PTK), foliküler tiroid kanseri (FTK) şeklinde gruplandırıldı. Olguların risk sınıflaması Amerikan Tiroid Birliği'nin (American Thyroid Association–ATA) kılavuzuna göre yapıldı. Bulgular: Çalışmaya dahil edilen 150 hastanın %75'i kadın cinsiyet, %88'inin papiller tiroid kanseri olduğu saptanmıştır. Kanser tipi ile yaş, operasyon nüks arası ay farkı, nodül alanı tiroglobulin ve antitiroglobulin karşılaştırıldığında istatistiksel olarak anlamlı farklılık saptanmamış olup PTK'da kapsül invazyonu FTK'ya göre daha düşük oranda saptanmıştır. Tiroglobulin seri ölçümünün medyan değerleri anlamlı olarak düşüş eğiliminde olduğu gösterilmiştir. Antitiroglobulin seri ölçümü değerlerinde ise anlamlı farklılık saptanmamıştır. Sonuç: Çalışmamız anti-TgAb'nin DTK takibinde önemli bir biyobelirteç olduğunu desteklemekte; ancak tek başına kullanılmasının yetersiz kalabileceğini ve mutlaka Tg düzeyleri, görüntüleme bulguları ve klinik parametrelerle birlikte değerlendirilmesi gerektiğini göstermektedir. anti-TgAb'nin klinik değerini daha net ortaya koyabilmek için çok merkezli, uzun dönemli ve geniş örneklemli çalışmalar yapılması gerekmektedir. Anahtar kelime: Diferansiye tiroid kanseri, papiller tiroid kanseri, tiroglobulin, antitiroglobulin.