Asetabulum posterior kolon kırıkları osteosentezinde talonlu kanüllü vida kullanımı iyi bir alternatif olabilir mi? Biyomekanik çalışma


Tezin Türü: Tıpta Uzmanlık

Tezin Yürütüldüğü Kurum: Sağlık Bilimleri Üniversitesi, ANKARA SAĞLIK UYGULAMA VE ARAŞTIRMA MERKEZİ, CERRAHİ TIP BİLİMLERİ BÖLÜMÜ, Türkiye

Tezin Onay Tarihi: 2022

Tezin Dili: Türkçe

Öğrenci: KEMAL ŞİBAR

Danışman: Kadir Bahadır ALEMDAROĞLU

Açık Arşiv Koleksiyonu: AVESİS Açık Erişim Koleksiyonu

Özet:

Amaç: Asetabulum kırıkları sınıflamasında elementer kırıklar grubunda yer alan posterior kolon kırıkları %4,1 oranında görülmektedir. Tek başına görülebildiği gibi kompleks kırıklar'ın bir komponenti olarak da görülebilir. Bu deneysel tez çalışmamızda sentetik hemipelvis kemik modelleri üzerinde oluşturduğumuz posterior kolon kırığı modelleri üzerinde yeni bir implant olan talonlu kanüllü vida ve geleneksel tespit yöntemlerinin statik yüklenme, dinamik yüklenme ve torsiyonel stres altında kırık hattındaki deplasman miktarlarını ve rijiditelerini biyomekanik açıdan karşılaştırmayı amaçladık. Gereç ve Yöntem: Çalışmamızda farklı fiksasyon yöntemlerine göre 3 ayrı grup oluşturuldu. Grup 1; 3.5 mm rekonstrüksiyon plağı + interfragmanterik vida, Grup 2; geleneksel 7.3 mm kanüllü vida, Grup 3 ise talonlu kanüllü vida uygulanan modellerden oluşmaktadır. Dinamik ve statik yüklenme testleri için her gruba 10'ar adet kemik model hazırlandı. Torsiyonel testler için de yine her gruba 10'ar adet kemik model hazırlandı. Toplamda 60 sentetik hemipelvis kemik modeli kullanıldı. Her bir kemik model ayrı ayrı dinamik ve statik yüklenme testlerine tabi tutuldu. Rijidite ile yüklenmeden önce ve sonra AL, BL ve CL olarak kırık hattı üzerinde daha önceden belirlenen referans noktalardaki deplasman miktarları ölçüldü. Torsiyonel testlerden sonra ise her grubun torsiyonel rijiditesi ve dayanabildiği maksimum tork değerleri hesaplandı. Bulgular: Dinamik yüklenme testleri sonrası BL noktasında Grup 1'de, Grup 2'ye göre göre istatistiksel olarak anlamlı derecede daha az deplasman görüldü. AL ve CL noktalarında ise Grup 3'te, Grup 2'ye göre istatistiksel olarak anlamlı derecede daha az deplasman görüldü. Grup 1 ve Grup 3, dinamik yüklenme testlerinde benzer davranışlar sergiledi ve aralarında istatistiksel olarak anlamlı olacak bir fark oluşmadı. Statik yüklenme testleri sonrası CL noktasında Grup 1'de, Grup 2'ye göre istatistiksel olarak anlamlı derecede daha az deplasman görüldü. AL ve CL noktalarında ise Grup 3'te, Grup 2'ye göre istatistiksel olarak anlamlı derecede daha az deplasman görüldü. Grup 1 ve Grup 3 statik yüklenme testlerinde benzer davranışlar sergiledi aralarında istatistiksel olarak anlamlı olacak bir fark oluşmadı. Torsiyonel testlerde ise Grup 1'deki modellerin dayanabildiği maksimum tork diğer iki gruba göre istatistiksel olarak anlamlı derecede daha yüksek bulundu. Grup 1'in, Grup 2'ye göre daha yüksek torsiyonel rijiditeye sahip olduğu görüldü. Grup 1 ve Grup 3 arasında ise torsiyonel rijidite açısından istatistiksel olarak anlamlı bir fark görülmedi. Sonuç: Elde edilen sonuçlar talonlu kanüllü vidaların asetabulum posterior kolon kırıklarında kullanımı için umut vericidir. Talonlu kanüllü vidalar ile fikse edilen modellerde, statik ve dinamik yüklenme testlerinde değerlendirilen üç referans noktanın ikisinde, geleneksel kanüllü vidalarla fikse edilen modellere göre istatistiksel olarak anlamlı derecede daha az deplasman görülmüştür. Yine talonlu kanüllü vidaların; statik ve dinamik yüklenme testlerinde değerlendirilen tüm parametrelerde şu anda altın standart kabul edilen plak-vida ile tespit ile benzer sonuçlara sahip olduğu görülmüştür. Talonlu kanüllü vidaların, asetabulum posterior kolon kırıklarının cerrahi tedavisinde, seçilmiş hasta gruplarında gelecekte iyi bir alternatif olabileceğini düşünüyoruz. Anahtar Kelimeler: Asetabulum kırıkları, posterior kolon, biyomekanik, talon, perkütan fiksasyon, kanüllü vida