Vezikoüreteral reflü tanısı almış hastaların uzun dönem takibi


Tezin Türü: Tıpta Uzmanlık

Tezin Yürütüldüğü Kurum: Sağlık Bilimleri Üniversitesi, İSTANBUL BAŞAKŞEHİR ÇAM VE SAKURA ŞEHİR SAĞLIK UYGULAMA VE ARAŞTIRMA MERKEZİ, DAHİLİ TIP BİLİMLERİ BÖLÜMÜ, Türkiye

Tezin Onay Tarihi: 2025

Tezin Dili: Türkçe

Öğrenci: ZEYNEP SARIHAN

Danışman: Sevgi YAVUZ

Açık Arşiv Koleksiyonu: AVESİS Açık Erişim Koleksiyonu

Özet:

Vezikoüreteral Reflü Tanısı Almış Hastaların Uzun Dönem Takibi Amaç: Vezikoüreteral reflü tanısı almış hastaların demografik, klinik ve radyolojik verilerinden oluşan parametreler ile reflünün prognozu arasındaki ilişkinin incelenmesi Gereç ve Yöntem: Bu çalışma 1 Haziran 2020 ile 1 Mart 2024 tarihleri arasında Başakşehir Çam ve Sakura Şehir Hastanesi Çocuk Nefroloji Polikliniği'nde vezikoüreteral reflü (VUR) tanısı almış olan 130 hasta ile retrospektif olarak yapıldı. Hastaların demografik özellikleri, başvuru şikayetleri, idrar yolu enfeksiyonu (İYE) öyküsü, mesane barsak disfonksiyonu, ek üriner ya da sistemik anomali varlığı, sünnet durumu, reflünün derecesi, tarafı, zamanlaması, sintigrafik renal skar mevcudiyeti, reflünün kendiliğinden iyileşme durumu ya da cerrahi müdahale gereksinimi, mikroalbuminüri (MA), kronik böbrek hasarı (KBH), hipertansiyon gelişme durumları, VUR indeksi, üreter çapı oranı (ureteral diameter ratio, UDR), distal üreter çapı not edildi. Spontan rezolüsyona uğrayanlar ve açık ya da kapalı cerrahi tedaviye yönlendirilenler olarak hastalar gruplandırıldı ve istatistiksel analizleri yapıldı. Bulgular: Hastaların çoğunluğunu kızların oluşturduğu (%60), en sık İYE ile başvurdukları (%58), yaklaşık yarısında mesane barsak disfonksiyonunun eşlik ettiği, %50'sinde reflünün bilateral ve en sık geç dolum fazında (%50) gözlendiği, skar oranının yüksek (%51,5) olduğu, yaklaşık üçte ikisinin cerrahi müdahale gerektirdiği, %15 olgunun spontan düzeldiği, yaş arttıkça spontan rezolüsyon oranının düştüğü (p=0,01), geç dolum fazında reflü tespit edilenlerde cerrahi müdahale olasılığının yükseldiği (p=0,044) ortaya konuldu. UDR ve VUR indeksinin açık cerrahi uygulanan olgularda daha yüksek olduğu gözlendi (sırasıyla p=0,049, p=0,023). Sonuç: Vezikoüreteral reflülü hastalar en sık İYE kliniği ile başvurmakta, yaklaşık yarısında mesane barsak disfonksiyonu eşlik etmekte, sıklıkla cerrahi müdahale gerektirmekte ve yine yaklaşık yarısında renal skar gelişebilmektedir. Yaş küçüldükçe spontan rezolüsyon şansı artmakta, cerrahi müdahale gereksinimi azalmaktadır. Geç dolum fazında reflünün saptanması cerrahiye gidiş açısından öngörücü bir parametre olabilir. Tanı anındaki distal üreter çapı, UDR ve VUR indekslerinin yakın takibi açık cerrahi gerektirecek hastaların erken belirlenmesine katkı sağlayabilir. Anahtar kelimeler: İdrar yolu enfeksiyonu, mesane barsak disfonksiyonu, üreter çapı oranı, vezikoüreteral reflü